Kelimeler arşivinde; içinde "sere" olan, toplam 86 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sere bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sere ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sere olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SEREBELLOSPİNAL, GLUKOSEREBROSİT, GLİKOSEREBROSİT
SEREBROKUPREİN, SEREBROVİSERAL, DÖTEROSEREBRUM
PROTOSEREBRUM, SEREBROMALASİ, SEREBROSİTLER, SEREBROSPİNAL
POSTSEREBRAL, SEREBELLARİS
SEREBROLOJİ
DELİMSEREK, SEREBİLMEK, SEREBRALİS, GÜMÜŞSEREN, SEREBROSİT, SEREBELLUM, SEREBELLAR, SERENAĞACI, SEREKLEMEK, SEREMETTİN
SERELTMEK, SEREBİLME, KÖSERECİK
TAPSEREN, SERETMEK, YANSEREN, YUNSEREK, SEREBRAL, SEREPERİ, SEREPENE, SERENLİK, SERENKÖY, SERENGÜL, SERENDER, SEREBRUM, SEREFİYE, NURSEREN, SEREMONİ, KÖSERELİ, SERENCAM, ADDUSERE, GÜNSEREN, GÜLSEREN
CESERET, BESEREK, BİSEREK, AYSEREN, SERENDE, SERENDÜ, SERENER, SERETAN, SERENLİ, SERENDİ, SERENNİ, SERENTE, SERENTİ, SERENAT, PESEREK, EĞSEREN, MAHSERE, KEVSERE, EYSEREN, HESERET, İKSEREN, SEREBRO
MESERE, DUSERE, MASERE, SEREVİ, KÖSERE, SEREPE, KOSERE, SERENT, EYSERE, ESERET, ESEREN, AYSERE, SEREND
SEREF, SEREN, SEREK, SEREM
SERE
SERE
Açık duran başparmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık, sele.
POSTSEREBRAL
Beynin art tarafına ait.
PROTOSEREBRUM
Böceklerde ve diğer eklem bacaklılarda beynin ön kısmı.
SEREBELLOSPİNAL
Beyincik ve omurilikle ilgili olan.
SEREBELLARİS
Serebellar.
GLUKOSEREBROSİT
Glikoz şekeri içeren serebrosit. Gaucher hastalığında beyinde birikir.
SEREBROSİTLER
Sfingozine polar bir karbonhidrat grubu (galâktoz, glikoz) bağlanmış, içinde fosfor bulunmayan ve sinir hücrelerinin miyelin örtüsünde bol bulunan glikolipit molekülleri.
GLİKOSEREBROSİT
Serebrosit.
DÖTEROSEREBRUM
Kabuklularda antene giden sinirlerin oluştuğu beyin bölgesi.
SEREBROVİSERAL
Yumuşakçalarda beyin ve iç organ gangliyonlarına ait sinirler.
SEREBİLMEK
Serme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SEREBROKUPREİN
Beyinde bulunan ve bakır kapsayan protein. Beyindeki bakırlı protein.
DELİMSEREK
Sersem, salak, çılgın, delişmen.
SEREBROMALASİ
Beynin yumuşaması.
SEREBROLOJİ
Beyin bilimi, beynin bilimsel incelenmesi.
SEREBROSPİNAL
Beyin ve omuriliğe ait. Beyin ve omurilikle ilgili. Beyin ve omuriliğe ait olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde SERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOMBA
Canlı ya da cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah. Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren. Büyük fıçı veya varil. Çekiciliği olan çok güzel kadın veya kız. Uyuşturucu hap.
GABYACI
Yelkenli gemilerde yelken, arma, seren ve bütün bunlara ait her tür işi yapan görevli, gabyar.
GÖNDERMEK
Bir yere doğru yola çıkarmak, yollamak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak, irsal etmek. Yolcu etmek. Araştırma, yazışma vb.nde kaynak kişiye veya esere işaret etmek, atıf yapmak. Yetki vererek gitmesini sağlamak. Bir kaynaktan çıkıp gelmek, ulaşmak.
GABYA
Ana direklerin üzerine sürülen çubuklar ve ana direklerin üstlerinde bulunan serenler.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
BRİK
İki direkli, seren yelkenli, birkaç top taşıyan gemi. Önde çok yüksek bir oturma yeri, arkada da boylamasına yerleştirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli, yaylı at arabası.
ARİYA
Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.
GİZ
Sır. Yelken gemilerinde mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni.
ÇALPARA
Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç. Açıklarda, kumluk alanlarda yaşayan ve ağları keserek balıkçılara zarar veren bir tür çağanoz (Portunus puber). Gemi bordasında, pis suları dışarı akıtıp deniz suyunu, içeri almayan, tulumba içindeki özel kapak.
ÇIKARMAK
Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.
BOĞAZLAMAK
Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.
ARMA
Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.
ARMADOR
Geminin direk, seren, yelken, ip vb. donanımını düzenleyen usta.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
BASTİKA
Bir yelken serenine veya herhangi bir ağaca açılan delik.
CUNDA
Yatay serenlerin her iki başı.
DANABURNU
Toprak içinde yaşayıp bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek, kök kurdu (Gryllotalpa vulgaris). Aslanağzı.
İMZALAMAK
Bir yazı veya belgeye imzasını yazmak, imza atmak. Eserin yazarı, yapımcısı olduğunu imza veya işaretle belirtmek. Bir kimseye, hatıra olarak sunulan esere imza atmak.
DOĞRAMAK
Keserek parçalamak veya elle küçük parçalara ayırmak.