Kelimeler arşivi içinde; başında "aruz" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. aruz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu aruz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde aruz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ARUZ
Aruz vezni.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARUZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ZEHİRLENMEK
Zehirleme işi yapılmak veya zehirleme işine konu olmak, ağılanmak. Zararlı düşünceler edinmek. Zehre maruz kalmak.
ARJİRYA
Metalik gümüşe uzun süreli maruz kalınması sonucunda, gümüşün dokularda birikmesiyle oluşan grimavi ve siyah renkli durum.
İMALE
Bir tarafa yatırma, eğme. Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı.
DUŞMAK
Rastlamak, rast gelmek. Uğramak. Yakalanmak, tutulmak. Yere çakılmak, düşmek. Devrilmek. Takatten kesilmek. Koyulmak, revan olmak. Tevarüs etmek, tahakkuk etmek. 6.Ddeğmek, temas etmek. Maruz kalmak - akluna duşmak: yad etmek, birden hasretini hissetmek - ayri duşmak: uzak kalmak, ayrı düşmek - tara duşmak: zor güne kalmak, geçimi bozulmak.
YANIT
Cevap. Canlı organizmaların tedavi veya diğer nedenlerle maruz kaldığı maddelere, durumlara karşı gösterdiği tepkime, reaksiyon.
ANTİSERUM
Bağışık serum. Bağışıklıktan sonra elde edilen ve özel antikorlar kapsayan serum. Patojen etkenler veya ürünlerine karşı doğal veya yapay yolla oluşturulmuş antikorları içeren serum. Özgün antijene maruz bırakılan hayvandan elde edilen, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve tanısında kullanılan, antikor içeren serum.
BAHİR
Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.
TAKTİ
Kesme, parçalama. Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırma.
LODOSLU
Lodosu olan, lodosa sahip veya lodosa maruz kalan.
ZİHAF
Aruzla yazılmış şiirlerde uzun bir ünlünün ölçü gereğince kısa okunması, imale karşıtı.
RUBAİ
Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir, dördül.
BAKACAK
Bir tepede çevresinin en iyi görülebildiği yüksek yer, gözetleme yeri. Balkon. Pencere. Güzel, manzaralı: Ne bakacak ördek. Evleri var bakacak, O yar beni yakacak. Evliyaların, mezarı, türbe: Çocuk hasta, bir kerede Niharuz'daki bakacağa götüreceğim. Ayna. Çevreyi en iyi gören yer, gözetleme yeri. Ayna. (Yurfındık, İnönü Eskişehir). I. Her tarafı görebilecek yer, tarassut yeri. Göz. Balıkesir şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Çanakkale şehrinde, Kacak nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Diyarbakır ili, Bismil belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Düzce ili, Gölyaka belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Erzincan şehrinde, Çatalçam bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Sakarya şehri, Karadere bucağına bağlı bir yer. Sakarya kenti, Pamukova ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Samsun ili, Tekkeköy belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
TUYUĞ
Mâni biçiminde aruzla yazılmış manzume.
SAYRIMSAMA
Sayrımsamak işi, temaruz.
GÖRMEK
Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.
SUNUŞ
Sunma işi. Ön söz. Büyüklere söylenilen söz, maruzat.
REMEL
Aruz ölçülerinden biri. Klasik Türk müziğinde bir usul.
SAYRIMSAMAK
Gerçekte hasta olmadığı hâlde kendini hasta göstermek, temaruz etmek.
TARTAKLANMAK
Tartaklama işine maruz kalmak, hırpalanmak.
EBHAR
Aruz ölçüsünde bahirler, bk. bahir.