Kelimeler arşivinde; içinde "aladı" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde aladı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu aladı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında aladı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KEDİYALADI, KÜÇÜKALADI
ALADIMAK, HALADIZA
BALADIZ, HALADIZ, MALADIZ, PALADIZ
ALADI
ALADI
Acele, ivedi, çabuk: Çok aladı işim var. İlk ürün: Ahmet ağa aladı kaldırmış. İpek böceklerinin koza yapmalarından bir hafta, on gün önce, çok yaprak yeme devresi: Bizim böcekler aladıda.
MALADIZ
Sahan. (Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta).
KÜÇÜKALADI
Koza yapacak olan ipekböceğinin kelebek olana kadar geçirdiği üçüncü devre: Böcekler kü-çükaladıdalar.
KEDİYALADI
Kadife veya tiftikten yapılmış bir ürünün yüzeyine verilen şekil.
ALADIMAK
Acele etmek.
HALADIZ
Seyrek.
HALADIZA
Ekin biçilirken tarlalara dökülen tahıldan ertesi yıl kendiliğinden yetişen seyrek ekin.
BALADIZ
Ağaç, asma filizi, sürgün, fışkın, piç. Çalılar arasında yetişen, yakacak olarak kullanılan bir bitki. Taze ve olgun incir.
PALADIZ
Ağaçların, sebzelerin dibinden çıkan filizler, sürgünler. Kısa kalmış, baş vermemiş darı sapı.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALADI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASALAMAK
Çamaşırı suya basmak: Çamaşırı basaladım yukarı çıktım. Bir kaba konulan eşyayı üstünden bastırıp sıkıştırmak.
ALÇALAMAK
Sindirmek, hakaret etmek, yenmek: Benim horoz seninkini alçaladı.
ATALAMAK
Atmak, savurmak: Değneği koyuna bi ataladım.
ATAZLAMAK
Cildi, döverek kızartmak: Bahçeme giren çocukları yakaladıkça atazlıyorum. Asitli otlar cildi kızartmak: Bak ısırgan elimi atazladı.
ANŞALAMAK
Oyun bozanlık, mızıkçılık etmek. Kaynamak: Su anşaladı indiriver.
SENET
Bir kimsenin yapmaya ya da ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmî kâğıt, belgit. Dayanılan veya dayanılacak olan şey.
CIVKMAK
Sıçrayıp kaymak: Balığı tam yakaladığım sırada bir cıvktı, elimden kurtuldu.
ALTALAMAK
Hastalık tekrarlamak, fazlalaşmak, halsiz bırakmak: Hasanın hastalığı altaladı. Yenmek, sindirmek: Sen onu altalıyamazsın. Hastalık artmak ve yineleyerek hastayı güçsüz bırakmak. Sindirmek, yenmek.
ÇAVZIKMAK
Güçlüğü yenmek için oraya buraya koşturmak, bocaladığını gösteren davranışta bulunmak.
ARPALAMAK
Ağzına geleni söylemek, ne dediğini bilememek: Arpaladın yine. Çok yem yiyen hayvan, su içerek şişmek, ölmek.
GAKMALAMAK
Gagalamak (kuş için): Karga peyniri gakmaladı.
ENEL
Ekin biçilirken aynı boyda biçilen kısım. Tarlada imece halinde çalışan işçilerin bir seferde çapaladıkları ya da biçtikleri kısım. Tarlada çalışan işçilerin düzenli bir şekilde sıraya girip çalışmaları. Zıpzıp, bilye. Aynı boyda biçilen ekinlerden yapılan sıra : Bugün iki enel yaptık. (Yukarıtırtar Yalvaç, Gedikli Şarkikaraağaç Isparta; Darıveren Acıpayam Denizli).
GILDIRGÜCÜK
Güçsüz, dermansız. Önemsiz: Gıldırgücük iş seni oyaladı kaldı. Çocukların aşık oyununa başlarken içlerinden çoban tutmak için değneklerini atmaları: Gıldırgücükte çobanlık bana düştü.
GINALAMAH
Kafa yormak: Bugün senin gafanı kim gınaladı.
GARSALAMAK
Karıştırmak. Baştan savma iş yapmak: Ben sana garsala mı dedim. Sarsmak, hırpalamak: Ahmet'i sıtma garsaladı. Et ya da soğanı tavada hafif kavurmak: Eti garsaladım.
ABALAMAK
Çocuk emeklemek, emekliyerek yürümeğe başlamak. Yerde sürünmek, sürünerek yürümek, yere eğilip emekler gibi yürümek: Avcı abalıyarak ayının inine girdi. Çabalamak: Şapkam kayboldu abaladım abaladım bulamadım. Sendelemek. Korkmak. Yeni elbise ile giydirip kuşatmak: Bizim oğlanı abaladım. Baskı yaparak canından bezdirmek: Âbalamayın beni, ben size ne yaptım!.
GANŞAK
Sarhoş: Polis bu akşam bir ganşak yakaladı. Çok zayıf hayvan.
TUTANAK
Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, tutulga, zabıt, zabıtname. Belgelenmesi gereken bir durumu tespit edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası. Birçok kimsenin imzaladığı rapor, mazbata.
ÇILKALAMAK
Yayığı hafifçe yaymak: Bir parça yoğununuz vardı, yayığa atıp çılkaladım.
BALAD
Toplantılarda, genellikle dansla birlikte koşuk, türkü biçiminde söylenen küçük masallardan her biri. bk. halk baladı, ikincil balad, öğütsel balad, serüven baladı, tarihsel balad. (Fransız edebiyatı). (Onüçüncü yüzyılda) Dans şarkısı. (Bugün) Üç dönüden ve bir ağırlamadan ibaret küçük bir koşuk şekli. Bir çeşit nazımlı masal. (XII. ve XIII. yüzyıla kadar) Dans şarkısı. Uyak örgüsü, uyak türü ve dize sayısı bakımından birbirinin aynı üç bent ve bir sunu ile başlayan yarım bentten oluşan eski bir Fransız koşuk biçimi. Koşuk biçiminde bir tür masal.