Kelimeler arşivi içinde; başında "iye" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. iye ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu iye ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde iye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İYELENMECİLİK
İYELENDİRME
İYELENMEK
İYEŞİMEK, İYEŞİKÇİ, İYELEMEK
İYEŞMEK
İYELİK, İYERLİ, İYECEN
İYEĞİ, İYEGİ, İYENK
İYEK, İYEĞ, İYEM, İYEN, İYER, İYEF
İYE
İYE
Kendisinin olan bir şeyi, yasaya uygun olarak dilediği gibi kullanabilen kimse, sahip. Veli.
İYEGİ
Kaburga kemiği.
İYELENMECİLİK
Canlının kendine göre önemli olan nesneleri, başkalarıyla paylaşmak istemeyerek kendine saklamaya uğraşması.
İYERLİ
Eyerli; Eğerli dağ.
İYEŞMEK
Yarışmak. Tartışmak. Yapılması istenilen bir işi, duymamazlığa, anlamamazlığa gelmek. Geçimsizlik etmek. Bir işi başkasının üzerine atmaya, bırakmaya çalışmak. İnatlaşmak, iddialaşmak.
İYENK
Saban tutağı.
İYELENDİRME
Bir nesneye ilişkin iyeliğin bir kişiden başkasına aktarılması.
İYELİK
Sahiplik.
İYELENMEK
Bir mal üzerindeki kullanma ve iyelik hakkı.
İYECEN
Ayakkabılara, çoraplara, girerek insanı rahatsız eden, tarlalarda olan bir çeşit bitki. Hayvanları rahatsız eden bir çeşit sinek. Hayvanlara dadanan bir çeşit sinek.
İYELEMEK
Bilemek.
İYEK
Çene kemiğinde dişlerin oturduğu kısım.
İYEŞİMEK
İnatlaşmak, iddialaşmak.
İYEĞ
Törpü, eğe.
İYEĞİ
Kaburga kemiği.
İYEŞİKÇİ
İşi başkasına yükleyerek sonucu uzatan kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde İYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
ADANA
Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
AGULAMAK
Bebek "agu" diye ses çıkarmak.
ADIYAMAN
Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
AFYONKARAHİSAR
Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ABDESTLİK
Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.
AĞAÇKAKAN
Serçegillerden, gagasıyla ağaçları oyabilen ve ağaç kurtlarını yiyerek beslenen, uzun gagalı kuş (Picus).
AÇISAL
Açı ile ilgili, zaviyevi.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ADLANDIRMAK
Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AGEL
Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.