İçinde ALACA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "alaca" olan, toplam 71 tane kelime bulunuyor. İçerisinde alaca bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu alaca ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında alaca olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

ALACAKLARIDIRMA, ALACAKLANDIRICI, ALACAKLANDIRMAK

14 harfli kelimeler

ALACALANDIRMAK, ALACAKLANDIRMA

13 harfli kelimeler

ALACABALIKÇIL, ALACAMEHRİBAN, ALACAKARANLIK, ALACALANDIRMA

12 harfli kelimeler

ÇIVITALACASI, ALACAMENEKŞE, BUDALACASINA

11 harfli kelimeler

ALACAMESCİT, ALACALANMAK, ALACAKLILIK, ALACASANSAR

10 harfli kelimeler

ALACAHÜYÜK, ALACABAYIR, ALACAKARGA, OBAALACAMİ, HAMURALACA, ALACALANMA, ALACALAMAK

9 harfli kelimeler

ALACAOĞLU, ALACAOLUK, ALACATANE, ALACATENE, ODALACAĞI, BAŞALACAK, ALACAHACI, ALACALAMA, ALACAATLI, ALACAKAYA, SARIALACA

8 harfli kelimeler

ALACADAĞ, ALACAYAR, ALACAKLI, ALACATEK, ALACATAV, ALACAŞAR, ALACALIK, BUDALACA, ALACANNI, ALACANLI, SUALACAK, SOFALACA, ÖTALACAK, ALACALIH, ALACALAR, ÖDALACAK, ALACABÜK, ALACAHAN, ODALACAK

7 harfli kelimeler

DALACAN, YALACAN, BALACAN, ALACAMİ, ALACAMA, ALACACI, ALACAAT, ALACAAŞ, UKALACA, SALACAK, ÇALACAK, ALACALI

6 harfli kelimeler

BALACA, ALACAN, ALACAK, SALACA, YALACA

5 harfli kelimeler

ALACA

Bazı kelimelerin anlamları

ALACA

Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.

ALACAKLILIK

Alacaklı olma durumu.

ALACAKLANDIRICI

Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş.

ALACALANDIRMA

Alacalandırmak işi.

ALACALANDIRMAK

Alaca duruma getirmek.

ÇIVITALACASI

Bitkilerde görülen bir çeşit hastalık.

ALACALANMAK

Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.

ALACAMESCİT

Düzce kenti, Çilimli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

ALACAMEHRİBAN

Karışık renkli ağaçkakan.

ALACAKLANDIRMAK

Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.

BUDALACASINA

Budalaca.

ALACAMENEKŞE

Hercai menekşe.

ALACAKARANLIK

Güneş doğmadan önce beliren ya da battıktan sonra süregelen, süresi eşlek ve eksenucu çemberleri arasında giderek artan yarı aydınlık durum. bk. günağarması.

ALACAKLANDIRMA

Alacaklandırmak işi.

ALACAKLARIDIRMA

Bir parayı, sayışımın alacaklı bölümüne yazma.

ALACABALIKÇIL

Balıkçılgiller familyasından, uzunluğu 50 santimetre, kül rengi, sazlıklarda yaşayan bir tür kuş (Ardeola ralloides).

  -   -   -  

Anlamında ALACA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ALACA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALACALAMA

Alacalamak işi.

ALACALANMA

Alacalanmak işi.

ALA

Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).

ARACI

Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

ALACALI

Alaca.

AVAL

Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

BAKİYE

Artık, artan, kalan, geri kalan şey. Kalıntı. Alacak ve borçlar arasındaki fark.

BORÇLU

Borcu olan, borç almış olan, verecekli, medyun, alacaklı karşıtı. Borcu kalmış olarak. Bir şeyi birinin yardımıyla elde etmiş olan. Manevi bir yükümlülük altında bulunan.

ALGI

Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.

BUDALACA

Budalaya yakışan. (budala'ca) Budalaya yakışır bir biçimde, budalacasına.

BENGİ

Sonu olmayan, hep kalacak olan, ölümsüz, ebedî. Ege ve Güney Marmara bölgesinin halk oyunlarından biri.

ALACALIK

Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.

ALACAKLI

Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı.

BARDAK

Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılmış olan kap. Boduç, çamçak. Toprak testi. Bu kabın alacağı miktarda olan.

ALAKARGA

Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.

AŞURE

Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılmış olan bir tatlı türü, alaca aş.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

BEKLENTİ

Gerçekleşmesi beklenen şey. Bireyin belli şart ve durumların alacağı biçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki öngörüsü.