Kelimeler arşivinde; içinde "to" olan, toplam 4012 tane kelime bulunuyor. İçerisinde to bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu to ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında to olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TOPLUMSALLAŞTIRMA, TOPLUMMERKEZCİLİK, DAKRİYOSİSTOGRAFİ, FOTOFOSFORİLASYON, FOTOSENSİTİZASYON, GASTROKOLONOSTOMİ, HEMATOPORFİRİNÜRİ, KRİPTOSPORİDİOZİS, MİTOKONDROKUPREİN, OTOMATİKLEŞTİRMEK, SEFALOTORAKOPAGUS, TOPRAKKAZANGİLLER, YEYENUYEYENOSTOMİ
ARİSTOTELESÇİLİK, ANCYLOSTOMATİDAE, BAKTERİYOTOKSEMİ, DESULFOTOMACULUM, DİVERTİKÜLEKTOMİ, ECHİNOSTOMATİDAE, EKSTRAPERİTONEAL, ELEKTROFOTOMETRE, ENTEROTOKSİJENİK, FOSFOFRUKTOKİNAZ, FOTOPERİYODİKLİK, FOTOPOLİMERLEŞME, FOTOREAKTİVASYON, GNATHOSTOMATİDAE, GRANÜLOSİTOPENİK, HEMANJİYOBLASTOM, HİPERKALSİTONEMİ, HİYOVERTEBROTOMİ, İHTİYOHEMOTOKSİN, LEPTOMENİNGOPATİ, LÖKOSİTOZOONOZİS, MEGAKARYOSİTOZİS, METİLTESTOSTERON, METROPERİTONİTİS, MİKROGAMETOBLAST, MİKROGAMETOGENEZ, MONOTONLAŞTIRMAK, NÖROFİBROMATOZİS, NÖROŞİSTOSOMOZİS, ORNİTOBAKTERİYOZ, Devamını Oku »»
İMPARATORİÇELİK, MOLOTOFKOKTEYLİ, TOPLUMLAŞTIRMAK, TOPLUMSALLAŞMAK, TOPRAKLANDIRMAK, AGRANÜLOSİTOZİS, AKANTOSEFALOZİS, ANDROMETODOKSİN, ANJİYOKERATOZİS, ARİTENOİDEKTOMİ, BAKTERİYOTOKSİN, BARTONELLİYAZİS, CERATOPOGONİDAE, DERMATOFİBROZİS, DİOCTOPHYMOİDEA, DİPLOSTOMATİDAE, EKSİTOTOKSİTİTE, EKTOPARAZİTİSİT, ENCEPHALİTOZOON, ENDOPERİTONİTİS, ENTEROPATOJENİK, EPİDERMOFİTOZİS, ERİTROBLASTOZİS, FEOKROMOBLASTOM, FİTOÖSTROJENLER, FİTOTRİKOBEZOAR, FİZOHEMATOMETRA, FOTOELEKTRİKLİK, FOTOFABRİKASYON, FOTOHİYALOGRAFİ, Devamını Oku »»
DİYALEKTOLOJİK, OTOMATİKLEŞMEK, PSİKOPATOLOJİK, SİNEMATOGRAFİK, TİROKALSİTONİN, TOLERANSSIZLIK, TOMURCUKLANMAK, TOPAKLAŞTIRMAK, TOPLUMLAŞTIRMA, TOPLUMSALLAŞMA, TOPRAKLANDIRMA, TOPLUMMERKEZCİ, ADATOPRAKPINAR, AFLATOKSİKOZİS, AMETOCİSİMCİĞİ, ANCYLOSTOMİDAE, ANEVRİZMEKTOMİ, ANKİLOSTOMATİK, ANKİLOSTOMOZİS, ASETOBAKTERLER, BETONLAŞTIRMAK, BLASTOKONİDYUM, BLEPHAROPTOSİS, DEFERENTEKTOMİ, DERMATOBİYOZİS, DERMATOFİTOZİS, DERMATOMİKOZİS, DERMATOMİYAZİS, DERMATOMİYOTOM, DİOCTOPHYMİDAE, Devamını Oku »»
ARİSTOKRATLIK, ARİSTOTELESÇİ, ÇİMENTOLANMAK, ÇİMENTOLATMAK, DİFTONGLAŞMAK, DİYALEKTOLOJİ, FİTOPATOLOJİK, FOTOĞRAFÇILIK, FOTOĞRAFLAMAK, FOTOLİTOGRAFİ, HELMİNTOLOJİK, MONOTONLAŞMAK, OTOBİYOGRAFİK, OTOMATİKLEŞME, OTOMOBİLCİLİK, PALEONTOLOJİK, PANTOLONCULUK, PARAZİTOLOJİK, PSİKOPATOLOJİ, SİNEMATOGRAFİ, TELEFOTOGRAFİ, TOMURCUKLANMA, TRAVMATOLOJİK, ADOLFAKTORYUM, ADRENALEKTOMİ, AGRANULOSİTOZ, AKANTOKERATOZ, AKANTOSEFALAN, AKANTOSEFALOZ, AKANTOSEFALÖZ, Devamını Oku »»
