Kelimeler arşivinde; içinde "gere" olan, toplam 139 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gere bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gere ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gere olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GEREKÇELENDİRMEK
GEREKÇELENDİRME, YADGEREKİRCİLİK
GEREKÇESİZLİK, ENGEREKGİLLER, GEREKMEZCİLİK
GEREKİRCİLİK, GEREĞİERTESİ, GEREĞİNLEYİN, GEREKTİĞİNDE, GEREVİŞLEMEK
GEREKSİNMEK, GEREKSİZLİK, GEREKTİRMEK, GEREKLENMEK, GERENLENMEG, GEREYLENMEK, GEREZLENMEK, TÖNGEREKMEK
GEREKÇESİZ, GEREKLİLİK, GEREKSEMEK, GEREKSİNİM, GEREKTİRİM, ENDEGEREDE, GEREBİLMEK, GEREKDÜĞÜN, GEREKİRLİK, GEREKLEYİŞ, GEREKSİNME, GEREKTİRME, GERENGİLİK, GERENLEMEK, GERENNEMEK, GERENSEMEK, GERESLEMEK, GEREVİŞTEN, GÜGERENLİĞ, HAMZAGEREK, KANATGEREN, KIZILGEREN
GEREĞİNCE, GEREKÇELİ, GEREKİRCİ, GEREKSEME, GENEGEREŞ, GEREBİLME, GEREDELLİ, GERENİMEK, GERENKOVA, SARIGEREN
GEREKLİK, GEREKMEK, GEREKSİZ, AFFİGERE, ARRİGERE, ÇENGEREK, DİGERERE, GEREDELİ, GERELMEK, GERENCİK, GERENKÖY, GERENLİK, GERENMEK, GERENÖZÜ, GERERMEK, İLENGERE, İLİNGERE, İNTEGERE, TENGEREK
ENGEREK, GEREKÇE, GEREKLİ, GEREKME, GERELTİ, DRİGERE, ERİGERE, FENGERE, FİNGERE, GECGERE, GEÇGERE, GEJGERE, GEREBİÇ, GEREKİM, GEREMEK, GEREMET, GEREMİT, GERENEK, GERENGİ, GERENLİ, GERENSE, GERENSİ, GERENTİ, GEREVET, GEREVİÇ, GEREVİT, GEREVÜT, GEZGERE, GOZGERE, GÖZGERE, Devamını Oku »»
GEREDE, AŞGERE, ENGERE, EŞGERE, GEREBİ, GEREĞİ, GERELİ, GEREME, GERENG, GERERE, GEREVİ, GEREVÜ, GEREZA, TEGERE
GEREÇ, GEREK, GEREN, EGERE, GEREL, GERER, GEREY, GEREZ
GERE
GERE
Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık. Geniş. Ağız kavgası, çekişme.
ENGEREKGİLLER
Örneği engerek olan zehirli yılanlar familyası. Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (Squamata) yılanlar (Ophidia) alt takımının, oluklu zehir dişliler (Solenoglypha) bölümünden, başları üçgen biçiminde, kuyrukları kısa, doğurarak çoğalan, çok zehirli bir familya. (Viperidae),türleri iyi bilinirler.
GEREKMEZCİLİK
İnsanın istenç özgürlüğünü saltıklaştırarak, gerçekte bilimin temeli olan gerekirciliği ve nedenselliğin genel geçerlilik niteliğini yadsıyan öğretilerin genel adı.
YADGEREKİRCİLİK
Neden ve sonucun birbirini izlemesinde kesin bir zorunluk olmadığını; yenilik, bağımsızlık ve şans gibi etmenlerin de neden - sonuç bağıntısı kadar olaylar arasındaki ilişkiyi belirlediğini ileri süren, bu bakımdan gerekirciliğin karşıtı olan öğreti, bk. gerekircilik.
GEREVİŞLEMEK
Alelacele yapmak.
GEREKÇESİZLİK
Gerekçesiz olma durumu.
GEREKTİĞİNDE
Ödek üzerinde bulunan ve gerektiği zaman kimin tarafından ödeme yapılacağını ya da borçlanımı bildiren deyim.
GEREKSİNMEK
İhtiyaç duymak, ihtiyacı olmak.
GEREKSİZLİK
Gereksiz olma durumu, lüzumsuzluk.
GEREĞİNLEYİN
Lüzumu kadar, gereği gibi, iyice.
GEREĞİERTESİ
Pazartesi.
GEREKLENMEK
Kullanmak: Sabunu iyi gereklen.
GEREKÇELENDİRMEK
Gerekçeli duruma getirmek.
GEREKİRCİLİK
Belirlenimcilik.
GEREKÇELENDİRME
Gerekçelendirmek işi.
GEREKTİRMEK
Gerekli kılmak, icap ettirmek, istilzam etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde GERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
AJANDA
Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter, andaç.
ADAMAKILLI
Gereğinden çok, iyice, bir güzel, bir temiz.
AHMAK
Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, aptal.
AKAÇ
Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇIKÇASI
Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.
AKAİT
Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü. Bu kuralları toplayan kitap.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AFAKİ
Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AĞAÇLAŞMA
Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.