Kelimeler arşivinde; içinde "temel" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde temel bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu temel ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında temel olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TEMELLENDİREBİLME
TEMELLENDİRMEK, TEMELLEŞTİRMEK
TEMELLENDİRME, TEMELLEŞTİRME
TEMELERİYİK, TEMELDEVREN, TEMELSİZLİK, TEMELLEŞMEK, TEMELLENMEK
TEMELLEŞME, TEMELORAĞI, TEMELLENME, MUHTEMELEN
TEMELDIŞI
TESTEMEL, TEMELLİK, MUHTEMEL, YETEMELİ, NETEMELİ, TEMELSİZ, TEMELLÜK
TEMELTİ, TEMELLİ
TEMELİ
TEMEL
TEMEL
Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz.
TEMELERİYİK
Ağaç boyamada kullanılan bir ana ya da yardımcı renkten hazırlanmış boya eriyiği. Gerektiğinde yeni renkler üretmek için yararlanılır.
TEMELLEŞME
Temelleşmek işi.
TEMELLEŞTİRME
Temelleştirmek işi.
TEMELDEVREN
1.İplik ve kılaptan karıştırılarak dokunan bir çeşit kumaş. 2.Sırma ile işlenmiş kadife giysi.
TEMELORAĞI
Meyve bahçesinde biten yaban otlarını temizlemekte kullanılan demir araç. (Kemalpaşa İzmir.).
TEMELDIŞI
İlkel diye alınan bir şekilde sonradan türemiş (ses).
TEMELLENDİRMEK
Temel tutmasını sağlamak, yerleştirmek. Süreklilik ve kalıcılık kazandırmak.
TEMELLENMEK
Temel tutmak.
MUHTEMELEN
Umulur ki, beklenir ki, görünüşe bakılarak.
TEMELLEŞTİRMEK
Temel tutmasını, yerleşmesini sağlamak. Süreklilik kazandırmak, kalıcı bir duruma getirmek, temelli olmasını sağlamak.
TEMELLENDİRME
Temellendirmek işi.
TEMELSİZLİK
Temelsiz olma durumu.
TEMELLENDİREBİLME
Temellendirebilmek işi veya durumu.
TEMELLEŞMEK
Temel tutmak, yerleşmek. Sürekli ve kalıcı bir duruma girmek.
TEMELLENME
Temellenmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEMEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYLAKÇI
Temelli işi olmayan işçi.
ANEROİT
Cıva yerine maden bir kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı barometre.
ASLİ
Birincil. Temel olarak alınan, birincil. Asıl olan.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
ATAERKİL
Soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden (topluluk), pederşahi, patriarkal.
BAKINTI
Temel gereksinimleri karşılama.
ATONAL
Yeni bir bestecilik çığırına göre, ton ve makam temeline bağlı kalmadan oluşturulan (beste).
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
ASLİYE
Temel, esas.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
ASAL
Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili, esasi.
ASALETEN
Bir görevde temelli olarak, asıl olarak, vekâleten karşıtı. Kendi adına hareket ederek.
ANAERKİL
Anaerki temeline dayanan, maderşahi, matriarkal.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
ANLAŞILAN
Anlaşıldığına göre, galiba, muhtemelen.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
ASILSIZ
Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber). Uydurma.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.