Kelimeler arşivi içinde; başında "görüş" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. görüş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu görüş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde görüş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GÖRÜŞTÜREBİLMEK
GÖRÜŞÜLEBİLMEK, GÖRÜŞTÜREBİLME
GÖRÜŞÜLEBİLME, GÖRÜŞTÜRÜLMEK
GÖRÜŞEBİLMEK, GÖRÜŞTÜRÜLME, GÖRÜŞMECİLİK
GÖRÜŞEBİLME, GÖRÜŞTÜRMEK, GÖRÜŞSÜZLÜK
GÖRÜŞMELİK, GÖRÜŞTÜRME, GÖRÜŞLÜLÜK, GÖRÜŞÜLMEK
GÖRÜŞMECİ, GÖRÜŞÜLEN, GÖRÜŞÜLME
GÖRÜŞSÜZ, GÖRÜŞMEK
GÖRÜŞME, GÖRÜŞÜK, GÖRÜŞLÜ, GÖRÜŞÜM, GÖRÜŞÜN
GÖRÜŞÜ
GÖRÜŞ
GÖRÜŞ
Görme işi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.
GÖRÜŞTÜREBİLME
Görüştürebilmek işi.
GÖRÜŞÜLEBİLMEK
Görüşülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖRÜŞTÜREBİLMEK
Görüştürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖRÜŞÜLMEK
Görüşme işi yapılmak, müzakere edilmek. Herhangi biriyle görüşmek.
GÖRÜŞSÜZLÜK
Görüşü olmama durumu. Yanıtlayıcının kendi seçmesi ya da sunulan seçeneklerden biriyle görüş belirtmeyerek bir soruyu yanıtsız bırakması durumu.
GÖRÜŞTÜRMEK
Görüşmelerini sağlamak.
GÖRÜŞMECİLİK
Görüşmeci olma durumu.
GÖRÜŞLÜLÜK
Görüşü olma durumu.
GÖRÜŞTÜRME
Görüştürmek işi. Kızı nişanladıktan sonra kayınvalde ya da diğer büyüklerin yanına çıkarma.
GÖRÜŞTÜRÜLMEK
Görüşmeleri sağlanmak.
GÖRÜŞEBİLME
Görüşebilmek işi.
GÖRÜŞÜLEBİLME
Görüşülebilmek işi.
GÖRÜŞEBİLMEK
Görüşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖRÜŞTÜRÜLME
Görüştürülmek işi.
GÖRÜŞMELİK
Nişan töreni.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖRÜŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATLATMAK
Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
BAHİS
Üzerinde konuşulan şey, konu. Bir kitabın bölümlerinden her biri. Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma.
BASİRET
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.
AYRILIK
Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.
BİLİNÇ
İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur. Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur. Temel bilgi, temel görüş.
BENİÇİNCİLİK
Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü, benmerkezcilik, egosantrizm.
BENİÇİNCİ
Beniçincilik görüşünü benimseyen, benmerkezci, egosantrist.
BELİRLENMEZCİLİK
Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş, yad gerekircilik, indeterminizm. İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş, yad gerekircilik, indeterminizm.
BAKIMINDAN
Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından. -e göre.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
ARAÇÇILIK
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.
BELİRTME
Açık söyleme, belirli kılma, görüş bildirme, tasrih.
BASİRETSİZ
Gerçekleri görebilmekten uzak, ileri ve uzak görüşlü olmayan, sağgörüsüz.
ANTİSEMİTİZM
Yahudilere karşı düşmanca duygular besleyen ve Yahudilere karşı ayırt edici önlemler alınmasını isteyen görüş.
BİÇİMCİLİK
Biçimci olma durumu, formalizm. Özü, içeriği yeterince önemsemeden yalnız biçim üzerinde duran, biçime ağırlık veren görüş, formalizm.
ARAYICI
Bir şeyi aramayı iş edinen kimse. İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop.
AYKIRI
Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Çapraz, ters. Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.