Kelimeler arşivinde; içinde "saya" olan, toplam 62 tane kelime bulunuyor. İçerisinde saya bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu saya ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında saya olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BİLGİSAYARLAŞMAK, BİLGİSAYARSIZLIK
MİKROBİLGİSAYAR, BİLGİSAYARCILIK, KANIKSAYABİLMEK, BİLGİSAYARLAŞMA
MİNİBİLGİSAYAR, KANIKSAYABİLME, AZIMSAYABİLMEK, ANIMSAYABİLMEK
AZIMSAYABİLME, KAPSAYABİLMEK, BİLGİSAYARSIZ, ANIMSAYABİLME, VARSAYABİLMEK
AKSAYABİLMEK, BİLGİSAYARLI, VARSAYABİLME, KAPSAYABİLME, BİLGİSAYARCI
AKSAYABİLME, SAYAKLANMAK, SAYACAKTÜRK
BİLGİSAYAR, SAYALANMAH, SAYAKLAMAK, SAYAVARMAK, SAYABİLMEK, YENİSAYACA, KUSAYAZMAK, KONUKSAYAR
KUSAYAZMA, ADIMSAYAR, SAYACILIK, SAYATÜSTÜ, SAYASABAN, SAYALAMAK, SAYABİLME
SAYASINI, SAYARLAR, SAYALLIK, SAYACAĞA, TERSAYAK
SAYACIK, SAYALAR, SAYALIK, HASAYAZ, SAYAMAK, SAYACAK, KESAYAK
AKSAYA, SAYAĞI, SAYANI, SAYACI
SAYAN, SAYAT, SAYAR, SAYAÇ, SAYAL, SAYAK, SAYAH
SAYA
SAYA
Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü. Kadın giysisi. Gebe koyunların karnındaki yavru yüz günlük olduğunda çobanların yaptığı tören. Yayla ve kırlarda hayvanlar için yapılmış olan üstü samanla örtülü yer. İş önlüğü.
AZIMSAYABİLME
Azımsayabilmek işi.
ANIMSAYABİLME
Anımsayabilmek işi, hatırlayabilmek.
BİLGİSAYARCILIK
Bilgisayarcının yaptığı iş.
KAPSAYABİLMEK
Kapsama imkânı veya olasılığı bulunmak.
BİLGİSAYARSIZLIK
Bilgisayarsız olma durumu.
BİLGİSAYARSIZ
Bilgisayarı olmayan. Bilgisayar olmaksızın.
ANIMSAYABİLMEK
Anımsama imkânı veya olasılığı bulunmak.
MİKROBİLGİSAYAR
Ana işlem birimi olarak bir mikroişleyiciyle bellek ve öteki donanım birimleri olarak çok büyük çapta tümleşik (ÇBÇT) birleşenlerden oluşan bir bilgisayar türü. ÇBÇT teknik biliminin geliştirdiği mikroizlenceleme olanağı donanım ile yazılım arasında esnek bir köprü sağlamakta, ana işlem biriminin sağladığı temel komutlar kullanıcıya mikroizlencelerle geliştirilmiş daha yüksek düzeyli komutlar biçiminde sunulmaktadır.
KANIKSAYABİLMEK
Kanıksama imkânı veya olasılığı bulunmak.
BİLGİSAYARLAŞMAK
Bilgisayar düzeniyle donatılmak.
AZIMSAYABİLMEK
Azımsama imkânı veya olasılığı bulunmak.
VARSAYABİLMEK
Varsayma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KANIKSAYABİLME
Kanıksayabilmek durumu.
BİLGİSAYARLAŞMA
Bilgisayarlaşmak durumu.
MİNİBİLGİSAYAR
Elektronik teknikbiliminde görülen hızlı gelişmenin ürünleriyle bilgisayar dizge yapısı bakımından donanım-yazılım İşbirliğinde yeni yaklaşımların bir arada kullanıldığı, bu özellikleriyle, küçük ya da büyük geleneksel bilgisayarlardan, bilgi işlem gücüne göre donanımın ucuzlaması ve oylumun küçülmesi bakımından ayrılan bir bilgisayar türü. Mini sözcüğünün ilk bakışta düşündürdüğü "küçük" bilgisayar çağrışımına karşın, özellikle ana bellek ve dış bellek sığası bakımından bir minibilgisayar geleneksel ortaboy bilgisayar sınıfına yakışan donanım birimleri için düşünülen bellek sığalarıyla donatılmış olabilir.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAYA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOAGİLLER
Avlarını yutmadan önce uzun gövdeleriyle sarıp sıkarak boğan ve ezen sarılgan yılanları kapsayan zehirsiz yılanlar familyası.
BİÇİM
Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.
AHLAKÇILIK
Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti, törelcilik, aktörecilik, moralizm.
BİREYCİLİK
Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı, ferdiyetçilik, individüalizm. Bütüne, genele değil de bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş, ferdiyetçilik, individüalizm.
BİLGİSAYARCI
Bilgisayar alım satımcısı. Bilgisayar programcısı, yapımcısı ya da mühendisi.
ARZ
Sunma. Piyasaya mal sürülmesi, sunu. Yer, yeryüzü. En, genişlik. Yüksek bir makama anlatma, bildirme.
AKSAK
Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.
ATARİ
Bilgisayarlarda basit programlarla düzenlenmiş bir oyun türü.
AŞAMA
Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.
ÇEVİRGE
Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç, modem.
ARIZALI
Aksayan, işlemeyen, bozulmuş (araç vb.). Engebeli. Yarım yamalak.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
ALELHESAP
Hesaba sayarak.
BİÇİMLENDİRMEK
Bir şeye belirli bir biçim vermek, şekillendirmek. Yazı ve simgeleri bilgisayara elverişli duruma getirmek, formatlamak. Bilgisayarda disket vb.ni kullanılabilir duruma getirmek veya disket vb.ni zararlı ögelerden temizlemek, formatlamak.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
CERMEN
Bugünkü Almanya'yı, Bohemya ve Polonya'nın batı bölümünü kapsayan Cermanya'da milattan önce III. yüzyıldan IX. yüzyıla kadar oturan halk. Bu halktan olan kimse.
BELLEK
Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm.
ARAYÜZ
Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa.
BENİÇİNCİLİK
Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü, benmerkezcilik, egosantrizm.
BİLİR
"Anlar, sayar, yapar" anlamları ile adlarla birleşerek birleşik sıfat kuran bir söz.