GÖRÜN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "görün" olan, toplam 48 adet kelime bulunmaktadır. görün ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu görün ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde görün olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK

16 harfli kelimeler

GÖRÜNTÜLEYEBİLME

13 harfli kelimeler

GÖRÜNÇLÜKLEME, GÖRÜNTÜLEYİCİ, GÖRÜNTÜLENMEK, GÖRÜNTÜLETMEK

12 harfli kelimeler

GÖRÜNGEÖLÇER, GÖRÜNMEZKALE, GÖRÜNTÜALICI, GÖRÜNTÜLEMEK, GÖRÜNTÜLENME, GÖRÜNGÜCÜLÜK, GÖRÜNTÜLETME, GÖRÜNEBİLMEK, GÖRÜNÜRLERDE, GÖRÜNÜVERMEK

11 harfli kelimeler

GÖRÜNTÜLEME, GÖRÜNTÜYAPI, GÖRÜNTÜALIR, GÖRÜNÜVERME, GÖRÜNMEZLİK, GÖRÜNEBİLME

10 harfli kelimeler

GÖRÜNÜRLÜK, GÖRÜNGÜSEL, GÖRÜNÜLMEK, GÖRÜNÜLEME, GÖRÜNTÜLÜK, GÖRÜNTÜSEL

9 harfli kelimeler

GÖRÜNCÜLÜ, GÖRÜNÜŞTE, GÖRÜNÜRDE, GÖRÜNKMEK, GÖRÜNGÜCÜ, GÖRÜNÜMLÜ, GÖRÜNÇLÜK

8 harfli kelimeler

GÖRÜNCEZ, GÖRÜNMEK, GÖRÜNMEZ

7 harfli kelimeler

GÖRÜNDÜ, GÖRÜNGE, GÖRÜNÜM, GÖRÜNGÜ, GÖRÜNÜR, GÖRÜNME, GÖRÜNÜŞ, GÖRÜNTÜ

6 harfli kelimeler

GÖRÜNÇ

5 harfli kelimeler

GÖRÜN

Bazı kelimelerin anlamları

GÖRÜN

Mezar, mezarlık.

GÖRÜNTÜALICI

Sonradan göstermek üzere görüntüleri bir şerit üzerine kaydeden aygıt.

GÖRÜNTÜLEYEBİLME

Görüntüleyebilmek işi.

GÖRÜNÇLÜKLEME

Belirli bir olguyu en iyi biçimde yansıtmak için görüntü öğelerinin alıcı önünde düzenlenmesi işi.

GÖRÜNTÜLENMEK

Görüntüleme işine konu olmak.

GÖRÜNGÜCÜLÜK

Gerçek olanın yalnızca görüngüler olduğunu öne süren görüş, olaycılık, fenomenizm.

GÖRÜNTÜLENME

Görüntülenmek işi.

GÖRÜNÜRLERDE

Ortalıkta, meydanda.

GÖRÜNTÜLEMEK

Belirli bir konuyu buna en yakın görüntüler içinde tasarlamak, yaratmak, gerçekleştirmek.

GÖRÜNTÜLEYİCİ

Görüntülemeyi sağlayan alet.

GÖRÜNTÜLETME

Görüntületmek işi.

GÖRÜNTÜLETMEK

Görüntüleme işini yaptırmak.

GÖRÜNGEÖLÇER

Bir ışınımdaki çeşitli dalga boylarını ya da erke dağılımlarını ölçen aygıt.

GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK

Görüntüleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÖRÜNEBİLMEK

Görünme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÖRÜNMEZKALE

Sivas kenti, İmranlı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

  -   -   -  

Anlamında GÖRÜN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GÖRÜN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALACALANMAK

Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

APAÇIKLIK

Apaçık olma durumu. Bir şeyin, hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın açık bir biçimde görünmesi.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

AĞSI

Ağ görünüşünde olan, ağ gibi örülmüş olan.

AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

ALKARISI

Lohusalara musallat olarak onları boğduğuna inanılan görüntü, çarşamba karısı.

ALEGORİ

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.

AKSETMEK

Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.

AĞBENEK

Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.

ANJİYOGRAFİ

Damar görüntüleme.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

AHUDUDU

Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.

ANJİYO

Damar görüntüleme.

ALTINLAŞMAK

Altın durumu veya görünümü almak.

ALTMIŞLIK

İçinde altmış tane bulunan. Altmış yaşında olan veya görünen.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.