Kelimeler arşivinde; içinde "yığıl" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yığıl bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yığıl ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yığıl olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YIĞILIVERMEK
YIĞILIVERME
YIĞILIŞMAK
YIĞILIŞMA
YIĞILMAK
YIĞILCA, YIĞILMA, YIĞILIM
YIĞILI
YIĞIL
YIĞIL
Hafif. Ölçekleme yordamında değişik sınarların, ölçek konumlarını belirlemek üzere yargıcılarca içine sokulduğu küme.
YIĞILCA
Düzce iline bağlı ilçelerden biri.
YIĞILIŞMA
Yığılışmak işi, izdiham.
YIĞILIM
Yığılma işi. Bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümü, istif, stok. Bir gereksinimi karşılayacak maddeden çok miktarda yığma, istif, stok. Organizmada zararlı maddelerin birikmesi. Özdeciksel yörüngeçlere eksicikler dizildikten sonra, özdecikiçi öğecik yörüngeçlerine düşen eksicik sayısı dağılımı. Erke düzeylerinin eksicik ve benzerleri ile doldurumu. Özdeş nesnelerim oluşturduğu topluluk.
YIĞILMAK
Yığma işine konu olmak veya yığma işi yapılmak. Düşmek, yıkılmak, kendini tutamayıp çökmek. Çok sayıda birikmek, toplanmak.
YIĞILI
Yığılmış olan.
YIĞILMA
Yığılmak işi, kalabalıklaşma.
YIĞILIŞMAK
Bir yerde birikmek, toplanmak.
YIĞILIVERME
Yığılıvermek işi.
YIĞILIVERMEK
Ansızın yığılmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YIĞIL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
STOK
Yığılım. Yığımlık.
TERAKÜM
Birikme, yığılma.
BİRİKİM
Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.
ŞANTİYE
Yapı gereçlerinin yığılıp saklandığı veya işlendiği yer. Gemi tezgâhı. İnşa durumundaki ev, fabrika, baraj vb. her türlü yapı. Ev, fabrika, baraj vb.nin yapımının sürdüğü yer, yapı yeri.
KÜMELENME
Kümelenmek işi. Yığılma, biriktirme, toplanma, kümülasyon.
MİLLENMEK
Akarsuyun getirdiği kumlu, çamurlu toprak, bir yere yığılmak.
ABRIK
Birbiri üstüne eğilmiş* yığılmış.
BAYGIN
Bayılmış, kendinden geçmiş. Gönül vermiş. Yığılmış, dökülmüş. Süzgün. Bayılmış, kendinden geçmiş bir biçimde. İnsanı kendinden geçirir gibi olan.
KURGAN
İlk Çağda mezar üzerine toprak yığılarak yapılmış olan küçük tepe. Tepe biçiminde mezar, höyük.
YIĞIN
Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe. Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle.
MİSEL
Koloit iyonlarında molekül yığılmasından oluşan ve yalnız başına koloidin bütün niteliğini taşıdığı kabul edilen bölüm.
YIĞINTI
Bir araya yığılmış şeyler kümesi.
GUANO
Özellikle deniz kuşlarının pisliklerinin bir yerde uzun süreden beri birikip yığılmasıyla oluşan, azot ve fosfat bakımından zengin, gübre olarak kullanılan madde.
MÜTERAKİM
Birikmiş, toplanmış, yığılmış.
TEDAHÜL
Birbirinin içine girme. Ödemede gecikme. Yığılıp kalma, birikme.
BİRİKMEK
Toplanıp yığılmak. Birbirine eklenip çoğalmak. Bir araya gelmek, toplanmak.
AGLIK
Odun yığılan yer, odunluk.
İZDİHAM
Aşırı kalabalık, yığılma.
YIKILMAK
Yıkma işi yapılmak veya yıkma işine konu olmak. Devrilmek, yığılmak. Yok olmak, mahvolmak. Yenilmek. Yüklenmek. İstenmeyen biri çekilip gitmek, defolmak. Herhangi bir sebeple çökmek, göçmek.
KÜRELENMEK
Kürekle atılmak, kürekle yığılmak.