Kelimeler arşivinde; içinde "kin" olan, toplam 646 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kin bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kin ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kin olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BİYOETKİNSİZLEŞME, ÇEKİNGENLEŞEBİLME, ÇEKİNGENLEŞTİRMEK, ÇİRKİNLEŞTİRİLMEK
ÇEKİNGENLEŞTİRME, ÇİRKİNLEŞEBİLMEK, ÇİRKİNLEŞİVERMEK, ÇİRKİNLEŞTİRİLME, FOSFOFRUKTOKİNAZ, HODGKİNHÜCRELERİ
ÇİRKİNLEŞTİRMEK, KESKİNLEŞTİRMEK, MAKİNELEŞTİRMEK, ÇİRKİNLEŞEBİLME, ÇİRKİNLEŞİVERME, ETKİNLEŞEBİLMEK, FLOROKİNOLONLAR, HODKİNHASTALIĞI, PURKİNJEHÜCRESİ, SAKİNLEŞEBİLMEK, TONKİNESEKEDİSİ, YETKİNLEŞTİRMEK
ÇEKİNGENLEŞMEK, ETKİNLEŞTİRMEK, MAKİNELEŞTİRME, SAKİNLEŞTİRMEK, BİYOETKİNLEŞME, ÇİRKİNLEŞTİRME, EKİNOKOKKOTOMİ, ETKİNLEŞEBİLME, ETKİNLEŞTİRİCİ, FAKIEKİNCİLİĞİ, FARMAKOKİNETİK, KESKİNLEŞTİRME, KİNETOPLASTİDA, KOLESİSTOKİNİN, LİPOFUSKİNOZİS, MUNCHKİNKEDİSİ, NEOEKİNORİNKOZ, PROTRAMBOKİNAZ, SAKİNLEŞEBİLME, YETKİNLEŞTİRME
ETKİNLEŞTİRME, SAKİNLEŞTİRME, ÇEKİNGENLEŞME, EKİNOKOKKOZİS, FİNGERPİCKİNG, GAMETOKİNETİK, İNTERLÖKİNLER, KENMAKİNATASI, KİNETONUKLEUS, KİNETONÜKLEUS, KİNETOPLASTİD, KOLESİTOKİNİN, SİLKİNEBİLMEK, TAHTALIMİSKİN, TRİKLOROKİNON, TROMBOKİNEZİS, YETİŞKİNCİLİK
ÇİRKİNLEŞMEK, KESKİNLEŞMEK, KESKİNLETMEK, MAKİNELEŞMEK, MİSKİNLEŞMEK, SEÇKİNLEŞMEK, SİLKİNDİRMEK, TEMKİNSİZLİK, YETKİNLEŞMEK, BİTKİNLEŞMEK, BÜYÜKİNCİRLİ, ÇEKİNEBİLMEK, GALAKTOKİNAZ, HİDROKRAKİNK, IŞIMETKİNLİK, IŞINETKİNLİK, KİNOPANORAMA, KLORKİNALDOL, KÜÇÜKİNCİRLİ, MİNKİNSİZLİK, PARKİNSONİZM, SİLKİNEBİLME, SİTOKİNİNLER, STREPTOKİNAZ
ÇEKİNGENLİK, ÇİRKİNLEŞME, ÇİRKİNSEMEK, DEĞİŞKİNLİK, ETKİNLEŞMEK, GELİŞKİNLİK, İKİNDİÜZERİ, KESKİNLEŞME, KESKİNLETME, MAKİNECİLİK, MAKİNELEŞME, MAKİNİSTLİK, MİSKİNLEŞME, SAKİNLEŞMEK, SEÇKİNCİLİK, SEÇKİNLEŞME, SİLKİNDİRME, SKİNKGİLLER, YETİŞKİNLİK, YETKİNLEŞME, BİTKİNLEŞME, BURADAKİNAR, BÜYÜKİNCESU, ÇEKİNDİRMEK, ÇEKİNEBİLME, ÇİRKİNSİMEK, DEZMOPLAKİN, DÖNMEZTEKİN, EKİNCİUŞAĞI, EKİNİVERMEK, Devamını Oku »»
ÇEKİNİKLİK, ÇEKİNİLMEK, ETKİNCİLİK, FOTOKİNEZİ, İKİNDİÜSTÜ, İLİŞKİNLİK, KIRKİKİNDİ, MİSKİNHANE, MÜTEMEKKİN, SAKİNLEMEK, SAKİNLEŞME, TELEKİNEZİ, TEMKİNLİCE, BENZOKİNON, BİDAHAKİNE, BULUTTEKİN, BURUKTEKİN, ÇEKİNCESİZ, ÇEKİNDİRİK, ÇEKİNDİRME, ÇEKİNGENCE, ÇEKİNTİLİK, ÇİRKİNSEME, DEĞMETEKİN, DENİZTEKİN, DORUKTEKİN, DURANTEKİN, EKİNAMBARI, EKİNCİOĞLU, EKİNÇANAĞI, Devamını Oku »»
ALTINEKİN, BERKİNMEK, BİRİKİNTİ, BİTKİNLİK, ÇEKİNİLME, ÇİRKİNLİK, EKİNCİLİK, GEÇKİNLİK, İKİNCİLİK, İKİNDİYİN, KESKİNLİK, KİNDARLIK, KİNEMATİK, KİNESTEZİ, KİNLENMEK, KİNSİZLİK, MİSKİNANE, MİSKİNLİK, PİŞKİNLİK, SAKİNLEME, SEÇKİNLİK, SİLKİNMEK, ŞİŞKİNLİK, TEMKİNSİZ, TEPKİNLİK, YETKİNLİK, BOĞATEKİN, ÇEKİNCELİ, ÇEKİNCEME, ÇEMKİNMEK, Devamını Oku »»
