Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eyem" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eyem ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında eyem olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eyem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
EYEM
İyi.
GEYEM
İki yaşında ki dişi keçi.
MEYEM
Meğer.
ÇEYEM
Yaprakları çama benzeyen, nohut büyüklüğünde kırmızı meyveleri olan, bir metre boyunda bir çeşit ağaç.
BEYEM
Meğer, olaki.
Bu bölümde tanımı içerisinde EYEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TIKANIKLIK
Tıkanık olma, iyi işleyememe durumu. Soluğun kesilir gibi olması.
BORAZANCIBAŞI
Borazancıları yöneten kimse. bir topluluğun söyleyemediği sözleri söyleyen kimsesi.
SİNİRLENMEK
Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkelenmek, köpürmek, feveran etmek.
TEPİ
Bir işi yapmak, harekete geçmek için duyulan ve bireyin engelleyemeyeceği kadar güçlü istek, içtepi, itki.
DÖVİZZEDE
Bankalara dövizle borçlanıp borcunu ödeyemeyerek edindiği malı yok pahasına elinden çıkarmak zorunda kalan kimse.
HAZIMSIZ
Yediklerini kolay sindiremeyen. Yersiz davranışlara karşı susmak elinden gelmeyen (kimse). Benimseyemeyen, katlanamayan, kabullenemeyen.
BATKIN
Borçlarını ödeyemez duruma düşen, iflas etmiş (kimse), müflis.
EŞEYLİ
Erkek veya dişi eşeyden birine sahip olan, diğer eşey olmadan üreyemeyen cinsliği olan.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
SUSTURULMAK
Susması sağlanmak, konuşması önlenmek. Aldığı karşılıkla artık söz söyleyemeyecek bir duruma düşürülmek.
SUSTURMAK
Susmasını sağlamak, susmasına sebep olmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek, bastırmak. Verdiği karşılıkla veya yaptığı bir davranışla birini artık söz söyleyemeyecek bir duruma getirmek, ilzam etmek.
KÖTÜRÜM
Yaşlılık veya sakatlık sebebiyle yürüyemeyen, ayağa kalkamayan (kimse), oturak. Yürüyemeyecek derecede sakat (bacak). İşleyemeyen, iş yapamayan.
ATELEKTAZİ
Doğuştan veya sonradan oluşan, akciğerin bir kısmında veya tamamında, alveollerde havanın bulunmaması sonucu akciğerin havayla genişleyememesi. Orta kulakta olduğu üzere, normalde hava içeren boşluklarda havanın bulunmaması.
ATOMİSİTE
Üretici ve tüketicilerin hiçbirinin piyasa fiyatını tek başına etkileyemeyecek kadar fazla sayıda olması durumunu anlatan tam rekabet koşullarından biri.
İFLAS
Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu, batkı, batkınlık, müflislik. İşlevini ya da görevini yapamama. Yenilgiye uğrama, değerini yitirme.
YAYA
Yürüyerek giden kimse. Osmanlılarda Yeniçeri Ocağından önceki dönemlerde Türklerden kurulan asker teşkilatı ve askeri. Yayan. Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş kimse.
DULDA
Yağmur, güneş ve rüzgârın etkileyemediği gizli, kuytu yer, siper. Esirgeme, koruma, himaye.
HAZIMSIZLIK
Sindirim sisteminin iyi çalışmaması durumu. Benimseyememe, katlanamama, kabullenememe.
GERİ
Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı. "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz. Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval. Aptal, anlayışsız. Eksik gösteren (saat). Hayvanda boşaltım organının dışı. Bir şeyin sona kalan bölümü. Son, sonuç. Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş. Geriye doğru. Geçmiş, mazi.
PATİNAJ
Buz pateni. Yolun kaygan olması dolayısıyla tekerleklerin dönmesine rağmen taşıtın ilerleyememesi.