EĞ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "" olan, toplam 339 adet kelime bulunmaktadır. eğ ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu eğ ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eğ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

EĞİTİLEBİLİRLİK, EĞLENDİREBİLMEK

14 harfli kelimeler

EĞLENDİREBİLME

13 harfli kelimeler

EĞERLİDEREKÖY, EĞERLİKOZÖREN, EĞİTİLEBİLMEK

12 harfli kelimeler

EĞDİREBİLMEK, EĞERCEMAYANA, EĞERLİALÖREN, EĞERLİBAŞKÖY, EĞİTBİLİMSEL, EĞİTİLEBİLİR, EĞİTİLEBİLME, EĞİTİMSİZLİK, EĞLENEBİLMEK

11 harfli kelimeler

EĞDİREBİLME, EĞİLEBİLMEK, EĞİTEBİLMEK, EĞİTİMCİLİK, EĞLENDİRMEK, EĞLENEBİLME, EĞRETİLEMEK, EĞRİLCENOTU

10 harfli kelimeler

EĞDİLENMEK, EĞECİUŞAĞI, EĞERLENMEK, EĞERTAŞLAR, EĞİLEBİLME, EĞİNDİRLİK, EĞİTEBİLME, EĞİTİCİLİK, EĞİTMENLİK, EĞİTSELLİK, EĞLENCELİK, EĞLENCESİZ, EĞLENDİRİŞ, EĞLENDİRME, EĞLENİLMEK, EĞREKLEMEK, EĞRETİLEME, EĞRİDEMİRİ, EĞSERİMIHI

9 harfli kelimeler

EĞDİLEMEK, EĞDİRTMEK, EĞEBİLMEK, EĞEDEMİRİ, EĞELEŞMEK, EĞERBELLİ, EĞERKIRAN, EĞEŞLEMEK, EĞİLİMSİZ, EĞİMÖLÇER, EĞİNDİRİK, EĞİSTİREN, EĞİTBİLİM, EĞİTİLMEK, EĞİTİMSEL, EĞİTİMSİZ, EĞLENCELİ, EĞLENDİRİ, EĞLENHOCA, EĞLENİLME, EĞMALACIK, EĞNELBAŞI, EĞREKDERE, EĞRETİLİK, EĞRETİLUK, EĞRİAMBAR, EĞRİBASAN, EĞRİBAYAT, EĞRİBELEN, EĞRİBUCAK, Devamını Oku »»

8 harfli kelimeler

EĞARBERİ, EĞDİRMEK, EĞDİRTME, EĞEBİLME, EĞELEMEK, EĞERCİLİ, EĞEREMEK, EĞERKAŞI, EĞİDEMİR, EĞİKKIYI, EĞİLİMLİ, EĞİLTMEK, EĞİNBELE, EĞİNTİLİ, EĞİRTMEÇ, EĞİRTMEK, EĞİTİLME, EĞİTİMCİ, EĞİTİMLİ, EĞLENMEK, EĞLEŞMEK, EĞLETMEK, EĞLİKLER, EĞMENMEK, EĞNENMEK, EĞNİKSİZ, EĞRATLIK, EĞRATLUK, EĞRİAĞAÇ, EĞRİDERE, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

EĞDEMİR, EĞDİRİŞ, EĞDİRME, EĞEBERİ, EĞELEME, EĞELMEK, EĞERCEK, EĞERİME, EĞERLİK, EĞERLİM, EĞERMEK, EĞEŞMEK, EĞIÇMEÇ, EĞİKLİK, EĞİLBAŞ, EĞİLCAN, EĞİLCEN, EĞİLLER, EĞİLMEK, EĞİLMEZ, EĞİMSİZ, EĞİNBAŞ, EĞİNGEÇ, EĞİNMEK, EĞİRCEK, EĞİRDİR, EĞİRGEÇ, EĞİRLER, EĞİRMEÇ, EĞİRMEG, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

EĞECEN, EĞELCE, EĞELİK, EĞEMEK, EĞERCİ, EĞEREK, EĞEREM, EĞERİM, EĞERTİ, EĞEŞCİ, EĞİLCE, EĞİLİC, EĞİLİM, EĞİLİŞ, EĞİLME, EĞİMLİ, EĞİNDÜ, EĞİNEK, EĞİNİK, EĞİNLİ, EĞİNME, EĞİNTİ, EĞİRME, EĞİŞİK, EĞİTİM, EĞİTME, EĞLEME, EĞRETİ, EĞRİCE, EĞRİÇE, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

EĞBER, EĞECE, EĞEĞİ, EĞEMİ, EĞENK, EĞENS, EĞENZ, EĞERE, EĞEYİ, EĞEZE, EĞFAN, EĞGEL, EĞİCE, EĞİNÇ, EĞLEK, EĞLEN, EĞLİK, EĞLİM, EĞMEÇ, EĞMEK, EĞMEL, EĞMİR, EĞMÜR, EĞNEL, EĞNER, EĞNİK, EĞNİR, EĞPİN, EĞRAN, EĞRAT, Devamını Oku »»

4 harfli kelimeler

EĞBE, EĞDİ, EĞEÇ, EĞEF, EĞEK, EĞEN, EĞER, EĞES, EĞEŞ, EĞEY, EĞEZ, EĞGİ, EĞİÇ, EĞİK, EĞİL, EĞİM, EĞİN, EĞİR, EĞİŞ, EĞİT, EĞLİ, EĞME, EĞNİ, EĞRE, EĞRİ, EĞSE, EĞSİ, EĞŞİ, EĞVA, EĞZA

3 harfli kelimeler

EĞA, EĞE, EĞİ, EĞN, EĞZ

2 harfli kelimeler

Bazı kelimelerin anlamları

Vücuttaki eklem yerleri. Parmak boğumu. Peki, öyle olsun anlamında. Etek: Eğinden aldım yakasına yamadım. Araba dingili.

EĞİTİLEBİLMEK

Eğitilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

EĞERLİKOZÖREN

Ankara şehrinde, Güvem bucağına bağlı bir yer.

EĞLENDİREBİLME

Eğlendirebilmek işi.

EĞERLİBAŞKÖY

Ankara şehri, Güvem bucağına bağlı bir yer.

EĞİTBİLİMSEL

Eğitbilimle ilgili.

EĞERLİDEREKÖY

Ankara ili, Güvem bucağına bağlı bir yer.

EĞLENEBİLMEK

Eğlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

EĞERCEMAYANA

Lohusa kadınlara, sancılarını dindirmek için, kaynatılıp suyuna şeker koyularak içirilen kokulu bir otun tohumu.

EĞİTİLEBİLİR

Anlık gelişimi bakımından geri olan çocuklar arasında sınırlı da olsa bir okul öğrenimi gücü gösterenler. (Genel olarak Z. B.'leri 50-75 arasındadır.).

EĞİTİLEBİLİRLİK

Bir kimsenin öğretimden, deneylerden yararlanabilme, yeniden karşılaştığı koşullara uyabilmesi durumu.

EĞERLİALÖREN

Ankara şehrinde, Güvem nahiyesine bağlı bir bölge.

EĞİTİMSİZLİK

Eğitimsiz olma durumu.

EĞDİREBİLMEK

Eğdirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

EĞLENDİREBİLMEK

Eğlendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

EĞİTİLEBİLME

Eğitilebilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında EĞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ACEMİ

Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ADİ

Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.

AÇGÖZLÜ

Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

ACELECİ

Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.

ADAMAKILLI

Gereğinden çok, iyice, bir güzel, bir temiz.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

ADAMAK

Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.

ABRA

Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ACAYİP

Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.