Kelimeler arşivi içinde; başında "iz" olan, toplam 219 adet kelime bulunmaktadır. iz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu iz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde iz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İZOTİYOSİYANAT
İZLENCELERİNE, İZLENCELEYİCİ, İZLEYİCİÖLÇER, İZMARİTGİLLER, İZOELEKTRONİK, İZONİTROJENİK, İZOPROTERENOL
İZLENEBİLMEK, İZLENİMCİLİK, İZLETEBİLMEK, İZLEYEBİLMEK, İZOBİLATERAL, İZOTAKOFOREZ
İZLENCELEME, İZLENEBİLME, İZLEŞTİRMEK, İZLETEBİLME, İZLETTİRMEK, İZLEYEBİLME, İZLEYİCİLER, İZLEYİCİLİK, İZOENZİMLER, İZOKROMOZOM, İZOMERLEŞME, İZOPRENALİN, İZZETİNEFİS, İZZETTİNKÖY, İZZETÜİKBAL, İZZETÜİKRAM
İZALEİŞÜYU, İZANSIZLIK, İZAZUİKRAM, İZGEGÖZLER, İZİNSİZLİK, İZLEMCİLİK, İZLETİLMEK, İZLETTİRME, İZMİRİRİSİ, İZMİRLİLİK, İZODİNAMİK, İZOKALORİK, İZOKSUPRİN, İZOMORFİZM, İZOPRENOİT, İZOSTERİZM, İZZEDİNEVS, İZZETİNKÖY
İZANSIZCA, İZDÜŞÜREÇ, İZDÜŞÜREN, İZGEBİLİM, İZGEÇİZER, İZGEÖLÇER, İZGEÖLÇÜM, İZLENCECİ, İZLENİMCİ, İZOBARLAR, İZOEKOJEN, İZOFLAVON, İZOHİDRİK, İZOLASYON, İZOMERİZM, İZOMERLİK, İZOMETRİK, İZOMORFİK, İZONİAZİD, İZOSENTEZ, İZOSTERİK, İZOTAKTİK, İZOTERMAL, İZOTONLAR, İZOTOPLAR, İZOZMATİK
İZAFETEN, İZAFİLİK, İZAFİYET, İZAHNAME, İZBANDUT, İZİBÜYÜK, İZİNNAME, İZİNNEME, İZLEKSEL, İZLEMSEL, İZLENMEK, İZLETMEK, İZLEYİCİ, İZMELECE, İZMİHLAL, İZOENZİM, İZOGAMET, İZOGENİK, İZOGREFT, İZOİMMÜN, İZOLATÖR, İZOLÖSİN, İZOMERAZ, İZOMERİK, İZOMETRİ, İZOTONİK, İZZETİYE, İZZETTİN
İZAFİYE, İZAĞNCI, İZANSIZ, İZBELİK, İZBIRAK, İZBUDAK, İZBUDUN, İZCİLİK, İZDAHAM, İZDEMEK, İZDİHAM, İZDİRAB, İZDİVAÇ, İZDÜŞÜM, İZİNLİK, İZİNSİZ, İZLEMCİ, İZLEMEK, İZLENCE, İZLENEK, İZLENİM, İZLENİŞ, İZLENME, İZLENTİ, İZLETİŞ, İZLETME, İZLEÜÇÜ, İZLEYİŞ, İZMARİT, İZMETÇİ, Devamını Oku »»
İZAFET, İZAHAT, İZAHLI, İZANLI, İZBENT, İZBİRO, İZBOĞA, İZBÖRÜ, İZEDİN, İZERGE, İZIBAT, İZİNLİ, İZİRAP, İZLEME, İZMENT, İZMİRA, İZOBAR, İZOMER, İZONİM, İZOTİP, İZOTON, İZOTOP, İZOZİM, İZÜSTÜ, İZVENT
İZAAN, İZABE, İZAFE, İZAFİ, İZALE, İZBEK, İZBET, İZBİT, İZBUL, İZDEM, İZEDE, İZGÜL, İZGÜN, İZHAR, İZİAP, İZLEÇ, İZLEK, İZLEM, İZLEV, İZMED, İZMET, İZMİR, İZMİT, İZNİK, İZOLE, İZVET, İZZET
İZAA, İZAÇ, İZAH, İZAM, İZAN, İZAZ, İZBE, İZCİ, İZEL, İZEM, İZGE, İZGÜ, İZİN, İZME, İZOT, İZUR, İZVE
İZA, İZE, İZN, İZO
İZ
İZ
Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alamet, emare. Bir olay, bir durum veya yaşayıştan geride kalan belirti, eser. Bir düzlemin başka bir düzlemle veya bir doğru ile kesişmesinden doğan ara kesit. Bir olay veya bir durumdan geride kalan belirti, ipucu, emare. Bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti.
