Kelimeler arşivinde; içinde "arut" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde arut bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu arut ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında arut olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BARUTKAVURAN
BARUTÇUBAŞI
BARUTÇULAR, BARUTÇULUK
BARUTHANE
BARUTLUK
BARUTÇU, KAMARUT
ANARUT
BARUT, CARUT, KARUT
ARUT
ARUT
Meşe kömürü içinde yanmamış kalan odun çubuğu, marsık.
KARUT
Ot, çimen. İnce bulgur. Tahtakurusu.
BARUTÇU
Barut yapan veya alıp satan kimse.
KAMARUT
Sözünü bilmez, densiz.
ANARUT
Nişasta.
BARUTÇULUK
Barutçunun yaptığı iş.
CARUT
Ateş küreği. Küçük ateş küreği (Erzincan Merkez).
BARUTÇUBAŞI
Barut yapımı ile uğraşan ve cebeci ocağına bağlı olan barutçuların buyurucusu.
BARUTHANE
Barut yapılmış olan ya da saklanan yer.
BARUTLUK
Barut kabağı.
BARUTKAVURAN
Karaman şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
BARUT
Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde.
BARUTÇULAR
Denizli kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARUT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FİŞEK
Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlara, atılmak için sürülen ve içinde barut bulunan bir kovan ile bu kovanın ucuna yerleştirilmiş mermiden oluşan cephane. Donanma ve şenliklerde kullanılan çeşitli yanıcı veya patlayıcı maddeler.
ANCAR
Baharat. Saçma, barut, kurşun gibi av malzemesi.
KURUSIKI
Yalnız barut doldurulmuş, çekirdeksiz tüfek veya tabanca mermisi. Bu mermiyi patlatan bir tür tabanca. Blöf. Korku.
SIKI
Dar. Güçlü ve çabuk, hızlı. Disiplin. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. Zorlu, güçlü ve etkili. Cimri. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü. Zorlayıcı durum. Yoğun. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Sıkıca, iyice.
BALİSTİK
Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.
BARID
Barut (Domur köyü).
ÇORAKÇILIK
Topraktan, kaynatılıp süzülerek barut güherçilesi çıkarma işi.
MANTAR
Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı (Fungi). Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası. Balık ağlarını su yüzünde tutmaya veya olta sarmaya yarayan mantar parçası. Uydurma söz, yalan. Mantar hastalığı. Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı. Hayvanların burun ucu. Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti. Bu tabakadan yapılmış olan şişe tapası. Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu madde.
KARTUŞ
Merminin arkasından namluya sürülen bezden veya kartondan barut kesesi, hartuç. Yazıcıya yerleştirilen mürekkep dolu tüp. Resim yazıda kralın adını diğerlerinden farklı bir biçimde göstermeyi sağlayan oval çerçeve. Dolma kalem içine yerleştirilen mürekkep dolu tüp.
GÜHERÇİLE
Tarımda gübre, hekimlikte ilaç olarak kullanılan, barut vb. patlayıcı maddeler yapımına yarayan, beyaz renkte ve ince billurlar durumunda birleşik bir madde, potasyum nitrat (KNO3).
KOVAN
Fişeğin kapsül, barut ve kurşun taşıyan yuva bölümü, kapçık. Yayık. Çoğunlukla toprak veya tahtadan yapılmış olan arı barınağı.
PİŞTOV
Osmanlı ordusunda bir süre kullanılan, paçavrayla sıkıştırılmış barutu horozunda bulunan çakmak taşı ile ateşleyip kurşun bilyeyi atan, kısa namlulu, tek atış yapılabilen bir tabanca türü.
FÜNYE
Barut vb. patlayıcı maddeleri ateşlemek için kullanılan kapsül. Topu ateşlemek için falya deliğine konulan araç.
KAPSÜL
Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk. Şişe kapağı. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap.
DAĞILMA
Dağılmak işi. Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması. Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları.
ÇORAK
Verimli olmayan (toprak). Verimsiz, kısır. Toprak damlara çekilen, su geçirmeyen killi toprak. Bazı toprakların yüzünde beyaz bir katman durumunda toplanan ve eskiden barut yapmakta kullanılan potaslı, sutlu tuz. Acı (su).
ÇIBIK
Çubuk. Killi toprak. Kumlu toprak. Ufak taşlı toprak. 50 cm. boyunda sigara içilen takım. İnce ip: Öğretmenim çıbığımı vermiyor. Pulluğun ortasındaki uzun demir. Çocukların topuğunun arkasında çıkan yara. Göz hastalığı. Bir yün ve çul motifi. inee, uzun kurşun parçaları. (Aksaray Niğde). Palaz ve çuvallar üzerindeki çubuğu andıran motif. (Yenikent Aksaray Niğde). Dolma av tüfeklerinde namluya konan barut ile saçmayı sıkıştırmağa yarayan deynek. (Akbaş Güdül Ankara). Dokuma tezgahında erişin arasındaki uzun çıta. (Kızılca Bor Niğde).
AZOTİ
Çakmaklı av tüfeğinin yemleme barutu.
AVCAR
Ezilmiş, parçalanmış. Tane: Eşek hoşaftan ne anlar, suyunu içer avcarı kalır. Pastırma ve sucuğa konulan baharat. Lezzet, tat. Hıyar, karpuz gibi şeylerin tohumu. Tabak somağının posası. Kışlık yiyecek, kış yiyeceği. Saçma, barut gibi av malzemesi. Mantık, mantıki düzen: Lâfının hiç avcarı yok. Kıvam, karar. Av araç ve gereçleri. Kimyon. Baharat. Sebze bahçesi (Akpınar). Tencereye konan yemek malzemesi.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.