Kelimeler arşivi içinde; sonunda "inci" olan, toplam 62 adet kelime bulunmaktadır. Sonu inci ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında inci olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde inci olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DORUCAŞAHİNCİ
BAŞMABEYİNCİ, TOPLUMİÇİNCİ
İNSANİÇİNCİ
TELLİMİNCİ, TEDİRGİNCİ, YETMİŞİNCİ, SEKSENİNCİ, MANDOLİNCİ
BENİÇİNCİ, SEKİZİNCİ, MABEYİNCİ
GEÇKİNCİ, ZEYTİNCİ, VİTRİNCİ, BENZİNCİ, SEÇKİNCİ, KESKİNCİ, İKİYİNCİ, GEÇGİNCİ, DORDİNCİ, DARVİNCİ, YİRMİNCİ, TAHMİNCİ, KANTİNCİ, GEZGİNCİ, KOKAİNCİ
GELİNCİ, SEKİNCİ, BEŞİNCİ, LİLİNCİ, KİRİNCİ, KİPİNCİ, KAYİNCİ, BİNİNCİ, GÜLİNCİ, GİRİNCİ, EŞKİNCİ, BİRİNCİ, LENİNCİ, EROİNCİ, ZERİNCİ, ERKİNCİ, ETKİNCİ, YEDİNCİ, PEŞİNCİ, ŞAHİNCİ, ELLİNCİ
EKİNCİ, ÜÇİNCİ, UÇİNCİ, İKİNCİ, AKİNCİ
SİNCİ, ŞİNCİ, MİNCİ, KİNCİ, HİNCİ, GİNCİ, CİNCİ, DİNCİ
İNCİ
İNCİ
İstiridye gibi bazı kavkılı deniz hayvanlarının içerisinde oluşan, değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi. Yanlışlığı sebebiyle gülünç olan söz veya cümle. Bu tanelerden yapılmış. Bu tanelerden oluşan takı.
TELLİMİNCİ
Suda eritilerek tel tel olmuş peynirle lor peyniri karışımı bir çeşit peynir.
GEÇKİNCİ
Seyyah. Eğreti, geçici olan: Geçkinci şeylere merak etmek doğru değil.
BENİÇİNCİ
Beniçincilik görüşünü benimseyen, benmerkezci, egosantrist.
TOPLUMİÇİNCİ
Toplummerkezci.
İNSANİÇİNCİ
İnsanmerkezci.
DORUCAŞAHİNCİ
Bartın kenti, Ulus belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ZEYTİNCİ
Zeytin ağacı yetiştiren kimse. Zeytin satan kimse.
MANDOLİNCİ
Mandolin yapan, satan veya çalan kimse.
VİTRİNCİ
Vitrini hazırlayan kimse. Alışveriş yapmaksızın vitrinlere bakmayı seven kimse.
SEKSENİNCİ
Seksen sayısının sıra sıfatı, sırada yetmiş dokuzuncudan sonra gelen.
SEKİZİNCİ
Sekiz sayısının sıra sıfatı, sırada yedinciden sonra gelen.
BAŞMABEYİNCİ
Osmanlı sarayında mabeyincilerin başı.
MABEYİNCİ
Osmanlı Devleti'nde padişahların dışarıyla olan ilişkilerine bakan, buyruklarını ilgililere bildiren, bazı kişilerin dileklerini kendisine ileten görevli.
TEDİRGİNCİ
Bir cisim çevresinde dolanan ikinci cismin yörünge devimine bozucu etki yapan üçüncü bir cisim.
YETMİŞİNCİ
Yetmiş sayısının sıra sıfatı, sırada altmış dokuzuncudan sonra gelen.
Bu bölümde tanımı içerisinde İNCİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
ASLİ
Birincil. Temel olarak alınan, birincil. Asıl olan.
ALFA
Yunan alfabesinin birinci harfi. Kuzey Afrika'da ve İspanya'da yetişen ve kâğıt, ip, halı yapımında kullanılan bir bitki (Stipa tenacissima).
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ASBAŞKAN
İkinci başkan.
AYIN
Arap alfabesinin on sekizinci harfinin adı.
AĞUSTOS
Yılın sekizinci ayı.
APİKO
Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması. Derli toplu, süslü, şık. Hazır, tetik.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
ALINMAK
Alma işi yapılmak. Uyarlanmak. Elde edilmek. Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak.
AKTİVİZM
Etkincilik.
ALİFATİK
Açık zincirli olan (organik madde).
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ALTYAPI
Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
ASESBAŞI
Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
ALTINCI
Altı sayısının sıra sıfatı, sırada beşinciden sonra gelen. Altın alıp satan kimse.
ANCAK
"Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir. "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz. "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün. En erken.