İZLETEBİLMEK
İzletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
İZOPROTERENOL
Adrenalin gibi güçlü bronş genişletici etkili olan ancak damarlarda genişlemeye neden olan beta almaç uyarıcısı sentetik ilaç, izoprenalin.
İZLENCELERİNE
Verilerin bilgisayarda istendiği biçimde işlenmesini sağlamak amacıyla çeşitli girdilerle işletece verilen düzenlenmiş işlem yönergesi.
İZOTAKOFOREZ
İyonik hareketliliklerinin değişik olmasına dayanan bir ayırma yöntemi. Elektroforezin değişik bir şekli. Burada ileri giden elektrolitin hareketliliği ayrılacak iyonlarda büyük, durdurucu elektrolitin ki ise küçüktür.
İZLENCELEME
Bir izlencenin tasarlanması, yazılması ve denenmesi ile ilgili işlerin tümü. Verilen bir sorunu bilgisayarda çözmek için gerekli komutlar dizisini hazırlama. Bir sinemada gösterilecek filmlerin seçimi, sürelerinin düzenlenmesi, filmlerin zamanında elde edilmesi, izlencenin yayımlanması, tanıtılması işi. Yapımı, yayını tasarlanan izlencelerin saptanması. İzlencenin, izlence çizelgesinin hazırlanması.
İZONİTROJENİK
Yemlerin protein bakımından dengelenmesi, eşitlenmesi. Protein bakımından eşit değere sahip diyetler.
İZLEYEBİLMEK
İzleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
İZOELEKTRONİK
Kütle ve çekirdek yükü dışında birbirine çok benzeyen atomları tarif eder. Eşit sayıda elektrona sahip olan (O-2, F-, Ne gibi).
İZOBİLATERAL
Bilâteral simetri durumu.
İZOTİYOSİYANAT
Sülfokarbimit olarak da bilinen, R-N=C=S şeklinde bileşik.
İZLENEBİLMEK
İzlenme imkânı veya olasılığı bulunmak. İzlenmeye değer olmak.
İZLENİMCİLİK
Doğayı, gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan, doğrudan doğruya gerçeği, nesneyi değil de onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı, empresyonizm. Sanat eserlerinin dış etkilerin içe yansıması, içte izler bırakması ve bu izlere dayanılarak yaratılması.
İZLENCELEYİCİ
Daha önce tanımlanmış görevleri yapacak nitelikte bilgisayar izlenceleri tasarlayıp yazan, bunları deneyerek, varsa yanlışlarını düzelten, gerekli belgelemeyle birlikte kullanıma hazır duruma getiren kişi. Özellikle bu işi uğraş edinmiş kişi.
İZMARİTGİLLER
Örnek hayvanı izmarit olan kemikli balıklar familyası. Balıklar (Pisces) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımının, dikenli yüzgeçliler (Acanthopterygii) alt takımından, etçil ya da otçul, bazıları er dişi olan, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan, 200 kadar türü bulunan bir familya. Kemikli balıklardan, ağızları belirgin olarak ileriye uzatılabilir özellikte, yan taraflarındaki dört köşeli siyah bir benekle özellik kazanmış bir familya, beyazgözlüler. (Sparidae), Omurgalı hayvanlardan balıklar (Pisces) sınıfının kemikli-balıklar (Teleostei) takımının dikenliyüzgeçliler (Acanthopterygii) alt-takımına giren bir familyası. Vücutları yüksektir. Etçil ya da otçuldurlar. Bazıları erdişidir. Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadenizde yaşarlar. 200 kadar türü vardır. İzmarit (Maena vulgaris), melanurya (Sparus melanurya), istrongilos (Smaris vulgaris), kupes (Boops boops), sarpa (B. salpa), ispari (Sargus annularis, sarı göz (S. salyieri), karagöz balığı (S. sargus), mercan balığı (Pagrus pagrus), kırma mercan (P. erythrinus), trança (P. ehrenbergii), mandagöz mercan balığı (Pagellus eentrodontus), sivri-burun karagöz (Charax puntazzo), sinagrit (Dentex vulgaris), çipura (Aurata aurata) iyi bilinirler.
İZLEYİCİÖLÇER
Bir televizyon almacına takılarak almacın kaç kez kullanıldığını, hangi oluğu, hangi izlenceleri izlediğini saptayan aygıt.
Bu bölümde tanımı içerisinde İZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACEMİLEŞMEK
Beceriksizlik göstermek.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
ABDESTSİZLİK
Abdestsiz olma durumu.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ACEMİCE
Toyca, beceriksizce, acemicesine.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
AÇIKLAMA
Açıklamak işi, izah.
ACIPAYAM
Denizli iline bağlı ilçelerden biri.
ACISIZ
Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.
ACIMASIZ
Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz. Acıma duygusu olmadan, merhametsizce.
ACEZE
Âcizler.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.