Kelimeler arşivi içinde; başında "it" olan, toplam 217 adet kelime bulunmaktadır. it ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu it ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde it olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İTİBARSIZLAŞTIRMA
İTİBARSIZLAŞMAK
İTİBARSIZLAŞMA
İTELEYEBİLMEK
İTELEYEBİLME, İTFAİYECİLİK, İTHALATÇILIK, İTİBARSIZLIK, İTİKATSIZLIK, İTİMATSIZLIK, İTİRAZSIZLIK, İTTİHATÇILIK, İTTİREBİLMEK
İTAATSİZLİK, İTİBARLILIK, İTİBARSIZCA, İTİKATLILIK, İTİLAFÇILIK, İTİNASIZLIK, İTİRAFÇILIK, İTİRAZCILIK, İTİRAZSIZCA, İTSARMISAĞI, İTTİREBİLME
İTAATSİZCE, İTİBARIYLA, İTİBARLICA, İTİMATNAME, İTİNALILIK, İTİNASIZCA, İTİŞTİRMEK, İTİYHLEMEK, İTSIZLATAN
İTALYANCA, İTDİRSEĞİ, İTEBİLMEK, İTEKLEMEK, İTELENMEK, İTERBİYUM, İTFAİYECİ, İTHAFNAME, İTHALATÇI, İTHAMNAME, İTİBARSIZ, İTİHLEMEK, İTİKATSIZ, İTİLENMEK, İTİLEŞMEK, İTİLTMEYH, İTİMATSIZ, İTİNALICA, İTİRAZSIZ, İTİŞTİRME, İTİVERMEK, İTİZLEMEK, İTKUYRUĞU, İTMESEYÜZ, İTRİYUMLU, İTTİFAKLA, İTTİHATÇI, İTTİRSEĞİ
İTAATKAR, İTAATSİZ, İTALAŞMA, İTBALIĞI, İTBİCİĞİ, İTBORUĞU, İTEBİLME, İTEKLEME, İTELEMEK, İTELENME, İTHIYARI, İTİBAREN, İTİBARLI, İTİCİLİK, İTİDALLİ, İTİKATLI, İTİLAFÇI, İTİLEMEK, İTİMATLI, İTİNASIZ, İTİNAYLA, İTİNCİRİ, İTİRAFÇI, İTİRAZCI, İTİRAZLI, İTİVERME, İTLENMEK, İTLEŞMEK, İTMEMESİ, İTNANESİ, Devamını Oku »»
İTAATLİ, İTALYAN, İTAZARI, İTBOĞAN, İTBURNU, İTDİRSE, İTELEME, İTERİĞİ, İTFAİYE, İTGÜDEN, İTHALAT, İTİBARİ, İTİLMEK, İTİLMİŞ, İTİMCAN, İTİNALI, İTİNMEK, İTİRMEĞ, İTİRMEK, İTİŞGEN, İTİŞKEN, İTİŞMEK, İTİTMEK, İTİZÜMÜ, İTLAMEK, İTLEMEK, İTLENME, İTLEŞME, İTLİNGİ, İTMİNAN, Devamını Oku »»
İTALİK, İTBENİ, İTELLİ, İTENEK, İTERCE, İTGILI, İTGÜLÜ, İTİBAR, İTİDAL, İTİKAF, İTİKAL, İTİKAT, İTİLAF, İTİLİŞ, İTİLME, İTİMAT, İTİMEK, İTİRAF, İTİRAZ, İTİŞİK, İTİŞLİ, İTİŞME, İTİŞÜK, İTİYAD, İTİYAR, İTİYAT, İTİZAR, İTSİYE, İTTİBE, İTUMEK
İTAAT, İTAĞI, İTEGİ, İTEGÜ, İTEĞE, İTEĞİ, İTEVİ, İTEYİ, İTEYU, İTGİN, İTHAF, İTHAL, İTHAM, İTİCİ, İTİLA, İTİNA, İTİYH, İTKIN, İTLAF, İTLAL, İTLİK, İTMAM, İTMEK, İTRAH
İTAF, İTAL, İTAP, İTAT, İTÇE, İTÇİ, İTEÇ, İTEE, İTEK, İTEY, İTFA, İTİH, İTİK, İTİM, İTİŞ, İTİZ, İTKİ, İTME, İTNE, İTOĞ, İTÜK
İTA, İTE, İTİ, İTO
İT
İT
Köpek. Değersiz, terbiyesiz kimse.
İTTİHATÇILIK
İttihatçı olma durumu.
İTELEYEBİLME
İteleyebilmek işi.
İTFAİYECİLİK
İtfaiyecinin yaptığı iş, yangıncılık.
İTİBARSIZLAŞTIRMA
İtibarsızlaştırmak işi.
İTİBARSIZLAŞMA
İtibarsızlaşmak işi.
İTTİREBİLMEK
İttirmeye gücü yetmek.
İTİKATSIZLIK
İnançsızlık.
İTİBARSIZLIK
İtibarsız, değersiz olma durumu.
İTİRAZSIZLIK
İtirazsız olma durumu.
İTHALATÇILIK
İthalatçının yaptığı iş, dış alımcılık.
İTELEYEBİLMEK
İteleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
İTİMATSIZLIK
Güvensizlik.
İTAATSİZLİK
İtaatsiz olma durumu. İtaatsizce davranış.
İTİBARLILIK
İtibarlı olma durumu.
İTİBARSIZLAŞMAK
İtibarsız duruma gelmek, saygınlığını, değerini yitirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde İT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
ABDESTBOZAN
Şerit.
ABANOZGİLLER
İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AÇELYA
Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki (Rhododendron).
AÇIKAĞIZ
Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris).
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ABULİ
İrade yitimi.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
ACEMBORUSU
Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
ACCELERANDO
Gittikçe hızlanarak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇILAMA
Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması.