Kelimeler arşivinde; içinde "atlak" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde atlak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu atlak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında atlak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PATLAKÇİÇEĞİ
ALTIPATLAK
ÇATLAKLIK, KILÇATLAK
PATLAKÇA, ÇATLAKOÇ
EYATLAK
YATLAK, ÇATLAK, TATLAK, ŞATLAK, SATLAK, MATLAK, KATLAK, HATLAK, GATLAK, CATLAK, BATLAK, PATLAK
ATLAK
ATLAK
Çaydan geçebilmek için aralıklarla konulan iri taşlar. Köprü. Kadar: Senin atlak var. Gözeyi oluşturan dört kenarından birine verilen ad.
PATLAKÇİÇEĞİ
Noel ağacı.
MATLAK
Tahta kaşık. Faydasız, gereksiz (söz için). Şaşılacak, gülünç şey.
KILÇATLAK
Gomlak, vernik, boya katmanında ya da ağaçta oluşan, gözle zor görülecek incelikte çatlak.
TATLAK
Ankara kenti, Çamlıdere ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
EYATLAK
Üstünkörü, baştan savma yapılan iş.
ALTIPATLAK
Altı mermi alan toplu tabanca, altıpatlar.
ÇATLAK
Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.
YATLAK
Yarık, aralık: Kapı yatlak duruyor.
PATLAKÇA
Patlak gibi, patlağa benzer.
HATLAK
Atlanacak yer.
ÇATLAKOÇ
Melengiç ağacının tohumu.
KATLAK
Kadar. Sac üzerinde pişirilen mayasız ekmek.
ŞATLAK
Kasap çırağı.
SATLAK
Akılsız : Bana öyle satlak satlak laf söyleme.
ÇATLAKLIK
Çatlak olma durumu. Delilik. Çatlamış yer, çatlak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ATLAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BELDİR
Patlak gözlü.
ÇATLATMAK
Çatlak duruma getirmek. Sabrını taşırmak. Çatlamasına yol açmak. Aklını kaçırmak.
BELERÜK
Patlak, dışarı fırlamış, devrik.
CIDAR
Sakat. Çatlak.
BÜRTLEK
Patlak, devrik göz, patlak gözlü.
ÇADDAH
Çatlak.
BICILGAN
Kadınların meme uçlarında, çocukların ayaklarında, hayvanların ayak parmaklarıyla bileklerinde ter, pislik, çamur v.s. sebeplerden ileri gelen sulu yara. Bir çeşit at hastalığı. Bukağılık deri yangısı. Hayvanların ayaklarında hasıl olan yara, çatlak.
GEDİK
Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık, rahne. Güçlük, güç durum. Boşluk, eksiklik. Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer. Eksik dişli. Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak, imtiyaz. Dağ geçidi.
BELERGEN
Patlak, dışarı fırlamış, devrik (göz hakkında).
KASIRGA
Rüzgâr çizelgesinde hızı 64 veya daha fazla deniz mili olan ve kuvveti 12 ile gösterilen rüzgâr. Duyguların patlak verişi, büyük heyecan, coşku.
MACUN
Hamur kıvamına getirilmiş madde. Boyacılıkta çatlak ve aralıkları kapamak, camcılıkta camları tutturmak için kullanılan hamur kıvamında karışım. Baharlı, tarçınlı, yumuşak ve yapışkan şekerleme.
BARIK
1.Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2.Yeşillik, çayırlık yer. 3.Bitkilerin çok olduğu yer. 4.Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer.
YARIK
Yarılarak açılmış yer, geniş çatlak. İnce bir çizgi durumunda açılmış yara. Çatlak. Yarılarak açılmış ya da yarılarak oluşmuş. Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik. Anlaşmazlık. Dişinin cinsel organı.
BIRTLAK
Fazla olgun: Bırtlak üzüm sevmem. Patlak (göz hakkında). Sarkık (yanak hakkında). Hamurdan yapılan bir yemek, lokma.
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
SİVRİÇ
Kaya çatlakları arasına sokulup üzerine balyozla vurulan, ucu sivri, yaklaşık 1 metre boyunda çelik çubuk.
DİYAKLAZ
Çatlak.
PIRTLAK
Pırtlamış, dışarı fırlamış, patlak. Kabuğundan kolayca dışarı çıkabilen.
BARIH
Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar.
KAYNAMAK
Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak. Mide ekşimek. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak. Yerden çıkmak. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek. Çok miktarda bulunmak. Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak. Arada kaybolmak. Gerektiği gibi yapılamamak. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak. Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak. Coşmak, heyecanlanmak. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak. Yara kapanmak, iyileşmek.