APPASSİONATO, ARİSTOKRATİK, ÇİMENTOCULUK, ÇİMENTOLAMAK, ÇİMENTOLANMA, ÇİMENTOLATMA, DERMATOLOJİK, DİFTONGLAŞMA, DİYABETOLOJİ, DİYALEKTOLOG, EKSTRASİSTOL, ELEKTROMOTOR, ENTOMOLOJİST, FİTOCOĞRAFYA, FİTOPATOLOJİ, FOTOELEKTRİK, FOTOĞRAFHANE, FOTOĞRAFLAMA, HELMİNTOLOJİ, İMPARATORİÇE, İMPARATORLUK, LİTOGRAFYACI, MANYETOMETRE, MONOTONLAŞMA, NEOPLATONİZM, OROSTOPOLLUK, OTOBİYOGRAFİ, OTOPARKÇILIK, OTOSTOPÇULUK, PALEONTOLOJİ, Devamını Oku »»
AKROMATOPSİ, ARİSTOCULUK, ARİSTOKRASİ, BASTONCULUK, BETONLAŞMAK, ÇİMENTOLAMA, DEONTOLOJİK, DERMATOLOJİ, DİLATOMETRE, DİYABETOLOG, ENTOMOLOJİK, ESKATOLOGYA, ESPERANTOCU, FAYTONCULUK, FOTOMEKANİK, FOTOTAKTİZM, FOTOTROPİZM, HEMATOLOJİK, HEPATOLOJİK, KALANTORLUK, KARTOGRAFİK, KARTOGRAFYA, KARTONLAMAK, KARTONPİYER, KLİMATOLOJİ, KOMPOSTOLUK, KREMATORYUM, KRİPTOLOJİK, KURÇATOVYUM, METODOLOJİK, Devamını Oku »»
AKIMTOPLAR, ALLEGRETTO, ANTİTOKSİK, ANTİTOKSİN, ARİSTOKRAT, AŞIRAMENTO, AZOTOMETRE, BETONCULUK, DEONTOLOJİ, DERMATOLOG, DOKTORASIZ, ENTOMOLOJİ, FOTOĞRAFÇI, FOTOKİNEZİ, FOTOMONTAJ, FOTOMORFOZ, FOTOSENTEZ, FOTOTERAPİ, HEKTOLİTRE, HEKTOMETRE, HEMATOLOJİ, HİSTOLOJİK, İSKONTOSUZ, İSPİRTOLUK, JETONCULUK, KANTOCULUK, KARTOGRAFİ, KLEPTOMANİ, KLİMATOLOG, KONKORDATO, Devamını Oku »»
ANATOMİCİ, ANATOMİST, ANTİKATOT, ANTOLOJİK, ATOMCULUK, BADMİNTON, BASTONSUZ, BATONSALE, BETONARME, BETONİYER, ÇARLİSTON, ÇİMENTOCU, ÇİMENTOLU, DALTONİZM, DAVULTOZU, DOKTORALI, DOKTORLUK, EKVATORAL, ESPERANTO, FAGOSİTOZ, FOTOFİNİŞ, FOTOJENİK, FOTOKİMYA, FOTOMETRE, FOTOMETRİ, FOTOMODEL, FOTOROMAN, FOTOTAKSİ, HEKTOGRAM, HEMATOLOG, Devamını Oku »»
ALTINTOP, ANATOMİK, ANTOLOJİ, ARİSTOCU, ASİMPTOT, BASTONCU, BASTONLU, DEPOZİTO, DİYASTOL, DİYATOME, EKTODERM, ETOKRASİ, ETOLOJİK, FAYTONCU, FOTOAKIM, FOTOĞRAF, FOTOKOPİ, FOTOSFER, FOTOSKOP, FOTOŞİMİ, KALANTOR, KAMİNETO, KANTONİT, KAPİTONE, KARTONCU, KARTOTEK, KLİTORİS, KOMPOSTO, KONÇERTO, KONSULTO, Devamını Oku »»
AGİTATO, AĞUSTOS, ANATOMİ, ANİMATO, BARİTON, BETONCU, BİYOTOP, ÇİMENTO, DİFTONG, DOKTORA, EKVATOR, ETOLOJİ, FİSTOLU, FOTOJEN, FOTOTEK, FRUKTOZ, GROSTON, HOTANTO, HOTOZLU, İSKARTO, İSKONTO, İSPİRTO, JETONCU, KANTOCU, KATOLİK, KAYARTO, KİLOTON, KRİPTON, LETONCA, MANTOLU, Devamını Oku »»
AMİTOZ, ARTOVA, ASETON, ATOMAL, ATOMCU, ATOMİK, ATONAL, AVİSTO, BASTON, DERTOP, DETONE, DOKTOR, DUETTO, ESTOMP, ETOBUR, FANTOM, FAYTON, FİLETO, İZOTOP, KANTON, KARTON, KASTOR, KRETON, KRİPTO, LAKTOZ, LEGATO, MALTOZ, MASTOR, MENTOL, NEVTON, Devamını Oku »»
AFTOS, BETON, BUTON, FİSTO, GETTO, GUSTO, HOTOZ, İSTOP, JETON, KANTO, KATOT, KETON, KOTON, LENTO, MANTO, METOT, MİTOS, MORTO, MOTOR, ORTOZ, PALTO, PİTON, PLATO, PORTO, PUNTO, ROSTO, SALTO, SİRTO, ŞİNTO, TOHUM, Devamını Oku »»
ALTO, ATOL, ATOM, ETOL, FOTO, GATO, NATO, STOK, STOP, STOR, ŞATO, TOHT, TOKA, TOPU, TOST, TOTO, VETO, AUTO, EKTO, FATO, FİTO, HUTO, İTOĞ, KETO, KITO, KOTO, LATO, ORTO, ÖTON, PATO, Devamını Oku »»
