Kelimeler arşivinde; içinde "erey" olan, toplam 34 tane kelime bulunuyor. İçerisinde erey bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu erey ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında erey olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DEREYÜZÜDERE
YEREYAPALAK, YERYEPEREYH, GEREYLENMEK
PEREYİOPOT, DEREYAZICI
DEREYAMAÇ, DEREYÜRÜK, DEREYÜCEK, TEZBEREYE, DEREYALAK, TEREYAĞLI, CEREYANLI
SEDEREYH, DEREYURT, KEREYAĞI, MAEREYSE, DEREYÜZÜ, DEREYOLU, DEREYANI, DEREYAKA, TEREYAĞI
ZEEREYH, CEREYAN, NEREYİS
NEREYİ, NEREYE, HEREYH, TEREYH, CEREYH
EREY
Sürekli, sonsuz bir değişmenin en son varacağı yer. Bir f (x) işlevinin x değişkeni bir a değerine yaklaştığı sırada işlevin vardığı sınır değer. X, Y ilingesel uzayları, gönderimi ve bir noktası için, f gönderiminin a noktasındaki yöreler süzgecine göre erey noktası, a. bk. erey noktası.
DEREYAZICI
Çorum ilinde, Alaca belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
YEREYAPALAK
Kısa boylu kişi.
TEZBEREYE
Kolay kolay.
SEDEREYH
Ahmak, bunak, sersem, akılsız.
DEREYÜZÜDERE
Kütahya ili, Dağardı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
YERYEPEREYH
Çarçabuk.
TEREYAĞLI
Tereyağı ile yapılmış.
CEREYANLI
Akıntılı. Akımlı.
GEREYLENMEK
Hava bulutlanmak, serinlemek. Cam buhardan puslanmak. Sıvı şeylerin yüzünde toplanan kir, pis.
DEREYÜCEK
Kastamonu ili, Azdavay ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
DEREYURT
Malatya ili, Hasançelebi nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Muş ilinde, Mercimekkale nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Ordu kenti, Bolaman nahiyesine bağlı bir yer. Trabzon ili, Hayrat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Yozgat kenti, Akdağmadeni ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
DEREYAMAÇ
Siirt şehrinde, Aydınlar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
DEREYALAK
Eskişehir ilinde, İnönü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
PEREYİOPOT
Yengeç ve İstakoz gibi eklem bacaklıların sefalotoraksta dört çift olarak bulunan yürüme ayakları.
DEREYÜRÜK
Bilecik ili, Osmaneli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde EREY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KUYMAK
Mısır ununun erimiş tereyağıyla kavrulması, su eklenmesi, bir miktar peynir katılması ve bir süre kaynatılmasıyla elde edilen yemek. Karadeniz bölgesinde ve özellikle Trabzon'da yapılmış olan bir yemek türü.
HAYDARİ
Dervişlerin giydiği kolsuz, kısa, aba, hırka. Süzme yoğurt, sarımsak, nane, dereotu ve tereyağı karışımıyla hazırlanan bir meze türü.
DAYAMAK
Yaslamak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. Varmak, ulaşmak. Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek.
ARAZİ
Yeryüzü parçası, yerey, toprak. Yer.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
GİDERAYAK
Gitme anında, gitmek üzereyken. Herhangi bir sürecin sonuna doğru. Son anda.
PERDE
Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Katarakt. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. İki yeri birbirinden ayıran bölme. Doğruyu görmeye engel olan şey. Seste pes perde. Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri.
PÖTİBÖR
Çifte fırınlanmış, tereyağlı, dikdörtgen biçiminde, kenarları tırtıklı bir bisküvi türü.
PATAVATSIZ
Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen (kimse).
SANDVİÇ
İki ince ekmek dilimi arasına tereyağı, peynir, sucuk vb. konularak hazırlanan yiyecek.
BEŞAMEL
Et yemekleri için tereyağı, un ve sütle yapılmış olan bir sos türü.
ÖLÇÜSÜZ
Ölçülmemiş, ölçüsü alınmamış olan. Pek çok, aşırı, gelişigüzel, rastgele. Nereye varacağı düşünülmeksizin, yerli yersiz. Ölçüsü olmayan, vezinsiz.
SAĞYAĞ
Tereyağı.
AKIM
Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.
ANAFORLU
Akıntılı, cereyanlı.
PİRUHİ
Un, yumurta, tulum peyniri, tereyağı, et suyu ve ceviz içinden yapılmış olan bir hamur yemeği.
PANJUR
Güneşi ve rüzgârı önlemeye, ışığı azaltmaya yarayan, açılır kapanır dar ve yatay tahtadan, plastikten veya metal gereçlerden yapılmış, pencereye takılan kapatma düzeneği.
KURANDER
Hava akımı, cereyan.
SADEYAĞ
Tereyağı.
GEÇMEK
Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.