Sonu ARUZ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "aruz" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu aruz ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında aruz olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde aruz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ARUZ

Aruz vezni.

TARUZ

Taarruz.

MARUZ

Bir olayın, bir durumun etkisinde veya karşısında bulunan. Arz edilen, sunulan, verilen.

TEARUZ

Çatışma, birbirine ters düşme.

TEMARUZ

Sayrımsama.

  -   -   -  

Anlamında ARUZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ARUZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TAKTİ

Kesme, parçalama. Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırma.

SAYRIMSAMAK

Gerçekte hasta olmadığı hâlde kendini hasta göstermek, temaruz etmek.

BAHİR

Deniz. Aruzdaki vezin takımlarından her biri. Mevlidin bölümlerinden her biri.

REMEL

Aruz ölçülerinden biri. Klasik Türk müziğinde bir usul.

SUNUŞ

Sunma işi. Ön söz. Büyüklere söylenilen söz, maruzat.

TUYUĞ

Mâni biçiminde aruzla yazılmış manzume.

ARJİRYA

Metalik gümüşe uzun süreli maruz kalınması sonucunda, gümüşün dokularda birikmesiyle oluşan grimavi ve siyah renkli durum.

İMALE

Bir tarafa yatırma, eğme. Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı.

TARTAKLANMAK

Tartaklama işine maruz kalmak, hırpalanmak.

ZİHAF

Aruzla yazılmış şiirlerde uzun bir ünlünün ölçü gereğince kısa okunması, imale karşıtı.

ZEHİRLENMEK

Zehirleme işi yapılmak veya zehirleme işine konu olmak, ağılanmak. Zararlı düşünceler edinmek. Zehre maruz kalmak.

LODOSLU

Lodosu olan, lodosa sahip veya lodosa maruz kalan.

BAKACAK

Bir tepede çevresinin en iyi görülebildiği yüksek yer, gözetleme yeri. Balkon. Pencere. Güzel, manzaralı: Ne bakacak ördek. Evleri var bakacak, O yar beni yakacak. Evliyaların, mezarı, türbe: Çocuk hasta, bir kerede Niharuz'daki bakacağa götüreceğim. Ayna. Çevreyi en iyi gören yer, gözetleme yeri. Ayna. (Yurfındık, İnönü Eskişehir). I. Her tarafı görebilecek yer, tarassut yeri. Göz. Balıkesir şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Çanakkale şehrinde, Kacak nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Diyarbakır ili, Bismil belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Düzce ili, Gölyaka belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Erzincan şehrinde, Çatalçam bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Sakarya şehri, Karadere bucağına bağlı bir yer. Sakarya kenti, Pamukova ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Samsun ili, Tekkeköy belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

GÖRMEK

Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.

EBHAR

Aruz ölçüsünde bahirler, bk. bahir.

SAYRIMSAMA

Sayrımsamak işi, temaruz.

ANTİSERUM

Bağışık serum. Bağışıklıktan sonra elde edilen ve özel antikorlar kapsayan serum. Patojen etkenler veya ürünlerine karşı doğal veya yapay yolla oluşturulmuş antikorları içeren serum. Özgün antijene maruz bırakılan hayvandan elde edilen, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve tanısında kullanılan, antikor içeren serum.

RUBAİ

Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir, dördül.

YANIT

Cevap. Canlı organizmaların tedavi veya diğer nedenlerle maruz kaldığı maddelere, durumlara karşı gösterdiği tepkime, reaksiyon.

DUŞMAK

Rastlamak, rast gelmek. Uğramak. Yakalanmak, tutulmak. Yere çakılmak, düşmek. Devrilmek. Takatten kesilmek. Koyulmak, revan olmak. Tevarüs etmek, tahakkuk etmek. 6.Ddeğmek, temas etmek. Maruz kalmak - akluna duşmak: yad etmek, birden hasretini hissetmek - ayri duşmak: uzak kalmak, ayrı düşmek - tara duşmak: zor güne kalmak, geçimi bozulmak.