Kelimeler arşivinde; içinde "him" olan, toplam 111 tane kelime bulunuyor. İçerisinde him bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu him ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında him olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇAKIRHACIİBRAHİM, HACIİBRAHİMUŞAĞI
HACIİBRAHİMLER, HİMENOLEPİOZİS, KARAİBRAHİMLER, LEHİMLENEBİLİR
MÜHİMSEMEZLİK, ALANHİMMETLER, ÇİFTÇİİBRAHİM, İBRAHİMDERESİ, İBRAHİMHACILI, İBRAHİMKAVAĞI, KARACAİBRAHİM
HİMAYESİZLİK, İBRAHİMBEYLİ, İBRAHİMKAHYA, İBRAHİMŞEHİR, MOLLAİBRAHİM, VELİHİMMETLİ
HİMAYECİLİK, LEHİMLENMEK, LEHİMLETMEK, SILAYIRAHİM, HACIİBRAHİM, HİMMETUŞAĞI, İBRAHİMPAŞA, İBRAHİMŞEYH, KADIİBRAHİM, KARAİBRAHİM, LEHİMTAVASI, VAHİMLEŞMEK, ZAHİMLENMEK
LEHİMCİLİK, LEHİMLEMEK, LEHİMLENME, LEHİMLETME, MÜHİMSEMEK, MÜTEVEHHİM, ABDURRAHİM, ABDÜRRAHİM, AMPHİMERUS, HİMİHLEMEK, HİMMETBEŞE, HİMMETDEDE, HİMMETFAKI, HİMMETOĞLU, İBRAHİMAĞA, İBRAHİMKÖY, İBRAHİMÖZÜ, MEHİMSEMEK, VAHİMLEŞME
BEHİMİLİK, HİMAYESİZ, LEHİMLEME, MÜHİMSEME, AHİMEHMET, GATIREHİM, HİMBİRLİK, HİMMETKÖY, İBRAHİMLİ
HİMAYECİ, MÜHİMMAT, FEHİMDAR, HİMATYON, HİMENYUM, HİMİYELA, HİMLEMEK, HİMMETLİ, VAHİMLİK, YOHİMBİN
İNHİMAK, LEHİMCİ, LEHİMLİ, VEHİMLİ, DOHİMAK, FEHİMLİ, HİMENAL, İBRAHİM, MÖHİMAT, MÜLHİME
BEHİME, BEHİMİ, HİMAYE, HİMMET, TEFHİM, FAHİME, FEHİME, MÜLHİM, OHİMAK, RAHİME, RİKHİM, ŞEHİME
FEHİM, HİMEN, LEHİM, MÜHİM, RAHİM, SEHİM, VAHİM, VEHİM, ÇEHİM, FAHİM, HİMCİ, HİMDİ, HİMİK, MÖHİM, REHİM, ŞEHİM, ZAHİM
HİMİ
HİM
HİM
Temel: Bu evin himi çürüktür. Köşe, aralık: Himden sepeti çıkar. Çalılık, dikenlik yer. Büyük taş. Arapça kökenli him: Duvarın temelle birleşen kenarları (Erzincan Merkez). Temel. Arapça kökenli him:temel; sır.
İBRAHİMBEYLİ
Ankara ili, Evren belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KARAİBRAHİMLER
Çanakkale ili, Yiğitler bucağına bağlı bir yer.
İBRAHİMHACILI
Yozgat kenti, Şefaatli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ÇAKIRHACIİBRAHİM
Düzce kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ÇİFTÇİİBRAHİM
Manisa kenti, Kula ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
LEHİMLENEBİLİR
Lehimleme işlemi ile tutturulabilen.
HACIİBRAHİMUŞAĞI
Aksaray ili, Ortaköy ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kahramanmaraş ili, Süleymanlı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KARACAİBRAHİM
Manisa şehrinde, Borlu nahiyesine bağlı bir bölge.
ALANHİMMETLER
Bolu şehrinde, Kıbrıscık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
İBRAHİMDERESİ
Bartın ili, Ulus belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
HİMAYESİZLİK
Himayesiz olma durumu.
HİMENOLEPİOZİS
Hymenolepis cinsi sestodların neden olduğu enfeksiyon. Genellikle kemiricilerde parazitlenen, ancak insanlarda da enfeksiyona neden olabilen ve patojenitesi düşük olan Hymenolepis nana'nın neden olduğu enfeksiyon.
MÜHİMSEMEZLİK
Önemsemezlik.
İBRAHİMKAVAĞI
Aydın şehrinde, Çine ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
HACIİBRAHİMLER
Manisa şehrinde, Akhisar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde HİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEHİMİLİK
Behimi olma durumu.
ANLATMA
Anlatmak işi, ifham, ilam, tefhim.
DENİZKEDİSİ
Tüm başlılar takımından, vücudu ince uzun, büyük başlı, derin ve büyük denizlerde yaşayan bir balık, denizmaymunu (Chimaera monstrosa).
GÖLGE
Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Güneş ışınlarından korunacak yer. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Röfle. Koruma, kayırma himaye.
CİDDİ
Şaka olmayan, gerçek. Güvenilir bir biçimde. Önem vererek, gerçek olarak. Ağırbaşlı. Eğlendirme amacı gütmeyen. Güvenilir, sağlam, önemli. Gülmeyen. Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik. Titizlik gösterilen, önem verilen.
KORUYUCU
Koruyan kimse, muhafız. Himaye eden, kollayıcı, hami. Asalağı dış ortamda yok eden, onun konakçıya ulaşmasına engel olan (ilaç veya işlem).
KORUMAK
Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.
CEPHANE
Ateşli silahlarla atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde, mühimmat.
DULDA
Yağmur, güneş ve rüzgârın etkileyemediği gizli, kuytu yer, siper. Esirgeme, koruma, himaye.
KORUYUCULUK
Korumacı olma durumu, kollayıcılık, himaye.
HAVYA
Madenlerle yapılmış olan kaynak işlerinde lehimi eritmek için ateşle veya elektrikle kızdırılarak kullanılan, çoğunlukla çekiç biçiminde ucu bakır alet.
GEÇME
Geçmek işi, mürur. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.
GÖZETİM
Gözetme işi, nezaret. Himaye. Gözaltı.
KAYIRMAK
Koruyarak başarısını sağlamak, elinden tutmak, himmet etmek. Birini, başkalarının veya işin zararı pahasına tutmak. Birine haksız yere kolaylıklar sağlamak, iltimas etmek.
GÖZETMEK
Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek. Kayırmak. Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak. Kollamak, beklemek. Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak.
BESMELE
"Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adı ile" anlamına gelen ve bir işe başlarken söylenilen bismillahirrahmanirrahim sözü, bismillah.
ESİRGEME
Esirgemek işi, koruma, himaye, vikaye.
KURUNTU
Yanlış ve yersiz düşünce, evham. Olmayacak bir şeyin olacağını sanma, vehim. Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma, işkil, evham, vesvese.
ANLAMA
Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.
ESİRGEMEK
Korumak, himaye etmek, vikaye etmek. Bir şeyi yapmaktan veya vermekten kaçınmak.