Kelimeler arşivinde; içinde "aker" olan, toplam 31 tane kelime bulunuyor. İçerisinde aker bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu aker ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında aker olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BAŞMÜZAKERECİLİK
BEEFMAKERSIĞIRI
MÜZAKERECİLİK, BAŞMÜZAKERECİ, PARAKERATOZİS
LAKERDACILIK
GAYAKERTİCİ, KAYAKERTİŞİ
MÜZAKERECİ, AKÇAKERTİL, KUMAKERTİŞ, MAKERASYON
SUMASAKER, LAKERDACI, ORAKERİĞİ, MÜZAKERAT
MÜZAKERE
SPEAKER, KOÇAKER, AKERSOY, ARAKERE, AKERSAN, AKERMAN, AKERGİN, LAKERDA
ATAKER, KRAKER
ÇAKER, PAKER, AKERE
AKER
Sigara ağızlığında biriken kir, zifir. Dürüst, güvenilir erkek.
BEEFMAKERSIĞIRI
ABD' den köken alan, % 75 Hereford ve % 25 Simental genotipi taşıyan, düşük bakım maliyetleriyle yüksek karkas verimini etkili bir biçimde sağlamada ün kazanmış olan etçi sığır ırkı.
LAKERDACILIK
Lakerdacının yaptığı iş.
PARAKERATOZİS
Hiperkeratozis.
MAKERASYON
Kemikten ayırmadan önce değişik solüsyonlar içerisinde bekletilerek dokunun yumuşatılması işlemi.
ORAKERİĞİ
Mürdümeriği.
KAYAKERTİŞİ
Kertenkele.
BAŞMÜZAKERECİLİK
Başmüzakereci olma durumu. Başmüzakerecinin yaptığı iş.
SUMASAKER
Atın alnından burnuna doğru uzanan bel, akıtma, ak benek.
GAYAKERTİCİ
Kayalıklarda yaşayan boz renkli, kabuklu bir çeşit kertenkele.
BAŞMÜZAKERECİ
Uluslararası birlikler içinde belli bir konuyu tartışmak ve çözüme ulaştırmak üzere ülkesini temsil etmeye yetkili kılınan devlet görevlisi.
AKÇAKERTİL
Balıkesir şehri, Kepsut ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
LAKERDACI
Lakerda yapan veya satan kimse.
MÜZAKERECİLİK
Müzakereci olma durumu.
MÜZAKERECİ
Müzakere yapan kimse. Öğrencileri çalıştıran kimse.
KUMAKERTİŞ
Kertenkele.
Bu bölümde tanımı içerisinde AKER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KONUŞMA
Konuşmak işi. Görüşme, danışma, müzakere. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans.
DANIŞMA
Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret. Danışılan yer, müracaat, enformasyon.
TELFİN
Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası, takoz.
OYLAŞMAK
Müzakere etmek. Güreşmek, boğuşmak.
MÜZAKERAT
Bir konuyla ilgili konuşmalar, danışmalar, müzakereler.
MÜZEKERE
Arapça kökenli müzâkere: müzakere.
KENEŞMEK
Müşavere, müzakere etmek, istişare etmek.
SÖYLEŞMEK
Karşılıklı konuşmak, hasbihâl etmek, sohbet etmek. Bir işin nasıl yapılması gerektiği konusunda konuşmak, müzakere etmek.
BELLETİCİ
Çalıştırıcı, öğretici, belletmen, müzakereci.
ETÜT
Herhangi bir konuda yapılmış olan inceleme, araştırma. Belli bir konuyu inceleyen, araştıran eser veya yazı. Ön çalışma. Öğrencilerin, bir belletmenin gözetimi, denetimi altında ders çalışmaları, mütalaa, müzakere.
GÖRÜŞÜLMEK
Görüşme işi yapılmak, müzakere edilmek. Herhangi biriyle görüşmek.
TAMAS
1.Erik. 2.Kara erik. 3.Bardakeriği. 4.Erik kurusu. 5.Elma. Yakınlık: tamas salmak. Siyah, ekşi erik ve kurusu. Erik kurusu; erik; dişilik organı.
GÖRÜŞME
Görüşmek işi, mülakat, müzakere.
OYLAŞMA
Müzakere.
HİPERKERATOZİS
Boynuzsu tabakanın kısmen veya tamamen kalınlaşması veya bu histolojik bulguyla belirgin hastalık. Hiperkeratoziste hücreler çekirdeklerini kaybetmişlerse buna hiperkeratotik veya ortokeratotoik hiperkeratozis, hücre çekirdekleri kaybolmamışsa buna da parakeratotik hiperkeratozis veya parkeratozis denir. Gözde korneanın hipertrofisi.
KENEŞ
Kenar. Ocağın yan duvarları. Aralık. Müzakere, müşavere, istişare.
GÖRÜŞMEK
Buluşup konuşmak, konuşup sohbet etmek. Dostluk, ahbaplık etmek. Bir iş, bir konu üzerinde karşılıklı görüş ileri sürmek, müzakere etmek.
TAKOZ
Bir eşyanın altına kıpırdamadan dik durması için yerleştirilen ağaç kama, kıskı. Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası. Kaba saba insan. Bir taşıtın kaymaması, kımıldamaması için tekerlekleri altına yerleştirilen tahta, plastik vb. engel. Kızaktaki geminin, üstünde oturduğu ağaçlardan her biri. Çivi çakmak için duvarın içine yerleştirilen ağaç parçası.