Kelimeler arşivi içinde; başında "hele" olan, toplam 52 adet kelime bulunmaktadır. hele ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu hele ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hele olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HELEZONLAŞMAK, HELECANLANMAK, HELEOPLANKTON
HELECANLANMA, HELEZONLAŞMA
HELETİNEZİR
HELEZONSUZ, HELEVETSİZ, HELELİYHDE, HELEKLEMEK, HELENİSTİK
HELEZONLU, HELELİKTE
HELENGOR, HELENİZM, HELENİST, HELEŞENK, HELETMEK, HELETÜNE, HELEZONİ, HELEBİCİ, HELEHÜLE, HELEİDAE, HELEKECİ
HELEMME, HELECAN, HELECÜH, HELEZON, HELEVZE, HELETER, HELETEK, HELEŞEN, HELEMEŞ, HELELİK
HELEVİ, HELEBİ, HELEME, HELEZE, HELELE, HELEŞE, HELEKE, HELESA, HELESE
HELEF, HELEL, HELEZ, HELEP, HELEÇ, HELET, HELEN, HELEŞ
HELE
HELE
Özellikle. "Sonunda" anlamıyla geciken davranışları bildirmek için kullanılan bir söz. Uyarma, korkutma veya söz verme anlatan bir söz.
HELEVETSİZ
Gönülsüz, isteksiz yapılan (iş için): -İşler nasıl emioğlu ? -Adam sorma helevetsiz, işlerin dadı y oh.
HELECANLANMA
Helecanlanmak işi.
HELETİNEZİR
Arapça kökenli hâlet-i nez: tanrı huzurunda.
HELENGOR
Kavisli arıcı bıçağı, bağ bıçağı.
HELEOPLANKTON
Gölcük veya göletlerde bulunan plankton.
HELEZONLU
Helezonu olan, sarmal.
HELEZONSUZ
Helezonu olmayan.
HELEZONLAŞMAK
Sarmal, kıvrımlı biçime gelmek.
HELECANLANMAK
Kalp çarpıntısına tutulmak.
HELENİSTİK
Büyük İskender'den sonraki Yunan sanatı, tarihi, kültürü ile ilgili olan.
HELENİZM
Grek uygarlığı. Grek olmayan ulusların Grek düşüncesinin etkisiyle gerçekleştirdiği uygarlık.
HELELİKTE
Şimdilik.
HELEZONLAŞMA
Helezonlaşmak biçimi veya durumu.
HELEKLEMEK
Helâl etmek.
HELELİYHDE
Şimdilik.
Bu bölümde tanımı içerisinde HELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KUŞKULANMA
Kuşkulanmak işi, şüphelenme.
CEPHELENME
Cephelenmek işi.
AFAĞAN
Yürek oynaması, çarpıntı, helecan, tasa, iç sıkıntısı, hafakan. Nefesi kesen sürekli öksürük. Arapça kökenli hafakan: hafakan. afağannar basmak: canı sıkılmak; yerinde duramamak.
İLLA
Ne olursa olsun, hangi şartta olursa olsun, her hâlde, ille, illaki. Hele, özellikle.
PİRELENDİRMEK
Kuşkulandırmak, işkillendirmek, şüphelendirmek, huylandırmak.
KUŞKULANMAK
Kuşku içinde bulunmak, kuşku duymak, şüphelenmek.
ÖZELLİKLE
Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hassaten, hususuyla, bahusus, mahsus, mahsusen.
ANOFEL
Sıtma mikrobunu aşılayan bir tür sivrisinek (Anopheles maculipennis).
BAKINDI
"Bak hele, olacak şey mi?" anlamlarında şaşma bildiren bir söz.
ORFOZ
Hanigillerden, Ege ve Akdeniz'de bulunan, eti beyaz ve lezzetli, 10 kilogramdan 50 kilograma kadar ağırlığı olan bir tür balık (Epinepheles gigas).
CEPHELEŞME
Cepheleşmek işi.
SARIHANİ
Hanigillerden, uzunluğu 25 santimetre kadar olan bir Akdeniz balığı (Epinepheles gigas).
SARMAL
Dolana dolana oluşmuş, birbirini izleyen, helisel, helezonlu, helezoni. İçinden çıkılmaz (durum).
ALELHUSUS
Hele, özellikle.
HAYATAĞACI
Soyağacı. Beyinciğin kesitinde dıştaki boz madde bölümüne yayılarak dallanma gösteren ak maddenin oluşturduğu ağaç biçimi. Binaların dış cephelerine işlenen ve uzun ömürlü olması dileğini simgeleyen özel ağaç motifi.
FLEOL
Çayır otu (Pheleum pratense).
YA
"Ey, hey" anlamlarında bir seslenme sözü. Bazı çekimli zamanlardan sonra gelerek anlamı pekiştiren, kuvvetlendiren bir söz: Yediydin ya. Oturmuşum ya. Şaşma, şaşkınlık bildiren bir söz. Bilinen, görülen, hatırlanıp anlatılan bir olay dolayısıyla da sorulan başka bir konu için kullanılan bir söz. Gereklik ve onay bildiren cümlelerde yargının onaylandığını bildiren bir söz. Cevap niteliğinde olan cümlenin sonuna getirildiğinde asıl yargının arkadan gelen cümle ile anlatılacağını belirten bir söz. Evet. Dilek ve geniş zaman kiplerinde yargıyı güçlendiren bir söz. Bir düşüncede sıra ile yer alan ayrı cins ögelerden biri ötekilerden üstün görüldüğünde "hele, özellikle" anlamlarında kullanılan bir söz. Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılan bir söz.
GÜVENCE
Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması, inanca, teminat, garanti. Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz, teminat. Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey.
GREK
Eski Yunan, Helen.
KUŞKULANDIRMAK
Kuşkuya düşürmek, kuşkulanmasına yol açmak, şüphelendirmek.