Sonu EĞ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "" olan, toplam 76 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eğ ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında eğ olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eğ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

SELLEĞTİRMEĞ

11 harfli kelimeler

GİLEYLENMEĞ, MERESLENMEĞ, GÜMÜRDENMEĞ, GİRGİLENMEĞ, DİNDİRMEMEĞ, DİMDİKLEMEĞ

10 harfli kelimeler

TÜTÜNNEMEĞ, TENSEMEMEĞ, MÜRGÜLEMEĞ, BÖRÜLDEMEĞ, TEŞERLEMEĞ, GİZİRLEMEĞ, FİRİKLEMEĞ, EVSELENMEĞ

9 harfli kelimeler

SEPELEMEĞ, ŞİNGİLMEĞ, PİNELEMEĞ, ÖLİŞKEMEĞ, TERPETMEĞ, BAİLDEMEĞ, CİNLENMEĞ, SİPİRTMEĞ, ÇÖYDÜRMEĞ, TÜKLENMEĞ, DENLENMEĞ, DİLLENMEĞ, TÜNGÜLMEĞ

8 harfli kelimeler

SÜZÜLMEĞ, ETLENMEĞ, SELETMEĞ, TEKLEMEĞ, TELESMEĞ, DENLEMEĞ, LÖKLEMEĞ, KESİLMEĞ, KEPLEMEĞ, HEVSEMEĞ, TİFİRMEĞ, SESETMEĞ, TÜKETMEĞ, GİRİNMEĞ, TİTREMEĞ, TÜKENMEĞ

7 harfli kelimeler

İTİRMEĞ, İFİRMEĞ, SÜRTMEĞ, ERİNCEĞ

6 harfli kelimeler

SİYMEĞ, SÜZMEĞ, GİRMEĞ, DÖZMEĞ, ÇEYDEĞ, ZERMEĞ, ATABEĞ, ZÜRMEĞ

5 harfli kelimeler

KESEĞ, ÜSGEĞ, DİŞEĞ, PÖSEĞ, GİREĞ

4 harfli kelimeler

AŞEĞ, ELEĞ, ETEĞ, İYEĞ, ÖSEĞ

3 harfli kelimeler

YEĞ, HEĞ, PEĞ, TEĞ, SEĞ, ÇEĞ, CEĞ, BEĞ, ŞEĞ

2 harfli kelimeler

Bazı kelimelerin anlamları

Vücuttaki eklem yerleri. Parmak boğumu. Peki, öyle olsun anlamında. Etek: Eğinden aldım yakasına yamadım. Araba dingili.

MERESLENMEĞ

Bağlanmak.

SELLEĞTİRMEĞ

Konuşturmak, söyletmek.

GİLEYLENMEĞ

Şikayet etmek.

GİRGİLENMEĞ

Sabırsızlanmak.

FİRİKLEMEĞ

Çok şiddetli ishal olmak.

DİMDİKLEMEĞ

Gagalamak.

GİZİRLEMEĞ

Gizlice haber vermek.

GÜMÜRDENMEĞ

Kendi kendine hafif sesle konuşmak, mırıldanmak.

EVSELENMEĞ

Yeni elbise buruşmak, ütüsü bozulmak.

TÜTÜNNEMEĞ

Duman çıkarmak.

BÖRÜLDEMEĞ

Hayvan bağırmak, melemek, acı acı ses çıkarmak.

DİNDİRMEMEĞ

Aldırış etmemek.

MÜRGÜLEMEĞ

Oturduğu yerde uyuklamak, şekerleme yapmak.

TEŞERLEMEĞ

Kovmak, baştan savmak.

TENSEMEMEĞ

Aldırış etmemek, önemsememek.

  -   -   -  

Anlamında EĞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACAYİP

Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ACELECİ

Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.

ABRA

Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.

ACEMİ

Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ADAMAK

Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AÇGÖZLÜ

Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ADAMAKILLI

Gereğinden çok, iyice, bir güzel, bir temiz.

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.

ADİ

Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.