Kelimeler arşivi içinde; sonunda "atlak" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. Sonu atlak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında atlak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde atlak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ALTIPATLAK
KILÇATLAK
EYATLAK
ÇATLAK, PATLAK, BATLAK, CATLAK, GATLAK, HATLAK, KATLAK, MATLAK, SATLAK, ŞATLAK, TATLAK, YATLAK
ATLAK
ATLAK
Çaydan geçebilmek için aralıklarla konulan iri taşlar. Köprü. Kadar: Senin atlak var. Gözeyi oluşturan dört kenarından birine verilen ad.
TATLAK
Ankara kenti, Çamlıdere ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
MATLAK
Tahta kaşık. Faydasız, gereksiz (söz için). Şaşılacak, gülünç şey.
HATLAK
Atlanacak yer.
GATLAK
Kadar.
SATLAK
Akılsız : Bana öyle satlak satlak laf söyleme.
KATLAK
Kadar. Sac üzerinde pişirilen mayasız ekmek.
ALTIPATLAK
Altı mermi alan toplu tabanca, altıpatlar.
EYATLAK
Üstünkörü, baştan savma yapılan iş.
CATLAK
Yaşlılıktan bunamış, delimsi, acuze, cadı.
YATLAK
Yarık, aralık: Kapı yatlak duruyor.
KILÇATLAK
Gomlak, vernik, boya katmanında ya da ağaçta oluşan, gözle zor görülecek incelikte çatlak.
ŞATLAK
Kasap çırağı.
PATLAK
Patlayarak açılmış, yırtık, yarık. Patlamış yer.
BATLAK
Sazlık, bataklık, çayırlarda kapalı küçük bataklık. Büyük şarap fıçısı, fıçı. Testi. Patlatılmış mısır.
ÇATLAK
Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.
Bu bölümde tanımı içerisinde ATLAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BIRTLAK
Fazla olgun: Bırtlak üzüm sevmem. Patlak (göz hakkında). Sarkık (yanak hakkında). Hamurdan yapılan bir yemek, lokma.
PATLAKÇA
Patlak gibi, patlağa benzer.
MACUN
Hamur kıvamına getirilmiş madde. Boyacılıkta çatlak ve aralıkları kapamak, camcılıkta camları tutturmak için kullanılan hamur kıvamında karışım. Baharlı, tarçınlı, yumuşak ve yapışkan şekerleme.
PIRTLAK
Pırtlamış, dışarı fırlamış, patlak. Kabuğundan kolayca dışarı çıkabilen.
BÜRTLEK
Patlak, devrik göz, patlak gözlü.
DİYAKLAZ
Çatlak.
YARIK
Yarılarak açılmış yer, geniş çatlak. İnce bir çizgi durumunda açılmış yara. Çatlak. Yarılarak açılmış ya da yarılarak oluşmuş. Küçük bir ışık demeti elde etmek için ışık kaynağının önüne konulan, saydam olmayan bir düzlem üzerine açılmış, dikdörtgen biçiminde küçük delik. Anlaşmazlık. Dişinin cinsel organı.
SİVRİÇ
Kaya çatlakları arasına sokulup üzerine balyozla vurulan, ucu sivri, yaklaşık 1 metre boyunda çelik çubuk.
ÇATLATMAK
Çatlak duruma getirmek. Sabrını taşırmak. Çatlamasına yol açmak. Aklını kaçırmak.
BELERÜK
Patlak, dışarı fırlamış, devrik.
BELERGEN
Patlak, dışarı fırlamış, devrik (göz hakkında).
BARIH
Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar.
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
BICILGAN
Kadınların meme uçlarında, çocukların ayaklarında, hayvanların ayak parmaklarıyla bileklerinde ter, pislik, çamur v.s. sebeplerden ileri gelen sulu yara. Bir çeşit at hastalığı. Bukağılık deri yangısı. Hayvanların ayaklarında hasıl olan yara, çatlak.
KASIRGA
Rüzgâr çizelgesinde hızı 64 veya daha fazla deniz mili olan ve kuvveti 12 ile gösterilen rüzgâr. Duyguların patlak verişi, büyük heyecan, coşku.
BARIK
1.Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2.Yeşillik, çayırlık yer. 3.Bitkilerin çok olduğu yer. 4.Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer.
BELDİR
Patlak gözlü.
ÇATLAKLIK
Çatlak olma durumu. Delilik. Çatlamış yer, çatlak.
KAYNAMAK
Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak. Mide ekşimek. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak. Yerden çıkmak. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek. Çok miktarda bulunmak. Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak. Arada kaybolmak. Gerektiği gibi yapılamamak. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak. Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak. Coşmak, heyecanlanmak. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak. Yara kapanmak, iyileşmek.
GEDİK
Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık, rahne. Güçlük, güç durum. Boşluk, eksiklik. Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer. Eksik dişli. Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak, imtiyaz. Dağ geçidi.