Kelimeler arşivi içinde; başında "ale" olan, toplam 130 adet kelime bulunmaktadır. ale ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ale ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ale olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ALEVLENDİREBİLMEK
ALEVLENDİREBİLME
ALEKSANDIRCILIK, ALEVLENDİRİLMEK
ALEVLENDİRİLME, ALEVLENEBİLMEK, ALEVLENİVERMEK
ALEVLENDİRMEK, ALEVLENEBİLME, ALEVLENİVERME
ALEVLENDİRİŞ, ALEVLENDİRME, ALEYKÜMSELAM
ALEKSANDREN, ALENİLEŞMEK, ALEYHTARLIK
ALELACAYİP, ALELADELİK, ALENİLEŞME, ALEVLENMEK, ALEYİSELAM
ALEFLEMEK, ALEKTİRİN, ALELACELE, ALELHESAP, ALELHUSUS, ALELITLAK, ALELOMORF, ALEMBEYLİ, ALEMCİLİK, ALEMŞAHLI, ALEMŞÜMUL, ALENGİRLİ, ALENİYYET, ALERJENİK, ALERJİSİZ, ALESSABAH, ALEVKIŞLA, ALEVLENİŞ, ALEVLENME, ALEVYİYEN
ALEGORİK, ALEKSİYA, ALELEMEK, ALELOTİP, ALELUMUM, ALELUSUL, ALEMDAĞI, ALEMİNAS, ALEMİYON, ALENİYET, ALERJİLİ, ALETİRİK, ALEVELEK, ALEVİLİK, ALEYHTAR
ALEGORİ, ALELADE, ALEMBEY, ALEMDAR, ALEMİDA, ALEMİDİ, ALEMLER, ALEMŞAH, ALEMŞAT, ALEMTAP, ALENÇİK, ALENGİR, ALENMEK, ALEPŞAP, ALERJEN, ALERJİK, ALEŞMEK, ALETMEK, ALETSİZ, ALEVÇİK, ALEVERE, ALEVLET, ALEVNAZ, ALEVREZ, ALEVSİZ, ALEYÇİK, ALEYÇİN
ALECÜK, ALEÇİK, ALEFET, ALEFLİ, ALEFTE, ALEGÖZ, ALEHEY, ALEKSİ, ALEMCİ, ALEMDE, ALEMEK, ALEMET, ALEMİR, ALEMİT, ALEMLİ, ALEMNE, ALENEN, ALERİK, ALERJİ, ALESTA, ALESTE, ALETLİ, ALEVİN, ALEVİR, ALEVLİ, ALEYİŞ, ALEYLİ
ALECA, ALEFE, ALEFİ, ALELE, ALEME, ALENİ, ALEVİ, ALEYH, ALEYİ, ALEYO
ALEF, ALEH, ALEK, ALEL, ALEM, ALEŞ, ALET, ALEV, ALEY
ALE
ALE
Açık kahverengi, ela (göz hakkında). Hayret, şaşma ünlemi: Ale! Şu at ne iyi koşuyor. Bütünü, hepsi. Sonra: Ale ne oldu. Ela. Eski türkçe ala: Ela. Âlâ, yüce. Aile, karı.
ALEKSANDIRCILIK
İskender çağında yaşamış eski Yunan ozanlarının (özellikle M.Ö. 323-120) koşuklarındaki çok süslü anlatım.
ALEVLENEBİLMEK
Alevlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ALENİLEŞMEK
Herkesçe bilinir duruma gelmek.
ALEVLENEBİLME
Alevlenebilmek işi.
ALEVLENİVERME
Alevlenivermek işi.
ALEVLENDİRİŞ
Alevlendirme işi veya durumu.
ALEVLENDİREBİLME
Alevlendirebilmek işi.
ALEYKÜMSELAM
"Esenlik, selamet sizin de üzerinize olsun" anlamında kullanılan bir söz.
ALEVLENDİRİLME
Alevlendirilmek işi.
ALEVLENİVERMEK
Çabucak alevlenmek.
ALEVLENDİRME
Alevlendirmek işi.
ALEVLENDİREBİLMEK
Alevlendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ALEVLENDİRİLMEK
Alevlendirme işine konu olmak, tutuşturulmak.
ALEKSANDREN
Fransız şiirlerinde, on iki hecelik dizeye verilen ad.
ALEVLENDİRMEK
Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
ADALETSİZ
Adalete aykırı düşen (şey). Adaleti olmayan (kimse).
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AKOMPANYATÖR
Bir parça çalındığı zaman ses veya bir aletle ona eşlik eden kimse.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
ADALETLİLİK
Adaletli olma durumu.
ADALETSİZLİK
Adalete aykırı olma durumu.
AKORTÇU
Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AKINTIÖLÇER
Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
ABDESTHANE
Tuvalet.
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
AÇIKLIKÖLÇER
Bir mikroskobun açıklığını ölçmeye yarayan alet.
AKROPOL
Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.