Kelimeler arşivinde; içinde "rint" olan, toplam 34 tane kelime bulunuyor. İçerisinde rint bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu rint ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında rint olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇEVRİNTİCİLİK
ÇEVRİNTİSİZ
LABİRİNTUS, ÇEVRİNTİLİ, GİRİNTİSİZ, MİKROPRİNT
GURİNTENE, SERİNTEPE, GİRİNTİLİ, ZERRİNTAÇ
SUPRİNTİ, TİRİNTAZ, SPRİNTER, ÇEVRİNTİ
VERİNTİ, YİRİNTİ, KİRİNTİ, KİRİNTE, KERİNTİ, DERİNTİ, GERİNTİ, DERİNTÜ, ÇİRİNTİ, RİNTLİK, GİRİNTİ
IRİNTİ, ERİNTÜ, ERİNTİ, SPRİNT, RİNTÇE, İRİNTİ, FORİNT
RİNT
Gönül eri. Sarhoş, ayyaş kimse.
ÇEVRİNTİ
Bir şeyin kendi ekseni çevresinde sürekli dönmesi. Çeşitli tahıl karışığı.
MİKROPRİNT
Herhangi bir yayının küçültülerek üzerine aktarıldığı 22,5X9 cm. boyutlu kart. (Bu kartların her biri genellikle küçültülmüş 100 sayfayı kapsar. Bu kartların üst yanında ilgili yayının çıplak gözle okunabilecek kaynakçasal kimliği yazılır.).
ÇEVRİNTİSİZ
Çevrintisi olmayan.
GİRİNTİLİ
Girintisi olan.
GİRİNTİSİZ
Girintisi olmayan.
SUPRİNTİ
Çör çöp, süprüntü.
TİRİNTAZ
Titiz, temiz, süslü giyinen.
GURİNTENE
Veba hastalığı.
ÇEVRİNTİCİLİK
Yirminci yüzyılın başlarında İngiliz yazarı Wyndham Lewis tarafından kurulmuş bir edebiyat çığırıdır. Sanatın öbür kollarında da uygulanan ve somculuğun (cubisme'in) etkisi altında bulunan bu çığır makine uygarlığını konu edinerek hayatı sürekli bir değişiklik, telaş ve heyecan içinde anlatır. XX. yüzyılda, makine uygarlığının ve ve kübizm akımının etkisinde İngiliz yazarı Wyndham Lewis ile başlatılan, yaşamayı sürekli telaş ve değişimleriyle anlatmaya çalışan bir akım.
ÇEVRİNTİLİ
Çevrintisi olan.
LABİRİNTUS
Karışık yol, dolambaçlı.
VERİNTİ
Bir dilden başka bir dile verilen söz.
SERİNTEPE
Gaziantep ilinde, ŞehitKâmil belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Zonguldak şehrinde, Ormanlı bucağına bağlı bir bölge.
ZERRİNTAÇ
Altın taç.
SPRİNTER
Atletizmde 100 ve 200 metre koşularına katılan atlet.
Bu bölümde tanımı içerisinde RİNT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİŞİ
Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey). Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan. Yumuşak, kolay işlenen (maden). Kadın. Şuh, işveli, çekici. Verimli, doğurgan. Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki).
CUMBALAMAK
Bir parçanın dar kenarındaki testere izi vb. girinti ve çıkıntıları düzeltmek.
RİNDANE
Rintçe. Rintçe.
BARBATA
Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü, kale korkuluğu.
KALENDER
Gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan, alçak gönüllü kimse, ehlidil, rint. Özensiz, kılıksız bir biçimde. Özensiz giyinmiş, kılıksız kimse. Yalnız birisi hareketli üst üste konulmuş belirli sayıda silindirden meydana gelen ve düzgün yüzeyli kâğıt üretmek için kullanılan bir makine.
KİRTİKLİ
Kenarları girintili çıkıntılı olan.
LAMBA
Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet. Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul. Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti.
GÜRUH
Değersiz, aşağı görülen, küçümsenen topluluk, derinti, sürü.
GİRDAP
Bir engelle karşılaşan su ya da hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak yaptığı çevrinti, ters akıntıların oluşturduğu dönme, eğrim, çevri, anafor. Tehlikeli yer veya durum.
MİHRAP
Cami, mescit vb. yerlerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer. Umut bağlanan yer.
KABARTMA
Kabartmak işi. Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef. Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı. Kabartılarak yapılan.
OYMAK
Aşiret. Keskin, sivri uçlu bir cisimle bir şeyi yontarak veya delerek çukur oluşturmak. Bıçaklayarak yaralamak. Kazıklamak. Hemen hemen benzer veya aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolu'nun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri. İzcilikte küçük birlik. Kumaş vb.ni girintili bir biçimde kesmek.
DÜZLEM
Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan, düz, yassı. Ortam. Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey, müstevi.
ERKEK
Yetişkin adam, bay, er kişi. Sözüne güvenilir, mert. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Koca. Sert, kolay bükülmez. Sperma oluşturan organizma.
KOY
Denizin, gölün küçük girintiler biçiminde karaya doğru sokulduğu bölümü.
KİLİTLEMEK
Anahtarla kilidi kapamak. Bir nesne veya bir kimseyi kilitli bir yere kapamak. Karşılıklı çıkıntı ve girintileri olan şeyleri birbirine geçirmek, kenetlemek. Sıkıca tutmak. Kapatmak.
MATRİS
Matbaacılıkta kullanılan, girintili çıkıntılı metal veya mukavva kalıp, baskı kalıbı. Dizey.
KARINTI
Anaforlarda oluşan çevrinti. Geminin yanından vurarak gemiyi sarsan dalga.
KANAL
Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu. Telefon, telgraf, radyo, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol, hat. Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti. İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol.
DÜZ
Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Düz rakı. Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Kıvırcık ya da dalgalı olmayan (saç). Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil. Yalın, sade, süssüz. Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Yayvan, altı derin olmayan. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli.