EŞH ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "eşh" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. eşh ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu eşh ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eşh olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

EŞH

Aşk.

EŞHİYA

Arapça kökenli eşkıya: şaki; yolkesici. Eşkıya.

EŞHAL

Arapça kökenli eşkâl: eşkâl; kılık-kıyafet; dış görünüş.

EŞHACİM

İzometrik.

EŞHİYALOH

Eşkıyalık, haydutluk.

EŞHECELİ

Heceleri aynı miktarda olan (kelime, söz).

EŞHAMRA

İki üç gün bekletilip, ekşitilen hamur.

EŞHAS

Kişiler, şahıslar. Bir olayda veya edebî bir eserde yer alan kişiler.

  -   -   -  

Anlamında EŞH bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EŞH geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SUÇÜSTÜ

Birini suç işlerken yakalama, cürmümeşhut, meşhut suç. Suç işlerken.

GÖSTERMECİLİK

Cinsel organlarını gösterme biçiminde görülen ruhsal sapıklık, ut açıcılık, teşhircilik, eksibisyonizm. Kendini üstün gösterme çabası.

MEŞHER

Teşhir yeri.

PSİKİYATRİ

Ruh ve sinir hastalıklarıyla, kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme, teşhis ve tedavi etmeyle uğraşan uzmanlık dalı.

LABORATUVAR

Ayrıştırma, birleştirme yoluyla bir sonuca ulaşmak veya teşhis koymak için çeşitli araçlar kullanılarak tıp, eczacılık, fizik, kimya gibi bilim dallarıyla ilgili araştırmaların, deneylerin yapıldığı özel donanımlı yer. Dil laboratuvarı.

TANI

Hastalığın ne olduğunu araştırıp ortaya koyma, tanılama, teşhis.

TANILAMAK

Teşhis etmek.

ÜNLENMEK

Çağrılmak, yüksek sesle bildirilmek. Ün sahibi olmak, ün kazanmak, meşhur olmak.

ŞEHİTLİK

Şehit olma durumu. Şehitlerin gömüldüğü mezarlık, meşhet.

HEKİM

İnsanlardaki hastalıkları teşhis ve onları ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse, doktor, tabip.

GÖSTERME

Göstermek işi. Teşhir, sergileme.

BELİRLEME

Belirlemek işi, tayin, tespit, teşhis.

TUTULMAK

Tutma işi yapılmak veya tutma işine konu olmak. Birine tutkun olmak, sevmek. Tutuk duruma gelmek. Ay ve Güneş, tutulma olayına uğramak. Bir organ veya bir şey hareket edemez olmak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncu yakından izlenmek, tutulmak, markaja alınmak. Yakalanmak. Ünlü olmak, meşhur olmak. Kapatılmak, sarılmak.

SERGİLEME

Sergilemek işi, teşhir, ekspozisyon.

ANGIN

Ünlü, meşhur.

MEŞHURLUK

Meşhur olma durumu, ünlülük, tanınmışlık.

KİŞİLEŞTİRME

Kişileştirmek işi. Cansız varlıkları veya hayvanları insanmış gibi gösterme, canlandırma, teşhis, teşhis ve intak.

TAKSİM

Parçalara bölme, bölüştürme. Bölme. Klasik Türk müziğinde faslın başında ve ortasında çalgıcının doğaçlama yöntemiyle yaptığı müzik. İstanbul'un önemli yerlerinden biri, taksim meydanı İstanbul'un ve Türkiye'nin en meşhur meydanlarından biridir.

SERGİLEMEK

Bazı şeyleri göstermek, tanıtmak ya da satmak amacıyla herhangi bir biçimde, herkesin görebileceği bir yere yerleştirmek, teşhir etmek. Vermek veya sunmak.

ÜNLÜ

Ün salmış olan, şöhretli, meşhur, şanlı, namlı, namdar, anlı şanlı. Ses yolunda bir engele çarpmadan çıkan ses, sesli, sesli harf, vokal: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.