Kelimeler arşivinde; içinde "ale" olan, toplam 664 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ale bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ale ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ale olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ALEVLENDİREBİLMEK
PARALELLEŞTİRMEK, AİREDALETERİYERİ, ALEVLENDİREBİLME, PALEOKLİMATOLOJİ
BUKALEMUNGİLLER, PARALELLEŞTİRME, ALEKSANDIRCILIK, ALEVLENDİRİLMEK, GÜNEYFALEKETTİN, MONONEGAVİRALES, PARALELOSTERİZM, YUKARIKIZILKALE
DİYALEKTOLOJİK, SELAMÜNALEYKÜM, ALEVLENDİRİLME, ALEVLENEBİLMEK, ALEVLENİVERMEK, AŞAĞIKIZILKALE, BAZİOKSİPİTALE, ÇANAKKALELİLİK, KALENDERLEŞMEK, KIRIKKALELİLİK, MERKEZKARAKALE, PSİKOANALEPTİK, SELAMUNALEYKUM, TEKHANELİKALEM
ALEVLENDİRMEK, DİYALEKTOLOJİ, PALEONTOLOJİK, DENİZLALELERİ, KALECİKKARASI, ADRENALEKTOMİ, ALEVLENEBİLME, ALEVLENİVERME, FENOLFİTALEİN, KALENDERLEŞME, PALEOBİYOLOJİ, PALEOCOĞRAFYA, YUKARIKALECİK
ADALETSİZLİK, ALEVLENDİRME, BUKALEMUNLUK, DİYALEKTİKÇİ, DİYALEKTOLOG, PALEONTOLOJİ, PARALELKENAR, TUVALETÇİLİK, ALEYKÜMSELAM, ALEVLENDİRİŞ, AŞAĞIKALECİK, BÜYÜKKALECİK, CERMANKALEMİ, DOLİKOSEFALE, FENOLFTALEİN, GÖRÜNMEZKALE, HALETİRUHİYE, KALENDERDERE, KALENDEROĞLU, KUADRİVALENT, KÜÇÜKKALECİK, MERCİMEKKALE, MUŞALİKALESİ, PALEOBOTANİK, PALEOEKOLOJİ, PALEOZOOLOJİ, PARALEKTOTİP, POLİYOKSALEN, TAPKIRANKALE, YAĞMURLUKALE, Devamını Oku »»
ADALETLİLİK, ALENİLEŞMEK, ALEYHTARLIK, ANTİALERJİK, BACAKKALEMİ, BİNAENALEYH, CEFFELKALEM, GALERİCİLİK, KALEBENTLİK, KALENDERİYE, KALENDERLİK, KALEYDOSKOP, KEFALETNAME, MÜDDEİALEYH, SALEPGİLLER, VEKALETNAME, HAYRULHALEF, ADALETSİZCE, AKATALEPTİK, ALEKSANDREN, CONİFERALES, ÇANAKKALELİ, ÇİFTLİKKALE, GÜZELCEKALE, HALELLEŞMEK, HİPERKALEMİ, HİPOKALEMİK, KALECİKKAYA, KALEMEYDANI, KALEMKARLIK, Devamını Oku »»
ALELACAYİP, ALELADELİK, ALENİLEŞME, ALEVLENMEK, BARPARALEL, DİYALEKTİK, HAVALENAME, KALEMTIRAŞ, KALENDERCE, KARALEYLEK, KATALEPTİK, LALETTAYİN, PALEOGRAFİ, PARALELİZM, PARALELLİK, SALEPÇİLİK, TOPRAKKALE, İBRETİALEM, İZALEİŞÜYU, ADALEYLEĞİ, ALEYİSELAM, AYNALIKALE, BALERİNLİK, BAŞVEKALET, BOSTANKALE, CELALETTİN, CENNETİALE, ÇEKGALEVİZ, ÇELİKKALEM, DİLALENMEK, Devamını Oku »»
ADALETSİZ, ALELACELE, ALELHESAP, ALELHUSUS, ALELITLAK, ALEMCİLİK, ALENGİRLİ, ALERJİSİZ, ALESSABAH, ALEVLENME, BAŞMAKALE, BATONSALE, BOĞAZKALE, BUKALEMUN, ÇALAKALEM, ÇANAKKALE, DEVRİALEM, GALEYANLI, HALELENME, İRTİCALEN, KALECİLİK, KALENSÖVE, KATALEPSİ, KEFALETEN, KIRIKKALE, MALEZYALI, MUHALEFET, PALEOGRAF, PALEOZOİK, TALEBELİK, Devamını Oku »»
ADALESİZ, ADALETLİ, AKÇAKALE, ALEGORİK, ALELUMUM, ALELUSUL, ALENİYET, ALERJİLİ, ALEVİLİK, ALEYHTAR, ASALETEN, BALETLİK, DİYALEKT, GALERİCİ, HALELDAR, HAVALELİ, İSTİHALE, KALEBENT, KALEMBEK, KALEMLİK, KALEMŞOR, KALENDER, MAALESEF, MEŞALECİ, MÜDAHALE, MÜNAKALE, PALETSİZ, SANDALET, HALETMEK, UÇANKALE, Devamını Oku »»
ADALELİ, ALEGORİ, ALELADE, ALEMDAR, ALENGİR, ALERJEN, ALERJİK, ALEVSİZ, ARBALET, BALERİN, BAŞKALE, BESALET, CEHALET, DALALET, DEHALET, DELALET, DİYALEL, GALENİT, GALEYAN, HAYALEN, HAYALET, KALECİK, KALEMİS, KALESKA, KANALET, KEFALET, LALEZAR, LEBALEP, MERHALE, MEŞGALE, Devamını Oku »»
