Kelimeler arşivinde; içinde "arşı" olan, toplam 104 tane kelime bulunuyor. İçerisinde arşı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu arşı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında arşı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARŞILAŞTIRABİLME
KARŞILAŞTIRILMAK, KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK
KARŞILAŞTIRILMA, KARŞILAŞTIRMACI, KARŞILAŞTIRMALI, KARŞILANABİLMEK, KARŞILAŞABİLMEK, KARŞILAYABİLMEK
KARŞILAŞTIRMAK, KARŞIDENGELEME, KARŞILANABİLME, KARŞILAŞABİLME, KARŞILAŞTIRICI, KARŞILAYABİLME, KARŞILIKSIZLIK, SERVETİYEKARŞI
KARŞILAŞTIRMA, KARŞIDAVRANIŞ, KARŞIKÖPÜRÜCÜ, KARŞILIKLILIK, KARŞILIKSIZCA, KARŞISÜRTÜNME, KARŞITLIĞIMSI, KARŞITYOKLAMA
KARŞITLAŞMAK, KARŞIKÖPÜRME, KARŞILAŞMACI, KARŞILIKLICA, KARŞITLAMALI, KARŞIYENİMLİ
KARŞILANMAK, KARŞILAŞMAK, KARŞILIKSIZ, KARŞITLAMAK, KARŞITLAŞMA, KARŞIÇEKİCİ, KARŞIDÖNGEL, KARŞILIKLAR, KARŞITAYRIM, KARŞITÇILIK
ARŞINLAMAK, KARŞICILIK, KARŞILAMAK, KARŞILAŞMA, KARŞILIKLI, KARŞITLAMA, ARŞINNAMAK, ÇARŞIBİLİR, GARŞILİYİN, KARŞIASTEL, KARŞIDURMA, KARŞIGEÇİT, KARŞIKONAK, KARŞILANIŞ, KARŞILANMA, KARŞILAYAN, KARŞILAYIŞ, KARŞIPINAR, KARŞISÜRÜM, KARŞITLICA, KARŞITUTUM, KARŞIYANIT, KARŞIYENİM
ARŞINLAMA, ÇARŞIBAŞI, KARŞILAMA, KARŞITLIK, KARŞIYAKA, ÇARŞICUMA, ÇARŞIRLIK, KARŞIBERİ, KARŞIKENT, KARŞILEYİ, KARŞINLIK, KARŞITLAM
ARŞINLIK, KARŞILIK, KARŞITÇI, KARŞITLI, ARŞINMAK, ÇARŞIKÖY, ÇARŞISIZ, GARŞILIH, KARŞIBAN, KARŞIGÜN, KARŞIKÖY, KARŞILAR, KARŞILIH, KARŞINLI, KARŞITUÇ
ÇARŞILI, KARŞICI, ARŞIALA, ARŞIMAK, ARŞINCI
KARŞIN, KARŞIT, ÇARŞIR
ÇARŞI, KARŞI, ARŞIN, GARŞI
ARŞI
ARŞI
Aşı.
KARŞILAŞTIRILMA
Karşılaştırılmak işi.
KARŞILAYABİLME
Karşılayabilmek işi.
KARŞILAŞTIRABİLME
Karşılaştırabilmek işi.
KARŞILAŞTIRMAK
Karşılaştırma işini yaptırmak. Kişi ve nesnelerin benzer veya ayrı yanlarını incelemek için kıyaslamak, mukayese etmek. Dikişte giysinin bir yanına yapılmış olan işlemi, eşitlik sağlamak amacıyla öbür yanında uygulamak.
KARŞILAYABİLMEK
Karşılama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KARŞILAŞABİLMEK
Karşılaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KARŞILANABİLME
Karşılanabilmek işi.
KARŞILAŞTIRMACI
Karşılaştırmalı edebiyat veya dil bilimi uzmanı.
KARŞIDENGELEME
Bir deneylemede deneysel değişkenin uygulanmasına bağlı saptırıcı etkileri dengelemek amacıyla bu etkenin değişik rastlantılı düzenler içinde sunulmasını öngören denetim önlemi, bk. abba düzeni, deneyin denetlenmesi.
KARŞILAŞTIRILMAK
Karşılaştırma işi yapılmak.
KARŞILAŞTIRICI
Küçük uzunlukları ya da aralımları tam ve kesin olarak ölçmede kullanılanlir düzenek. Bir tür reokölçer.
KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK
Bir görüş, kanı, tutum, davranış ya da eyleme karşı olma ya da karşı çıkma.
KARŞILAŞABİLME
Karşılaşabilmek işi.
KARŞILANABİLMEK
Karşılanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KARŞILAŞTIRMALI
Karşılaştırma yolu ile yapılan, mukayeseli.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARŞI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
ACIMA
Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.
AHLAF
Bizden sonrakiler, eslaf karşıtı.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
AĞIŞ
Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.