İçinde YEMEK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "yemek" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yemek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu yemek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yemek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

CIMBARYEMEK, YEMEKLENMEK

10 harfli kelimeler

YEMEKÇİLİK, YEMEKLEMEK

9 harfli kelimeler

YEMEKALTI, YEMEKHANE

8 harfli kelimeler

BAŞYEMEK, YEMEKLİK, YEMEKSİZ

7 harfli kelimeler

YEMEKLİ, BÜYEMEK, SİYEMEK, TEYEMEK, YEMEKÇİ

5 harfli kelimeler

YEMEK

Bazı kelimelerin anlamları

YEMEK

Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

CIMBARYEMEK

Dayak yemek.

YEMEKÇİLİK

Yemekçinin yaptığı iş. Yemekçi olma durumu.

YEMEKÇİ

Çalışanları, üyeleri, öğrencileri, işçileri çok olan kuruluşlara yemek yapıp satan kimse. Aşçı.

BAŞYEMEK

Ana yemek.

YEMEKLENMEK

Yemek yemek.

YEMEKSİZ

Yemek verilmeyen. Yemeği olmayan.

SİYEMEK

Hayvan işemek, sidiklemek.

YEMEKALTI

Yemekten önce sofraya getirilen soğuk yiyecekler, ordövr.

TEYEMEK

Düşürmeyecek biçimde sıkıca, dikkatli tutmak. Yeni ayakkabının dikiş yerlerinin üstünden bir kez daha dikmek. Dikkatle bakmak.

BÜYEMEK

Suyun önüne bent yapıp toplanmasını sağlamak, göl haline getirmek.

YEMEKHANE

Okul, fabrika vb. kuruluşlarda yemek yenilen büyük salon.

YEMEKLİ

Yemek de yenilen. Yemek de verilen.

YEMEKLİK

Yemek yapmakta kullanılan. Yemek için ayrılan. Yiyecek şey, yiyecek maddesi.

YEMEKLEMEK

Yemek yedirmek, şölen vermek. Doyurmak, yemek yedirmek.

  -   -   -  

Anlamında YEMEK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YEMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALİNAZİK

Közlenmiş patlıcan, sarımsaklı yoğurt ve kıyma ile yapılmış olan bir yemek türü.

AŞÇIBAŞI

Birlikte çalışan birkaç aşçının başı. Bir lokanta veya evde yemek pişirmekle görevli kimse.

AYVAZ

Koca, erkek, eş. Savaş gemilerinde çalışan cerrah yardımcısı. Büyük konaklarda mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak.

BİRAHANE

Genellikle bira içilen, aynı zamanda çabuk hazırlanan bazı sıcak veya soğuk yemeklerin de yenildiği yer.

BARSAMA

Güzel kokulu yaprakları yemeklere konulan, nane ve yaban kekiğinin ortak adı.

BEŞAMEL

Et yemekleri için tereyağı, un ve sütle yapılmış olan bir sos türü.

AŞEVİ

Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.

ARPALAMA

Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık. Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı.

APERİTİF

Ön içki. Yemek öncesinde yenen çerez vb. yiyecek.

AZIKLIK

Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler. Hemen yemek üzere, harman zamanından önce biçilip savrulan ekin. Azık koymaya yarayan kap veya torba.

BARDAKALTI

Bardağın konulduğu yeri kirletmemesi için kullanılan, genellikle örgü, kâğıt veya plastik örtü. Yemek öncesi yenilen küçük bir lahmacun türü.

ATIŞTIRMAK

Acele olarak yemek ya da içmek. Yağmur veya kar serpiştirmek.

BİSTRO

İçki içilen kahve. Müzik eşliğinde içki içilen, yemek yenilen bir tür lokanta.

AŞÇI

Yemek pişirmeyi meslek edinen kimse. Yemek yenilen dükkân, aşevi, lokanta. Yemek pişirip satan kimse.

ALAKART

Seçmeli yemek, tabildot karşıtı.

ARTIKLAMAK

Yemekte artık bırakmak.

ACIKMAK

Yemek yeme gereksinimi duymak.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

ANIK

Hazır. Ballıbabagillerden, tek yıllık, mavi çiçekli, yemeklere koku vermek için kullanılan bir bitki, dağ reyhanı (Ziziphora).

AV

Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması. Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse. Bu yollarla yakalanan hayvan.