ADALET, ALEKSİ, ALEMCİ, ALENEN, ALERJİ, ALESTA, ALETLİ, ALEVLİ, AMBALE, ASALET, AŞKALE, ATALET, EYALET, GALEBE, GALERİ, GALETA, HALELİ, HAVALE, KALECİ, KALEVİ, MAKALE, MEALEN, MEŞALE, NEVALE, NİHALE, PİYALE, RİSALE, SÜLALE, ŞELALE, ŞÖVALE, Devamını Oku »»
ADALE, ALENİ, ALEVİ, ALEYH, BALET, FALEZ, HALEF, HALEL, İHALE, İMALE, İSALE, İZALE, KALEM, MALEN, PALET, SALEP, TALEP, ABALE, ALALE, ALECA, ALEFE, ALEFİ, ALELE, ALEME, ALEYİ, ALEYO, AMALE, BALER, EGALE, EHALE, Devamını Oku »»
ALEM, ALET, ALEV, BALE, GALE, HALE, JALE, KALE, LALE, NALE, ŞALE, VALE, ALEF, ALEH, ALEK, ALEL, ALEŞ, ALEY, CALE, MALE, TALE
ALE
ALE
Açık kahverengi, ela (göz hakkında). Hayret, şaşma ünlemi: Ale! Şu at ne iyi koşuyor. Bütünü, hepsi. Sonra: Ale ne oldu. Ela. Eski türkçe ala: Ela. Âlâ, yüce. Aile, karı.
BUKALEMUNGİLLER
Sürüngenler sınıfının renklerini bulundukları yerin rengine uyduran, hareketleri yavaş, bukalemun türlerini içine alan bir familyası.
YUKARIKIZILKALE
Erzurum ili, Söylemez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
PARALELLEŞTİRMEK
Koşutlaştırmak.
ALEVLENDİREBİLMEK
Alevlendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SELAMÜNALEYKÜM
"Allah'ın selamı sizin üzerinize olsun" anlamında kullanılan bir selamlama sözü.
PARALELOSTERİZM
Aynı yapıdaki gruplar arasındaki ilişki ve bunların kimyasal bileşimleri veya fiziksel özellikleri.
ALEVLENDİRİLMEK
Alevlendirme işine konu olmak, tutuşturulmak.
GÜNEYFALEKETTİN
Bolu ili, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
DİYALEKTOLOJİK
Lehçe bilimsel.
PALEOKLİMATOLOJİ
Geçmiş çağların iklim şartlarını inceleyen bilim dalı.
ALEVLENDİREBİLME
Alevlendirebilmek işi.
PARALELLEŞTİRME
Koşutlaştırma.
AİREDALETERİYERİ
İngiltere'den köken alan, büyük Teriyerler sınıfına giren, 1. yüzyılın ortalarında Working Teriyer ile Otter Hound'un birleştirmeleri sonucu geliştirilmiş, tilki sansar gibi av hayvanlarının yakalanmasında kullanılmış, tüy yapısı kalın, burnu siyah, rengi bej rengi tonlarındaki tüyler içerisine dağılmış siyah ve koyu gri, göğsünde siyahlıkla birlikte kızıl ve beyaz lekeler görülebilen, bacakları, göğsü, karın altı, başı ve kulakları bej renkli, akıllı cana yakın ve sadık, günümüzde refakat ve yardım köpeği olarak yetiştirilen, polis ve asker köpeği olma özelliklerini beraberinde taşıyan köpek ırkı.
MONONEGAVİRALES
Paramyxoviridae, Rhabdoviridae ve Filoviridae ailelerinin yer aldığı üst aile veya düzen.
ALEKSANDIRCILIK
İskender çağında yaşamış eski Yunan ozanlarının (özellikle M.Ö. 323-120) koşuklarındaki çok süslü anlatım.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
ADALETLİLİK
Adaletli olma durumu.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
AKINTIÖLÇER
Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.
AKOMPANYATÖR
Bir parça çalındığı zaman ses veya bir aletle ona eşlik eden kimse.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
ADALETSİZLİK
Adalete aykırı olma durumu.
AÇIKLIKÖLÇER
Bir mikroskobun açıklığını ölçmeye yarayan alet.
ABDESTHANE
Tuvalet.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AKORTÇU
Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse.
AKROPOL
Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
ADALETSİZ
Adalete aykırı düşen (şey). Adaleti olmayan (kimse).