İçinde ALADI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "aladı" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde aladı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu aladı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında aladı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KEDİYALADI, KÜÇÜKALADI

8 harfli kelimeler

ALADIMAK, HALADIZA

7 harfli kelimeler

BALADIZ, HALADIZ, MALADIZ, PALADIZ

5 harfli kelimeler

ALADI

Bazı kelimelerin anlamları

ALADI

Acele, ivedi, çabuk: Çok aladı işim var. İlk ürün: Ahmet ağa aladı kaldırmış. İpek böceklerinin koza yapmalarından bir hafta, on gün önce, çok yaprak yeme devresi: Bizim böcekler aladıda.

ALADIMAK

Acele etmek.

HALADIZ

Seyrek.

KÜÇÜKALADI

Koza yapacak olan ipekböceğinin kelebek olana kadar geçirdiği üçüncü devre: Böcekler kü-çükaladıdalar.

MALADIZ

Sahan. (Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta).

KEDİYALADI

Kadife veya tiftikten yapılmış bir ürünün yüzeyine verilen şekil.

PALADIZ

Ağaçların, sebzelerin dibinden çıkan filizler, sürgünler. Kısa kalmış, baş vermemiş darı sapı.

BALADIZ

Ağaç, asma filizi, sürgün, fışkın, piç. Çalılar arasında yetişen, yakacak olarak kullanılan bir bitki. Taze ve olgun incir.

HALADIZA

Ekin biçilirken tarlalara dökülen tahıldan ertesi yıl kendiliğinden yetişen seyrek ekin.

  -   -   -  

Anlamında ALADI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ALADI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GANŞAK

Sarhoş: Polis bu akşam bir ganşak yakaladı. Çok zayıf hayvan.

ALÇALAMAK

Sindirmek, hakaret etmek, yenmek: Benim horoz seninkini alçaladı.

ÇAVZIKMAK

Güçlüğü yenmek için oraya buraya koşturmak, bocaladığını gösteren davranışta bulunmak.

ARPALAMAK

Ağzına geleni söylemek, ne dediğini bilememek: Arpaladın yine. Çok yem yiyen hayvan, su içerek şişmek, ölmek.

GAKMALAMAK

Gagalamak (kuş için): Karga peyniri gakmaladı.

BASALAMAK

Çamaşırı suya basmak: Çamaşırı basaladım yukarı çıktım. Bir kaba konulan eşyayı üstünden bastırıp sıkıştırmak.

BALAD

Toplantılarda, genellikle dansla birlikte koşuk, türkü biçiminde söylenen küçük masallardan her biri. bk. halk baladı, ikincil balad, öğütsel balad, serüven baladı, tarihsel balad. (Fransız edebiyatı). (Onüçüncü yüzyılda) Dans şarkısı. (Bugün) Üç dönüden ve bir ağırlamadan ibaret küçük bir koşuk şekli. Bir çeşit nazımlı masal. (XII. ve XIII. yüzyıla kadar) Dans şarkısı. Uyak örgüsü, uyak türü ve dize sayısı bakımından birbirinin aynı üç bent ve bir sunu ile başlayan yarım bentten oluşan eski bir Fransız koşuk biçimi. Koşuk biçiminde bir tür masal.

ÇILKALAMAK

Yayığı hafifçe yaymak: Bir parça yoğununuz vardı, yayığa atıp çılkaladım.

ATAZLAMAK

Cildi, döverek kızartmak: Bahçeme giren çocukları yakaladıkça atazlıyorum. Asitli otlar cildi kızartmak: Bak ısırgan elimi atazladı.

TUTANAK

Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, tutulga, zabıt, zabıtname. Belgelenmesi gereken bir durumu tespit edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası. Birçok kimsenin imzaladığı rapor, mazbata.

ANŞALAMAK

Oyun bozanlık, mızıkçılık etmek. Kaynamak: Su anşaladı indiriver.

CIVKMAK

Sıçrayıp kaymak: Balığı tam yakaladığım sırada bir cıvktı, elimden kurtuldu.

GILDIRGÜCÜK

Güçsüz, dermansız. Önemsiz: Gıldırgücük iş seni oyaladı kaldı. Çocukların aşık oyununa başlarken içlerinden çoban tutmak için değneklerini atmaları: Gıldırgücükte çobanlık bana düştü.

GARSALAMAK

Karıştırmak. Baştan savma iş yapmak: Ben sana garsala mı dedim. Sarsmak, hırpalamak: Ahmet'i sıtma garsaladı. Et ya da soğanı tavada hafif kavurmak: Eti garsaladım.

ABALAMAK

Çocuk emeklemek, emekliyerek yürümeğe başlamak. Yerde sürünmek, sürünerek yürümek, yere eğilip emekler gibi yürümek: Avcı abalıyarak ayının inine girdi. Çabalamak: Şapkam kayboldu abaladım abaladım bulamadım. Sendelemek. Korkmak. Yeni elbise ile giydirip kuşatmak: Bizim oğlanı abaladım. Baskı yaparak canından bezdirmek: Âbalamayın beni, ben size ne yaptım!.

ATALAMAK

Atmak, savurmak: Değneği koyuna bi ataladım.

ENEL

Ekin biçilirken aynı boyda biçilen kısım. Tarlada imece halinde çalışan işçilerin bir seferde çapaladıkları ya da biçtikleri kısım. Tarlada çalışan işçilerin düzenli bir şekilde sıraya girip çalışmaları. Zıpzıp, bilye. Aynı boyda biçilen ekinlerden yapılan sıra : Bugün iki enel yaptık. (Yukarıtırtar Yalvaç, Gedikli Şarkikaraağaç Isparta; Darıveren Acıpayam Denizli).

SENET

Bir kimsenin yapmaya ya da ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmî kâğıt, belgit. Dayanılan veya dayanılacak olan şey.

ALTALAMAK

Hastalık tekrarlamak, fazlalaşmak, halsiz bırakmak: Hasanın hastalığı altaladı. Yenmek, sindirmek: Sen onu altalıyamazsın. Hastalık artmak ve yineleyerek hastayı güçsüz bırakmak. Sindirmek, yenmek.

GINALAMAH

Kafa yormak: Bugün senin gafanı kim gınaladı.