ERİŞTE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "erişte" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. erişte ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu erişte ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde erişte olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ERİŞTE

İnce ince kesilip kurutulan hamur. Deniz yosunu.

ERİŞTELİ

Bir çorap motifi. (Yeşilova Aksaray Niğde).

ERİŞTELİK

Erişte yapmaya yarayan. Kıyılarda deniz yosunlarının hareketi engelleyecek biçimde çok olduğu yer.

  -   -   -  

Anlamında ERİŞTE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ERİŞTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CAFIT

Erişte kesmekte kullanılan üç ayaklı tahta, hamur tahtası.

KESAT

Alışverişte durgunluk. Yokluk, kıtlık.

KAZIKÇI

Alışverişte aldatan, pahalı mal satan kimse.

KAKALAMAK

Kakmak. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Sürekli çekiştirmek, itmek, kakıp durmak. Kaka yapmak.

Yemek. Bulgur pilâvı. Pirinç pilâvı. Bulgurdan yapılan sulu pilâv. Çorba. Nişasta, şeker ve su ile yapılan bir çeşit tatlı. Tarhana. Buğday unundan yapılan erişte: Bugün bizde misafir vardı ona aş kestim. Fırınlanmış mısır kırıklarından yapılan bir çeşit yemek. Zeytin tanesinin mengenede sıkıldıktan sonra kalan posası. Aşı: Dün okullarda aş yapmışlar. Çift sürerken öküzlere sesleniş şekli. Aç: Garnın aş mı ôlum?. Aş, yemek. Eski türkçe aş: Yemek. "Tarhana aşi. Ağaç (bk. âç). Ağaç. Aşı. Aç, tok değil. Yemek, çorba, yiyecek şey.

PEŞİN

Bir alışverişte, alışveriş yapıldığı anda, alınan şeyin tesliminden önce veya teslimiyle birlikte ödenen, veresiye karşıtı. Daha önce, önceden. Çalışmadan verilen (ücret, aylık). Toptancıdan bir malı çok miktarda veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma, spot.

MELEK

Tanrı ile insan arasında aracılık yaptığına ve nurdan olduğuna inanılan manevi varlık, ferişte. Terbiyeli, uysal kimse.

ELLEŞMEK

Elle dokunmak. El sıkarak selamlaşmak. Birine dokunacak söz söylemek. Elle itişerek şakalaşmak. Alışverişte, alanla satan birbirlerinin ellerini tutup sıkarak uzlaşmak. Birbirinin elini sıkarak güç denemesi yapmak. Ağır bir yükü kaldırmak için birkaç kişi birden tutmak. Yardımlaşmak.

GEÇİRMEK

Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.

GABİN

Alışverişte satın alınan mala ödenen karşılığın, malın değerinden çok fazla olması, alışverişte hile yapma. Edimler arasında açık oransızlık.

KAZIKLAMAK

Bir tarla veya arsanın sınırını belirtmek için kazık çakmak. Kazık cezasına çarptırmak. Bir malı, bir kimseye değerinden çok pahalıya satmak, alışverişte aldatmak.

FİLE

Yün, pamuk vb. ipliklerden düğümlerle oluşmuş ağ. Alışverişte öteberi taşımak için kullanılan, ilmeklerden oluşan ağ torba. Saçların dağılmaması için kullanılan ağ biçiminde örgü. Ağ.

BATTALLIK

Alışverişte durgunluk: Bu batallık böyle devam ederse halimiz nice olur.

KAZIKLANMAK

Bir malı değerinden çok pahalıya almak, alışverişte aldatılmak. Kazığa oturtulmak.

BEZİRGAN

Tüccar, mesleğindeki alışverişte çok fazla kâr amaçlayan kişi. Ticari işlerle uğraşan ve çok para kazanan güçlü insan.

BEH

Şaşma, korku, pişmanlık, beğenmeme, öfke, acıma bildirir ünlem. Bir şey satın alınırken veya yaptırılırken, önceden verilen bir miktar para, pey. Korkutma ünlemi. Köpekleri çağırma ünlemi. Her halde, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp: Ben buradan gideceğim beh. Evlenirken veya nişanlanmadan önce oğlan ve kız taraflarının birbirlerine yolladıkları hediyeler. Anlaşma, söz: Bu gizin behini aldıh. Alışverişte önceden verilen para, pey. Depozito; beh vermek.

İKRAM

Konuğu ağırlama. Sunulan şey. Bir şeyi armağan olarak verme, sunma. Alışverişte satıcının alıcıya yaptığı indirim.

CANBAR

Alış verişte ara bulan.

PAZARLIK

Bir alışverişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptıkları görüşme. Bazı kolaylıklar elde etmek veya daha iyi bir çözüme varmak amacıyla yapılmış olan görüşme. Özellikle pazar günleri giyilen şık, gösterişli giysi.

ÖDEMEK

Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek. Bir işin, bir görevin karşılığını vermek. Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek. Bedelini vererek bir zararı karşılamak, tazmin etmek. Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak, itfa etmek. Bir şey karşısında fedakârlık etmek, bir şey elde etmek için özveride bulunmak.