Sonu ERES ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eres" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eres ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında eres olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eres olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

TETRAMERES

9 harfli kelimeler

ACHTHERES

8 harfli kelimeler

MENDERES

5 harfli kelimeler

KERES, MERES, TERES, BERES, CERES

4 harfli kelimeler

ERES

Bazı kelimelerin anlamları

ERES

Buğdayın içinde bulunan bir çeşit ot.

TETRAMERES

Tavuk ve diğer kümes hayvanlarının sindirim sisteminde parazitlenen nematod cinsi.

ACHTHERES

Dişilerinde vücut sefalotoraks, gövde ve abdomen olmak üzere üç kısma ayrılmış, sefalotoraksta antenlerin bulunduğu kısımda kısmi bir karapaks bulunan, gövdesi küt biçimli, vücudunda özellikle ventral yüzeyde çok belirgin olarak segmantasyon görülen bir Crustacea cinsi.

MENDERES

Bir akarsu yatağının az eğimli koyak tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği S harfine benzeyen kıvrım. İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

TERES

Pezevenk.

MERES

Köpeğin yaşı.

KERES

Büyük ve derin karavana.

BERES

Yaramaz, haylaz. Geçimsiz, kötü huylu.

CERES

Kuru yemiş cinsinden şeyler.

  -   -   -  

Anlamında ERES bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ERES geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇIKARCILIK

Çıkarcı olma durumu, çıkarseverlik, menfaatçilik, menfaatperestlik, menfaatperverlik, menfaat düşkünlüğü.

CEVİZ

Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia). Bu ağacın kerestesinden yapılmış. Bu ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi, koz.

BİÇİMCİ

Biçime sıkı sıkıya bağlılık yanlısı olan. Alışılmış kural, tutum, davranış veya belli biçimin dışına çıkmayan, şekilci, şekilperest, formaliteci, formalist.

ÇİTLEMBİK

Kara ağaçgillerden, düz kabuklu, kerestesi sert ve dayanıklı bir ağaç, çıtlık, menengiç (Celtis australis). Bu ağacın mercimekten büyük, yuvarlak, buruk lezzette meyvesi.

AĞAÇ

Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

BACA

Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

ÇÖKELMEK

Bir sıvının içinde erimiş olan katı bir madde bir ayıracın yardımıyla sıvı dibine çökmek, teressüp etmek.

DİŞBUDAK

Zeytingillerden, kerestesi sert ve değerli bir ağaç, demircik (Fraxinus excelsior). Bu ağaçtan yapılmış.

BURUK

Burulmuş olan. Alınarak küskünlük gösteren, gücenmiş (kimse). Uygun olmayan şartlar sonucu dönerek büyüyen ağacın kerestesi. Tadı kekre olan (meyve).

ABANOZ

Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.

ENTERESANLIK

Enteresan olma durumu, ilginçlik.

BERELİ

Beresi olan.

AZMAN

Aşırı gelişmiş. Kerestelik tomruk.

ÇANDI

Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste. Tahta kapak ya da tavan.

ÇAPLAMAK

Bir şeyin enini, boyunu ölçmek, çapkımak. Keresteleri dört köşe olarak kesip biçmek.

ATEŞPERESTLİK

Ateşperest olma durumu.

AKAĞAÇ

Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia).

ÇATMAK

Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.

ÇIKARCI

Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan (kimse), çıkarsever, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver, menfaattar.

ÇÖKELME

Çökelmek işi, teressüp.