Kelimeler arşivinde; içinde "alaba" olan, toplam 59 tane kelime bulunuyor. İçerisinde alaba bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu alaba ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında alaba olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KALABALIKLAŞTIRMA
KALABALIKLAŞMAK
ALABALIKGİLLER, KALABALIKLAŞMA
YUKARIKALABAK, KAVALABARDAĞI, GALABAŞLAŞMAK, BALABANLAŞMAK
BALABANBURUN, ÇAKKALABADAM, GALABALANMAK, KALABALIKLIK, BALABANLAŞMA
KALABALIKÇA, ALABAĞARSAK, KALABAKBAŞI, BALABANKORU
ACIKALABAK, BALABANLIK, BALABANCIK, BALABANLAR, BALABANTAŞ
KALABALIK, BALABANCI, BALABANLI, YALABADAK, KALABALOH, GALABALIK, KALABAKLI, KALABALIG
BALABAND, ALABALIK, ALABACAK, ALABAŞLI, ALABARAK, ALABANDI, ALABALIH, ALABANDA, ALABAHAR, ALABAHTA, ALABAYIR, ALABAKAR
ALABADA, BALABAN, KALABAK, GALABAK, ALABABA, DALABAN, ALABANI
ALABAK, KALABA, ALABAŞ, MALABA, ALABAĞ, GALABA, ALABAL, CALABA, ALABAY
ALABA
ALABA
Uşak şehri, Banaz ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KALABALIKLIK
Kalabalık olma durumu. Bir odada ya da bir yerleşim yerinde, gereğinden çak sayıda insanın yaşaması. Genellikle bir odada yaşayan insan sayısının 1'i geçmesi, kalabalıklık sayılmaktadır. bk. konut darlığı.
ALABAĞARSAK
Gizli dert, sır, üzüntü: Ustaca konuşursan, o sana alabağarsağını dökecektir.
GALABAŞLAŞMAK
Kalabalıklaşmak.
ALABALIKGİLLER
Omurgalı hayvanlardan, kemikli balıkların bir familyası.
BALABANLAŞMAK
Balaban duruma gelmek, irileşmek.
BALABANLAŞMA
Balabanlaşmak durumu.
ÇAKKALABADAM
Olmamış meyve.
KALABALIKLAŞMA
Kalabalıklaşmak işi.
KAVALABARDAĞI
Ebucehil-karpuzu, acıhıyar.
KALABALIKLAŞTIRMA
Kalabalıklaştırmak işi.
KALABALIKLAŞMAK
Kalabalık duruma gelmek.
BALABANBURUN
İstanbul ili, Boyalık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
GALABALANMAK
Kalabalıklaşmak.
YUKARIKALABAK
Eskişehir şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KALABALIKÇA
Biraz kalabalık.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALABA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BALABANLIK
Balaban olma durumu.
İZDİHAM
Aşırı kalabalık, yığılma.
ISKARÇA
Kalabalık liman. Bir şeyi tıka basa doldurma. Bir limanın gemilerle dolu olması durumu.
KAYNAŞMA
Kaynaşmak işi. Kalabalığın çok olduğu bir yerde kıpırdanma, hareketlilik. Huzursuzluk.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
FORTÇU
Taşıtlarda kalabalıktan yararlanarak başkalarına sürtünen, sarkıntılık eden kimse.
ALA
Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).
ALABALIK
Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, eti turuncu ve lezzetli bir tatlı su balığı, ala (Trutta faris).
KALABA
Kalabalık.
DERİNTİ
Toplantı. Gelişigüzel toplanmış eşya. İnsan kalabalığı, güruh.
KARGAŞA
Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu, anarşi. Kalabalık, düzensizlik vb.nin yol açtığı karışıklık, kaos.
KAYNAŞMAK
Ayrılmayacak bir biçimde birleşmek. Çok kalabalık ve hareketli olmak, hareket etmek. Birleşmek. Uyuşmak, yakın ilişki kurmak, derinleştirmek, iyi anlaşmak. Huzursuzluk çıkmak. Birbirine iyice uymak.
FEVÇ
İnsan kalabalığı.
CAFCAF
Gösteriş, şatafat. Ağız kalabalığı ile bir şeyi elde eden, şirret.
CERRAR
Çekici, sürükleyici. Zorla para alan kimse. Savaş araçlarıyla donatılmış kalabalık ordu. Dilenci.
BORDA
Geminin veya kayığın yanı, alabanda karşıtı.
FARFARA
Çok konuşan. Yüksek sesle konuşan. Ağzı kalabalık. Çok övünen.
CEMAAT
Bir imama uyup namaz kılan kişiler. Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu. İnsan kalabalığı, topluluk.
DOLMAK
Dolu duruma gelmek. Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek. Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek. Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek. Bir yere iyice yayılmak, kaplamak. Süre, hesap tamamlanmak.