Kelimeler arşivinde; içinde "yığın" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yığın bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yığın ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yığın olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YIĞINAĞACI, YIĞINTILIK
YIĞINKAYA, YIĞINTEPE
YIĞINCAH, YIĞINÇAL, YIĞINTAŞ
YIĞINAK, YIĞINLA, YIĞINTI, YIĞINAH, YIĞINLI, YIĞINOT
YIĞINÇ
YIĞIN
YIĞIN
Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe. Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle.
YIĞINCAH
Toplantı, topluluk.
YIĞINTAŞ
Ağrı kenti, Eleşkirt ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
YIĞINKAYA
Bitlis şehri, Hizan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
YIĞINTILIK
Yak yüklüğü. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).
YIĞINLA
Çok, pek çok.
YIĞINAĞACI
Buğday demetlerini bir araya getirmek için kullanılan bir ucu daha uzunca olan çatal ağaç. (Arok Şarkikaraağaç Isparta).
YIĞINTI
Bir araya yığılmış şeyler kümesi.
YIĞINOT
Karabük ili, Ovacık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
YIĞINLI
Gaziantep kenti, ŞehitKâmil belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
YIĞINÇAL
Ağrı kenti, Doğubayazıt ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
YIĞINAK
Bir şeyin biriktiği yer. Bir hücreli bitkilerin bir araya gelerek oluşturdukları küme. Bir şeyin bir yerde çokça birikmesi, tecemmu, tahaşşüt.
YIĞINÇ
Isırgan otu.
YIĞINTEPE
Ağrı şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
YIĞINAH
Toplantı, topluluk. Toplantı yeri. Su birikintisi. Tınaz, ekin yığını. Toplantı.
Bu bölümde tanımı içerisinde YIĞIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÖKME
Dökmek işi. Dökme yük. Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış. Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan. Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan.
HAZİNE
Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet. Kaynak. Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü. Değerli şeylerin saklandığı yer. Devlet malının veya parasının saklandığı yer. Devlet malı veya parası. Değerli bir şeyin çok bulunduğu yer. Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse. Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam.
KÜLÇE
Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım. Eritilerek kalıba dökülmüş olan. Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme.
BORDA
Geminin veya kayığın yanı, alabanda karşıtı.
DOKURCUN
Ot ya da ekin yığını. Dokuztaş oyunu. Çizgili şayak kumaş, tokurcun.
GÜMÜL
Susam ve ekin demeti veya yığını.
ÇEÇ
Tahıl yığını. Tahıl elenen kalbur.
İSTİF
Eşya veya başka nesnelerin düzgün bir biçimde üst üste konulmasıyla oluşan yığın. Kereste, tahta vb. ağaç ürünlerini kurutmak veya bekletmek amacı ile belirli düzenlerde üst üste dizerek yapılmış olan yığın.
KÜME
Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün, takım, öbek, grup. Tümsek biçimindeki yığın. Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup. Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek. Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri. Tomar.
KÜRTÜN
Yük hayvanlarına vurulan semer, palan. Gümüşhane iline bağlı ilçelerden biri. Rüzgârın etkisiyle kuytu yerlere toplanmış kar yığını.
BULUT
Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın. Keder, endişe. Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın.
DENİZŞAKAYIKLARI
Denizşakayığını içine alan sölenterler alt sınıfı.
HÖYÜK
Tarih boyunca türlü nedenlerle yıkılan yerleşme bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle oluşan ve çoğu kez içinde yapı kalıntılarının gömülü bulunduğu yayvan tepe. Toprak yığını, küçük tepe.
CEPHE
Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü. Üzerinde savaşın sürdüğü bölge. Yan, yön, taraf. Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır. Belli bir düşünce, istek çevresinde sağlanan beraberlik. Yerde veya daha yükseklerde sıklık, sıcaklık bakımından iki ayrı hava yığınının karşılaştıkları yer.
ETEK
Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik. Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılmış olan saç örtü. Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü. Giysinin alt kenarı. Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü. Giysinin belden aşağıda kalan bölümü. Edep yeri.
HURDALIK
Hurda yığını. Hurdanın atıldığı yer.
ALÜVYON
Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın, lığ.
KALAK
Burun, burun ucu. Tezek yığını. Gelin tacı.
ÇEKBERİ
Harman yerinde yığınları çekmeye yarayan alet, gelberi.
BIYIKSIZ
Bıyığı olmayan, bıyığını tıraş etmiş olan.