BEKİNMEK, BERKİNME, ÇEKİNGEN, ÇEKİNMEK, ÇİRKİNCE, DEĞİŞKİN, EKİNOKOK, ERKİNLİK, EŞKİNSİZ, ETKİNLİK, FİLİSKİN, GELİŞKİN, İÇKİNLİK, KİNAYELİ, KİNCİLİK, KİNİNSİZ, KİNLENME, MAKİNECİ, MAKİNELİ, MAKİNİST, MİSKİNCE, MÜSEKKİN, PİŞKİNCE, SAKİNLİK, SİLKİNİŞ, SİLKİNME, SİLKİNTİ, TEKİNSİZ, TEMKİNLİ, YEKİNMEK, Devamını Oku »»
BEKİNME, ÇEKİNCE, ÇEKİNİK, ÇEKİNİŞ, ÇEKİNME, ÇEKİNTİ, EKİNLİK, EKİNOKS, EKİNÖZÜ, ERİŞKİN, ERKİNCİ, EŞKİNCİ, EŞKİNLİ, ETKİNCİ, İKİNCİL, İLİŞKİN, İRKİNTİ, KİNETİK, KİNİNLİ, ORKİNOS, SAKİNCE, YAKİNEN, YEKİNİŞ, YEKİNME, AKTEKİN, AYTEKİN, BAKİNAZ, BAKİNDİ, BAŞEKİN, ÇEKİNGE, Devamını Oku »»
BİKİNİ, BİTKİN, ÇİRKİN, ÇİSKİN, DİKİNE, EKİNCİ, EKİNTİ, GEÇKİN, İKİNCİ, İKİNDİ, İŞKİNE, KESKİN, KİNAYE, KİNDAR, KİNİZM, MAKİNE, MİSKİN, PİŞKİN, SEÇKİN, SMOKİN, ŞİŞKİN, TELKİN, TEMKİN, TEPKİN, TERKİN, TESKİN, YETKİN, AKEKİN, AKİNCİ, AKİNET, Devamını Oku »»
ERKİN, EŞKİN, ETKİN, İÇKİN, İLKİN, KİNCİ, KİNİN, KİNİŞ, LAKİN, TEKİN, AKİNE, ÇEKİN, ÇİKİN, DEKİN, DİKİN, EKİNİ, EKKİN, ELKİN, ESKİN, İKİNÇ, İRKİN, İŞKİN, KİNER, KİNAR, KİNAŞ, KİNAT, KİNAZ, KİNDİ, KİNEL, KİNET, Devamını Oku »»
EKİN, AKİN, KİNE, KİNK, KİNO
KİN
KİN
Birine karşı duyulan öç alma isteği, garaz. Ki.
ÇİRKİNLEŞTİRİLMEK
Çirkinleşmesi sağlanmak.
ÇİRKİNLEŞİVERME
Çirkinleşivermek işi.
ÇİRKİNLEŞEBİLMEK
Çirkinleşme olasılığı bulunmak.
ÇİRKİNLEŞİVERMEK
Ansızın çirkinleşmek.
ÇEKİNGENLEŞTİRME
Çekingenleştirmek işi.
KESKİNLEŞTİRMEK
Keskin duruma getirmek.
ÇİRKİNLEŞTİRİLME
Çirkinleştirilmek işi.
ÇEKİNGENLEŞTİRMEK
Çekingen duruma getirmek.
ÇEKİNGENLEŞEBİLME
Çekingenleşebilmek işi.
BİYOETKİNSİZLEŞME
Vücutta biyotransformasyon sonucu zehirli maddelerin genellikle etkisiz veya zayıf etkili, suda kolay çözünen ve vücuttan hızla atılan bir biçime sokulması olayı, detoksifikasyon.
MAKİNELEŞTİRMEK
Makine ile yapılmasını sağlamak.
ÇİRKİNLEŞTİRMEK
Çirkin bir duruma getirmek.
FOSFOFRUKTOKİNAZ
Glikoliziste fruktoz 6-fosfatı fruktoz 1, 6-difosfata çeviren enzim. Glikolitik yolun çalışma hızını düzenleyen enzimlerden biri.
ÇİRKİNLEŞEBİLME
Çirkinleşebilmek işi.
HODGKİNHÜCRELERİ
Sternberg dev hücreleri.
Bu bölümde tanımı içerisinde KİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AİT
İlgilendiren, ilişkin, ilişik, ilgili.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AKILLI
Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil. Uyanık geçinen. Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
AİDİYET
İlişkinlik. İlgi.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
AHUDUDU
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.