Kelimeler arşivi içinde; başında "fere" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. fere ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fere ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fere olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FERETİKO
FERECİK, FERESET
FERENK
FEREC, FEREÇ, FEREK, FEREN, FEREZ
FERE
FERE
Civcivlikten çıkıp, yenilebilecek hale gelmiş tavuk. Yetişkin piliç.
FERETİKO
Kendir ve pamuk karıştırılarak dokunan keten, poplin gibi kumaş. Ketenden dokunan ve iç çamaşırı yapımında kullanılan ince bez.
FERECİK
Çoban kepeneği.
FEREC
Süprüntüyü alıp atmak için kullanılan kürek biçiminde saplı araç, faraş.
FEREZ
Ekin biçildikten sonra tarlada kalan kısım.
FERESET
Arapça kökenli ferâset: feraset; anlayış.
FEREÇ
Süprüntüyü alıp atmak için kullanılan kürek biçiminde saplı araç, faraş. Zafer, utku. Sevinç, teselli.
FERENK
Domates.
FEREK
Asma çubuklarını bağlamak için dibine dikilen kuru ağaç, herek. Üzüm verecek hale gelmiş bağ çubuğu. Dam üzerine atılan ağaç. Tazı ile köpeğin birleşmesinden doğan bir cins av köpeği.
FEREN
Lahana.
Bu bölümde tanımı içerisinde FERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
VAZOTOMİ
Vaz deferens ameliyatı.
MİKROZOMLAR
Hücrenin diferensiyel santrifüjlemeyle ayrılabilen düz ve granüllü endoplazmik retikulumla serbest ribozomları içeren kısmı.
GETİRİCİ
Herhangi bir sıvıyı ya da duyguyu getiren yapı. Afferent. Herhangi bir sıvıyı veya duyuyu getiren yapı, afferent. Afferent. (karşılık: afferent),Uyartıları sinir merkezlerine ileten sinirler; içe doğru taşıma.
LİPOSARKOM
Tüm evcil hayvanlarda nadir gelişen, yağ dokusunun kötücül tümörü. Tümör tipik olarak pleomorfik olup indiferensiye mekik hücreleriyle birlikte lipositlerden ve orta derecede farklılaşma gösteren hücrelerden oluşur, en çok deri altıda görülür.
RAHİLE
Yolcu, sefere çıkan.
VAZEKTOMİ
Duktus deferensin ameliyatla çıkarılması.
YOLHASEKİSİ
Sefere giden padişahın yanındaki haseki.
EPİDİDİMİS
Erkek eşey organında testisten vas deferens'e giden ve başlıca kanalcıklardan oluşan kitle. Erkek üreme sisteminde, testislerin üzerinde bulunan spermlerin olgunlaştığı ve kısa bir süre depolandığı yer. Erkeklerde er bezinin yanına ve üzerine tutunmuş olarak uzanan, içerisinde spermatozoonların depolandığı, yoğunlaştığı, olgunlaştığı ve taşındığı kanal biçiminde bir oluşum, epididim. Baş, gövde ve kuyruk kısımlarından ibarettir.
YAYALAR
Osmanlı devletinin kuruluş döneminde, barış zamanı tarımla uğraşan, savaş zamanı sefere katılan; kapıkulu ocaklarının kurulmasından sonra da bir süre eyalet askeri olarak kullanılan; bunlara karşılık kimi vergilerden bağışık tutulan bir sınıf yaya askeri. Ankara şehri, Kazan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Batman şehrinde, Bekirhan bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Bitlis ilinde, Bölükyazı nahiyesine bağlı bir bölge. Bolu şehrinde, Dörtdivan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Sakarya ilinde, Hendek ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Şırnak şehrinde, Haberli nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Uşak ilinde, Sivaslı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
YERDEĞİŞİMİ
Vezir, beylerbeyi, sancakbeyi ve vilayet kadıları ile bütün timar ve zeamet sahiplerinin atanmaları ve yer değiştirmeleri işlemi. Sefere katılmama ya da ölüm nedeniyle boş kalan timar ve zeametlerin başkalarına verilmesi işlemi.
ANAPLAZİ
Hücrenin kendine has özelliklerini kaybetmesi, hücre veya dokuda farklılaşma. Yapı, düzen ve boyanma özellikleri bakımından herhangi bir dokuya uyum göstermeyen ve onlara benzemeyen üremeler. Hücrenin kendine has özelliklerini kaybetmesi, dokuda farklılaşma yetersizliği veya kaybı. Tümör hücrelerinin tanıtıcı özelliğidir, andiferensiyasyon, farklılaşma kaybı.
KONAKÇI
Toplu olarak yapılmış olan yolculukta konak yeri sağlamakla görevli kimse. Sefere çıkan askerlerin önünden gidip konak yeri sağlamakla görevli subay. Asalağın erginini veya gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı, konak.
KALİFER
Kalorifer. Fransızca kökenli calorifere: kalorifer; merkezi teshin; radiyatör.
KASNA
Lüfere benzer, sert pullu ve büyük tatlısu balığı.
KEFERETSİZ
Önemsiz, kuvvetsiz : Rüzgâr keferetsizdir.
SEFERLİ
Sefere giden veya sefere çıkan.
GUGUKLAR
Bazı sınıflandırmalara göre, guguk kuşları (Cuculi), fere kuşları (Colii), gökkuzgunlar (Coraciae) alt takımları ile tukangiller (Rhamphastidae), parlak kuşgiller (Galbulidae) familyalarını içine alan bir takım. (Coccygomorphae), Bazı sınıflandırmalara göre guguk-kuşları (Cuculi), fare-kuşları (Colii), gök-kuzgunlar (Coraciae) alt-takımları ile tukangiller (Rhamphastidae), parlak-kuşgiller (Galbulidae) familyaların içine alan bir takım.
GÖTÜRÜCÜ
Herhangi bir sıvıyı veya duyuyu götüren yapı, efferent. Hassa kuşbazlarının iki sınıfından, görevleri doğan, şahin ve atmaca gibi av kuşlarını yakalayıp, sağ olarak İstanbul'a getirmek olan biri; öteki sınıf için bk. gürenci. Seferde padişahın iki tuğunu bir konak ileride taşıyan dört kişiden ikisi. (karşılık: efferent),Sinir merkezlerinden uyartılara verilen cevapları ileten sinirler; dışa doğru taşıma.
AMPULLİTİS
Vaza deferensin ampullasının yangısı.
KAPSAİSİN
Kimyasal olarak trans-8-mehyl-N-vanillyn-6-noneamide yapısında, suda çözünmeyen, vazodilatasyonu azaltan, nozireseptörleri doğrudan uyararak ağrı duyarlılığını artıran, sindirim salgı bezlerini uyararak yem tüketimini artıran ve en fazla acı biberde bulunan alkoloit yapısında bir bileşik. Kapsaisinin tekrarlanan dozlarda alınması durumunda duyarsızlaşmaya ve yerel olarak uygulandığında irritasyon ile gözyaşı akıntısına neden olduğu ayrıca, afferent sinir uçlarından taşikininlerin salıverilmesini de artırarak trakeobronşiyal düz kasların kasılmasını sağladığı bildirilmiştir.