Kelimeler arşivi içinde; başında "hasıl" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. hasıl ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu hasıl ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hasıl olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HASILIKELAM, HASILLANMAK
HASILÇARIK, HASILÇARUH, HASILLAMAH, HASILLAMAK
HASILATLI
HASILLIK
HASILAT, HASILLI
HASILA, HASILI
HASIL
HASIL
Olan, ortaya çıkan, görünen.
HASILA
Bir işten elde edilen sonuç.
HASILLIK
Hayvanların yeşilken yemeleri için ekilen arpa tarlası. Bahçe.
HASILATLI
Gelir getiren. Ürün veren.
HASILÇARIK
Özel olarak yapılan bir çeşit çarık.
HASILLAMAK
Arıtmak. Toprağı ekime hazırlamak. Ham deriyi yumuşatmak, işlemek. Hamuru kıvamında yoğurmak. Bir kimseyi iyice dövmek. Arapça kökenli hâsıl: Hamur veya çamuru yoğurarak yumuşatmak. Arapça kökenli âıl:Ham deriyi yumuşatmak, işlemek.
HASILÇARUH
Özel olarak yapılan bir çeşit çarık.
HASILAT
Ürün. Gelir, kazanç.
HASILIKELAM
Kısacası.
HASILI
Sözün kısası, kısacası.
HASILLANMAK
Alışmak.
HASILLI
Haremağalığında bir aşama. bk. haremağası.
HASILLAMAH
Hamur yoğurmak. Bir kimseyi iyice dövmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde HASIL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇOĞALTAN
Çarpan. Gelir harcama modelinde, otonom kalemlerin herhangi birinde ortaya çıkan değişmenin reel gayrisafi yurtiçi hasıla üzerinde yarattığı kendisinden daha büyük etkiyi gösteren, 1931 yılında ilk kez Richard F. Kahn tarafından geliştirilen ve daha sonra da J. M. Keynes tarafından ayrıntılandırılarak kullanılan katsayı. Bu katsayı otonom harcamanın türüne göre farklı terimlerle tanımlanmaktadır.
CIDAV
Mızıkçılık. Kavga arayan. Derin, işleyen yara, büyük çıban (genellikle at ve eşeklerde görülür). Ezik, çürük. Omuzbaşı, kürek kemiğinin (insan ve hayvanlarda) üstü. Üzeri kapanmış yara. Hayvanın omuz başında semer veya eğer vurmasından hasıl olan yara.
PARASALCILIK
Fiyatlar genel düzeyi ve reel gayrisafi yurtiçi hasıladaki değişimlerin ana kaynağını para sunumundaki değişmeler olarak gören ve devletin ekonomiye müdahalesinin dengesizlik yaratacağını ileri süren, Milton Friedman öncülüğündeki iktisadi düşünce akımı.
KATINTILAR
İktisadi karar birimlerinin belli bir dönemde yurtiçinde üretilen mal ve hizmetlere yapacakları harcamaların ve buna bağlı olarak da reel gayrisafi yurtiçi hasılanın artmasına yol açan dışsatım, yatırım ve hükümet harcamalarından oluşan kalemler. karşılığı sızıntılar.
SIZINTILAR
İktisadi karar birimlerinin belli bir dönemde yurtiçinde üretilen mal ve hizmetlere yapacakları harcamaların ve buna bağlı olarak da reel gayrisafi yurtiçi hasılanın azalmasına yol açan vergi, dışalım ve tasarruftan oluşan kalemler.
DÜŞELEK
Hasılat, varidat, kazanç, pay, hisse.
EVHASILI
Velhasıl.
DUZLAK
Hayvanlara tuz verilen yer. Tuz hasıl olan yerler, tuzla.
UZUNSUZ
Hasılı kelâm, kısacası.
TIRMUK
Tırmalamaktan hasıl olan eser.
HAREMAĞASI
Eski Roma, Abbasi, Memluk ve Osmanlı saraylarında ve büyük konaklarda harem bölümünü korumak ve türlü hizmetlerini görmekle yükümlü olan erkekliği giderilmiş zenci görevli. Haremağaları şu aşamalardan geçerlerdi: en aşağı, acemi ağa, nöbet kalfası, ortanca, hasıllı ya da hasırlı, yayla başgulamı, Yenisaray başkapı gulamı. Daha da yükselebilirlerse Eskisaray başkapı gulamı ve sonunda kızlarağası olurlardı.
PARASALLAŞMA
Para sunumunun gayrisafi milli hasıla içindeki payının artması. Altın, gümüş, borç gibi herhangi bir şeyin bir ülkenin yasal parasına dönüştürülmesi. karşılığı borcun parasallaşması.
ÇİHMAK
Tırmanmak. Yola koyulmak. Görünmek, zuhur etmek. Peydah olmak. Ulaşmak, temas etmek. Hasıl olmak, meydana gelmek.
VELASIL
Velhasıl.
İNEZ
Hastalıktan yeni kurtulmuş, tam iyileşememiş kişi. Sıska, cılız, bakımsız, hastalıklı kişi. Olmamış, ham: Bu sene hasılatım inez bir halde. Hafif, yavaş.
KISACASI
Kısa söylemek gerekirse, sözün kısası, elhasıl, velhasıl, hasılıkelam.
ALTBAŞ
Sonuç, geri, aşağı taraf: Tarlanın altbaşından sürü geçiyor. Velhasıl, sonunda. Alt yan, son.
BICILGAN
Kadınların meme uçlarında, çocukların ayaklarında, hayvanların ayak parmaklarıyla bileklerinde ter, pislik, çamur v.s. sebeplerden ileri gelen sulu yara. Bir çeşit at hastalığı. Bukağılık deri yangısı. Hayvanların ayaklarında hasıl olan yara, çatlak.
BİTÜRMEK
Peyda etmek, hasıl etmek, meydana getirmek. Bitiştirmek, kaynaştırmak.
AVSIL
Sığır cinsinin dilinde ve ayağında hasıl olan bir türlü hâstalık.