TOK, TOL, TON, TOP, TOR, TOS, TOY, TOZ, İTO, TOÇ, TOF, TOĞ, TOH, TOM, TOŞ, TOT
TO
TO
Hayır anlamında olumsuzluk belirtir. İlik (kemikteki). Te o.
GASTROKOLONOSTOMİ
Mideyle kolon arasında ameliyatla anastomoz yapılması.
KRİPTOSPORİDİOZİS
Cryptosporidium cinsi protozoonların buzağı, kuzu, oğlak ve domuz yavruları gibi genç hayvanlarda oluşturduğu sindirim sistemi bozukluğu. Sığır yetiştiriciliği yapan insanlarda geçici ishal, bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde şiddetli ishal, kilo kaybı, ateş, karın ağrısı, seyrek olarak solunum sistemi bozukluklarına neden olan enfeksiyon.
TOPLUMSALLAŞTIRMA
Bazı imkânlardan, kuruluşlardan toplumun yararlanmasını sağlama, toplum hizmetine koyma, sosyalizasyon. Toplumun değer yargılarına uygun duruma getirme, sosyalizasyon.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
HEMATOPORFİRİNÜRİ
Eritropoetik protoporfiri.
MİTOKONDROKUPREİN
Yeni doğanlarda bilhassa karaciğer mitokondrilerinde bulunan bakırı depolayan protein. Yeni doğanlarda bakırı depolar ve sitokrom oksidazın oluşumunda bakır deposu olarak hizmet eder.
TOPRAKKAZANGİLLER
Memeliler (Mammalia) sınıfının, kemiriciler (Rodentia) takımının, yalın dişliler (Simplicidentata) alt takımının, sıçanımsılar (Myomorpha) bölümünden, yapılan tıknaz ve kuyrukları küt, gözleri ve kulakları küçük, yaşayışları köstebeğe benzeyen türlere sahip bir familya.
FOTOSENSİTİZASYON
Işığa duyarlılık, derinin ışığa karşı hassasiyet gösterme hâli. Canlı, kimyasal madde ve benzeri şeyleri ışığa karşı duyarlı kılma.
ANCYLOSTOMATİDAE
Kancalı kurtlar.
DAKRİYOSİSTOGRAFİ
Kontrast madde verilerek gözyaşı kesesi ve kanalının radyolojik olarak incelenmesi.
SEFALOTORAKOPAGUS
Baş ve göğüsleri birbirine yapışık ikizler; bu biçimle belirgin hilkat garibesi.
YEYENUYEYENOSTOMİ
Boş bağırsağın bir kısmının ameliyatla çıkarılması ve iki boş bağırsak ucunun birbirine dikilmesi.
FOTOFOSFORİLASYON
Fotosentez sırasında ışık enerjisi kullanılarak ATP teşekkülü. Fotosentez sırasında ışık enerjisi kullanılarak ATP'nin oluşumu, fotosentetik fosforilasyon. Fotosentez esnasında kloroplastlarda ışık enerjisi kullanılarak ADP'nin ATP'ye dönüştürülmesi.
OTOMATİKLEŞTİRMEK
Otomatikleşme işini yaptırmak.
TOPLUMMERKEZCİLİK
İnsanın kendisini evrenin merkezi sayma görüşü, toplumiçincilik.
Bu bölümde tanımı içerisinde TO geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ACEMİCE
Toyca, beceriksizce, acemicesine.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
ACEMİLİK
Acemi olma durumu, toyluk. Acemice davranış, toyluk.
AĞAÇKESEN
Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.