Kelimeler arşivi içinde; başında "güy" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. güy ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu güy ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde güy olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GÜYEĞÜLÜK
GÜYÜMSÜZ, GÜYNÜMEK, GÜYAEÖNÜ, GÜYLEKÇİ, GÜYENMEK
GÜYELEK, GÜYEMİN
GÜYESİ, GÜYMEK, GÜYLÜÇ, GÜYLEK, GÜYEĞÜ
GÜYGÜ, GÜYER, GÜYEÇ, GÜYAE, GÜYÜK, GÜYÜL, GÜYÜM
GÜYİ, GÜYE, GÜYO, GÜYA
GÜY
GÜY
Güneş görmeyen yer.
GÜYMEK
Dayanmak, beklemek. sabretmek. Yemek fazla pişmekten hafif yanık kokmak.
GÜYAEÖNÜ
Düğün gecesi gelin tarafından gönderilen tatlı ve yemek.
GÜYLEKÇİ
Pazarda tahıl ölçmekle görevli kimse.
GÜYEĞÜLÜK
Güveylik.
GÜYNÜMEK
Meyveler olmak.
GÜYELEK
İçine yağ konan tahta kutu.
GÜYESİ
Yeşillik, yeşerti, sebze (bitki hakkında).
GÜYLEK
Ağaç kova. Kapaklı bakraç. Bir tahıl ölçeği, kile.
GÜYEĞÜ
Güveği, damat.
GÜYEMİN
Gök renkli, yuvarlak taneli, turşusu yapılan bir çeşit üzüm.
GÜYENMEK
Kül olmak. Hiç olmak.
GÜYÜMSÜZ
Sabırsız.
GÜYER
Su yolu, ark. Suyun aktığı delik, musluk takılan yer.
GÜYGÜ
Ayna.
GÜYLÜÇ
Su kaynağı.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÜY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖVE
Gökyüzü. Yünlü kumaşları ve dokumaları yiyen bir çeşit böcek, güve. Güya. Sinop kenti, Boyabat belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
GOYAMA
Sanki, güya.
SÜNGÜ
Tüfek namlusunun ucuna takılan küçük kılıç biçiminde delici silah. Mezar başına nişan olarak dikilen sırık. Isıtma kazanında kömürün karıştırılmasını sağlayan demir çubuk. Kavlakları düşürmek için kullanılan sivri uçlu, uzun çelik çubuk. Ucunda ıslak bez bulunan, fırındaki kızgın külleri süpürmeye yarayan sırık. Ense. Isıtma kazanında kömürün karıştırılmasını sağlıyan demir çubuk. Eski meddahlarda kendilerini korumak için bulunan büyük kama. Bu süngüye elif de denirdi.
DEĞMEDE
Umulmaz, inanılmaz anlamında kullanılır: Gelecek seneye ucuzluk olacak diyorlar, değmede. Galiba, herhalde, zannederim. Güya, sanki: Değmede ben bununla zengin mi olacağım?. Her yerde, gelişigüzel yerde. Kolay kolay, her zaman. Her ne zaman.
DÜZGÜSÜZ
Düzgüye uymayan, düzgüsü olmayan, anormal, normatif.
DÜZGÜLÜ
Düzgüye uygun, normal.
SÖZDE
Gerçekte öyle olmayıp öyle geçinen veya bilinen. Sözüm ona, sanki, güya.
NESİP
Nasip, talih. (Divan edebiyatı terimi) Bir kasidede övgüye başlamadan önce aşk üzerine yapılan önsöz. Soylu, soyu temiz.
GUYA
Bodur ardıç ağacı. Güveyi, damat. Güya.
GORSAN
Sanki, güya.
PİRAYA
Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, karaksgiller (Characinidae) familyasından, 30 cm kadar uzunlukta, Brezilya'da yaşayan, insanlara saldıran ve yiyen bir tür. Piranna. Kemikli balıklardan, Pirayaslar ve Disklibalıklar (Serrasalmidae) familyasından, son derece yırtıcı, Brezilya'da yaşayan, insanlara saldıran ve yiyen bir tür, piranna, pirayas, pirana. (Pygocentrus piraya), Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının karaksgiller (Characinidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 30 cm. Brezilya ve Güyanada yaşar. Tehlikelidir. İnsana saldırır ve yer.
GOYAMACANA
Sanki, güya.
TEŞBİP
(Divan edebiyatı terimi) Bir kasidede övgüye başlamadan önce aşktan başka şeyler üzerine yapılan önsöz.
SANKİ
Farz edelim ki, güya. Sözüm ona, sözde. Soru cümlelerinde belirtilen konuya ilgiyi çekmek veya uyarıda bulunmak için kullanılan bir söz.
PITTIRMAK
Tutulan bir şey elden kaçmak, kurtulmak, elden kaymak. Örgüyü yanlış örerek sırayı bozmak. Bir şeyi elden kaçırmak.
KILINÇ
Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası. Peteğini uzunlamasına ve beyaz yapan titiz arı. Bademciklerin şişmesiyle çene altında beliren bezeler. Köprü gözü. Kılıç. Dokuma tezgâhlarında çözgüyü gerdirmeğe yarayan tahta araç. (Kemalpaşa İzmir). Hareket tarzı, huy, hulk. Davranış, yaradılış, huy.
GUVA
Güya. Kova. Güveyi, damat, karşılığı guve.
SOMCULUK
Yirminci yüzyıl başlarında İspanyol ressamı P. Picasso tarafından resim sanatında açılan ve sonra öteki sanat kollariyle birlikte edebiyata da geçen çığır, ki ifadeyi güya kabartmalı göstermek için "Kokular görmek, Sesler yağmak" gibi duyuları birbirine karıştıran anlatışlara ve buna benzer öznel görüşlere dayanır.
GÖYA
Güya.
GOYA
Sanki, güya. Söz olan. Güya.