Kelimeler arşivi içinde; başında "evlek" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. evlek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu evlek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde evlek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EVLEKAÇMAK, EVLEKALMAK, EVLEKLEMEK
EVLEKLEME
EVLEKÇİ
EVLEK
EVLEK
Tarlanın, tohum ekmek için saban iziyle bölünen bölümlerinden her biri. On liralık kâğıt para. Tarlalarda suyun akması için açılan su yolu. Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü.
EVLEKALMAK
Tarla içindeki suları dışarı aktarmak için sabanla arık açmak. (Merzifon Amasya).
EVLEKAÇMAK
Sürülecek araziyi pulluk iziyle belirtmek. (Darıveren Acıpayam Denizli). Sulu tarlalarda, tohum saçtıktan sonra, saban ya da pullukla, tarla içinde arıklar açmak : Tohum saçtım evlek açtım. Al öküzü çifte koştum. (Darıveren Acıpayam Denizli).
EVLEKLEMEK
Sürülecek tarlayı eşit bölümlere ayırmak.
EVLEKLEME
Evleklemek işi.
EVLEKÇİ
Ev sahibi. Tarlayı evleklere ayıran işçilerin başında duran adam.
Bu bölümde tanımı içerisinde EVLEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HEVLEK
Ekilecek tarlada üç dört metre genişliğinde ayrılmış parçalar, evlek. Ağaç köklerinde yetişen bir çeşit mantar. Sabanın tarlada açtığı iz.
ANAVUL
Suyun küçük arklara ayrıldığı yer, bent başı. Sebze ekmek için ayrılmış toprak parçaları, evlek.
ANDAN
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Mademki, sonra, bakalım. Ondan. Tuzsuz pirinç lâpası. Ona. Sonra, ondan sonra. Ondan Ötürü. Oradan. Onunla.
KARAF
Raf. Bahçede ayrılmış bölümlerden biri, evlek.
HİNBİL
Üzüm bağlarında ayrılmış bir evleklik yer.
MANDAL
Kapı vb. şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta veya metal parça. Ut, kanun, keman vb. çalgıların tellerini geren düğme. Evlek. İpe serilen çamaşırı tutturmak için kullanılan yaylı kıskaç.
HALAKA
Çevre, dolay. Köy meydanı. Ev önlerinde sebze yetiştirilen birkaç evleklik ufak sebzelik. Hayvan sağma yeri. Köyün oyun meydanı: Çocuklar halakada oynuyor. Sokak. Mahalle.
ÇIRMAR
Evlek, tarlanın tohum atılmadan önce saban iziyle bölünen kısımlarından her biri. Tarlayı sulamak için açılan su yolu. Ekilecek tarlanın bölümlenmiş kısımlarından her biri, evlek.
CILMAR
Ark, evlek.
KELTİ
Meşe fidanı. Küçük fundalık. Yabancı : Kelti var susun. Evleklerin çevresindeki toprak yığını.
ÇURMAL
Sebze evlekleri.
AMBAL
Şaşkın, serseri, budala. Üzüm bağının bölümleri, evlek: Bu gece iki ambal bağ suladım.
GEVER
Bahçe ve tarla sulamak için açılan ince su yolu, ark. Arklardaki suyun yolunu değiştirmek için önüne yapılan toprak set. Ark suyunu evleklere bağlamak için delinip konulan taş. Boyunduruğun kayış bağlanan yeri. Soğuk. Arkbaşı. Ark. Suyun arka kanala bağlandığı yer. Su taksimat yönü, suyu başka tarafa çevirmek için önüne yapılan toprak set, ağız. Sulama işlerinde suyun yönünü değiştirmeye yarayan belirli nokta (Çayağzı). Arklardan tarlaya su ulaştıran küçük su yolları. (Yenikent Aksaray Niğde; Adalıkuzu Güdül Ankara; Güzelyurt Hekimhan Malatya; Gürün Sivas). Bir su ölçüsü: Bir gever su ver. (Güzelyurt Hekimhan Malatya.). Bahçe ve bostanlara arıktan su salıverecek delik, gedik.
ANDOL
Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark.
ANDALLAMAK
Dikişi seyrek seyrek dikmek: Bize gel de şu yorganı andallayıver. Deve yürüyüşü gibi geniş ve büyük adımlarla yürümek. Bir işi baştan savma yapıp bırakmak. Kollamak, gözlemek, takip etmek: Şu adamı andalla, nereye gidecek bakalım. Bir tarafa sarkmak, eğilmek: Evin duvarı andalladı. Tarlayı andallara, evleklere ayırmak.
BADARNA
Toprak sulamaya mahsus cetvel, büyük evlek.
BARAM
Üzüm, meyve ağaçları ve bitkilerin dizisi. Bağlardaki evlek. Bayram.
IMBIL
Yüz metrekarelik evlek. Hımbıl.
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
HOMBUL
Obur kişi. Omur. Uzun bir evleklik bağ: Bizim üzüm bağı iki hombul.