Kelimeler arşivinde; içinde "kuma" olan, toplam 87 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kuma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kuma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kuma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HIZARBAŞIKUMARLI
SIDIKLIKUMARKAÇ
BAŞKUMANDANLIK, KUMARHANECİLİK, KUMANDANSIZLIK
KUMANYACILIK, SİRKUMANALİS
KUMARHANECİ, KUMARBAZLIK, KUMANDANSIZ, KUMANDANLIK, BAŞKUMANDAN, DOKUMACILIK
KUMALAŞMAK, KUMARCILIK, ÇOKUMAKLIK, KUKKUMAVUK, KUMARILARI, KUMANDASIZ, DOKUMAHANE, KUMAÇUKURU, KUMAKERTİŞ, KUMANDANLI, KUMAŞÇILIK, KUMATLAMAK
KUMANDALI, KUMAÇORAK, KUKUMAVUK, KUMARHANE, KUMANYACI, KUMARMUDU, KUMAŞKAYA, KUMAVŞARI, MAHKUMANE
KUKKUMAV, KARAKUMA, UZOKUMAK, KALKUMAÇ, KUMANIYA, KUMANLAR, KUMARLAR, KUMAŞMAK, MAVKUMAK, TULKUMAK, HONKUMAK, GARKUMAK, DOLKUMAK, KUMANDAN, KUMARBAZ, DOKUMALI, KUMAŞSIZ, DOKUMACI
KUMARCI, KUMANCA, DOKUMAK, KUMARİN, KUMANYA, KUMARLI, KUMANDI, KUMAŞIK, KUMANDA, KUMASIZ, TEKKUMA, KUMAŞÇI, TOKUMAK, KUMAŞLI, KUMKUMA, UÇKUMAK, KUMACIK, HÜKUMAT, KUKUMAV, KOKUMAK
KUMALI, UKUMAK, DOKUMA, KUMARI, KUMARA, KUMANA, KUMACI, OKUMAK
KUMAV, KUMAN, KUMAR, KUMAŞ, KUMAK, OKUMA
KUMA
KUMA
Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı, ortak.
KUMARBAZLIK
Kumarcı olma durumu, kumarcılık.
KUMARHANECİLİK
Kumarhanecinin yaptığı iş.
KUMANDANSIZ
Kumandanı olmayan.
KUMANYACILIK
Kumanyacının yaptığı iş.
KUMARCILIK
Kumarbazlık.
KUMALAŞMAK
Kıskançlık nedeniyle çekişmek, atışmak.
KUMARHANECİ
Kumarhane işleten kimse.
HIZARBAŞIKUMARLI
Ordu ilinde, Ünye ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
SIDIKLIKUMARKAÇ
Kırşehir kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
BAŞKUMANDANLIK
Başkomutanlık.
SİRKUMANALİS
Anüs etrafında bulunan veya anüs çevresine ait olan.
KUMANDANSIZLIK
Kumandansız olma durumu.
DOKUMACILIK
Dokumacının yaptığı iş, dokuyuculuk, tekstil.
BAŞKUMANDAN
Başkomutan.
KUMANDANLIK
Komutanlık.
Bu bölümde tanımı içerisinde KUMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
APRELEMEK
Kumaş veya deriyi cilalamak, perdahlamak.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
APRE
Kumaş ya da derinin cilalanması, perdahlanması. Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
APLİKE
Düz veya desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ALFABE
Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece, yazı. Bir işin başlangıcı. Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap.
APLİKASYON
Uygulama. Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya bir dantel dikilerek yapılmış olan süs. Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme.
ALTINOLUK
İşlemeli kadın şalvarı. Sarıkların üstüne sarılan sırma şerit. Altın sırma veya kılaptanla işlenmiş çizgili ipek kumaş. Bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar.
ALTIPARMAK
Bir tür iri palamut balığı. Bu kumaştan yapılmış olan gelin giysisi. Ayrı renkte altı yolu olan kumaş.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ALACA
Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
ASTAR
Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.
ALPAKA
Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan (Lama glama pacos). Bu yünden dokunan kumaş. Alman gümüşü. Bu hayvanın yumuşak, hafif, dayanıklı ve parlak olan yünü.
ALEKSİ
Okuma yitimi.