Sonu ETİR ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "etir" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. Sonu etir ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında etir olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde etir olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

KENDİÜRETİR, BASIGÖZETİR, ISILDENETİR

10 harfli kelimeler

ISIDENETİR, NEMDENETİR

9 harfli kelimeler

KELEFETİR, İÇDENETİR

8 harfli kelimeler

TUTGETİR, ÇENKETİR, ÇENGETİR, ÇELGETİR

7 harfli kelimeler

ÇÖNETİR, KİNETİR, KINETİR, SELETİR, KELETİR

6 harfli kelimeler

İLETİR

5 harfli kelimeler

FETİR, KETİR, HETİR, TETİR, SETİR

4 harfli kelimeler

ETİR

Bazı kelimelerin anlamları

ETİR

Kolonya.

ÇÖNETİR

Sakat.

ÇELGETİR

Bazı yerleri eskimiş, yırtılmış giyecek: Endeki çelgetiri değiştir, gözüme dokanıyorsun.

KİNETİR

Bir kimse alacaklısına borcunu vermeden tekrar borç istediği zaman, alacaklının alay yollu "olur"anlamında verdiği yanıt.

BASIGÖZETİR

Basınç denetleyici araç.

KENDİÜRETİR

Elektrik enerjisi gereksinimini kendi üreten, tüketim fazlası üretimini ise satan tüzel kişi.

TUTGETİR

Maşa.

SELETİR

Kulpsuz, yayvan çamaşır sepeti.

ÇENKETİR

Karşılıklı iki ağacın arasına yapılan çadır.

ISIDENETİR

Bir yer veya nesnenin ısısını kendiliğinden düzenleyen, aynı derecede kalmasını sağlayan cihaz, termostat.

ÇENGETİR

Yazlık çardak, göçebe çadırı: ali çengetiri kurdu.

KELEFETİR

Kalın açılmış mayalı hamurdan saç üstünde pişirilen yufka ekmek.

KINETİR

Pinti, cimri.

İÇDENETİR

Güvenlik amacıyla bina girişlerinde bulunan, bedendeki veya çantaların içindeki silah, bıçak vb. tehlikeli eşyaların belirlenmesini sağlayan aygıt.

NEMDENETİR

Bir yerdeki nemlilik derecesini durağan durumda bulunduran alet, higrostat.

ISILDENETİR

Sıcaklığı özdevimli bir düzenle belirli değerde tutan aygıt.

  -   -   -  

Anlamında ETİR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ETİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADAM

İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.

ACILAŞTIRMAK

Acı bir duruma getirmek.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

AÇMA

Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

AĞARTMAK

Ak duruma getirmek, beyazlatmak. Kuyumculukta gümüşü temizlemek.

AĞILANDIRMAK

Ağılı duruma getirmek.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AÇIKLAŞTIRMAK

Açık duruma getirmek. Rengini açtırmak.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ACINDIRMAK

Birinin acımasına yol açmak, birini merhamete getirmek.

AĞDALAŞTIRMAK

Ağda durumuna getirmek.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AĞAÇLANDIRILMAK

Ağaçlı duruma getirilmek.

ADLAŞTIRMAK

Ad durumuna getirmek, isimleştirmek.

ACAYİPLEŞTİRMEK

Yadırganacak bir duruma getirmek.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

AĞDA

Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.

AĞAÇLANDIRMAK

Bir yeri ağaçlı duruma getirmek.