Sonu EREY ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "erey" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu erey ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında erey olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde erey olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

EREY

Sürekli, sonsuz bir değişmenin en son varacağı yer. Bir f (x) işlevinin x değişkeni bir a değerine yaklaştığı sırada işlevin vardığı sınır değer. X, Y ilingesel uzayları, gönderimi ve bir noktası için, f gönderiminin a noktasındaki yöreler süzgecine göre erey noktası, a. bk. erey noktası.

KEREY

Sarp kayalık.

GEREY

Pazartesi. Bulut. Dağın girintili çıkıntılı, gölgeli yeri. Belli dönüştürüm öbeği işlerleri altında, birkaç yöney gibi dönüşür matematik nesne. Her konaç dizgesinde belirli bileşenleri olan ve konaç dönüşümleri altında bileşenleri belirli kurallarla değişen soyut uzbilimsel nesne.

YEREY

Arazi. Yer kabuğunun oluşumu bakımından ele alınan herhangi bir parçası.

  -   -   -  

Anlamında EREY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EREY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARAZİ

Yeryüzü parçası, yerey, toprak. Yer.

PÖTİBÖR

Çifte fırınlanmış, tereyağlı, dikdörtgen biçiminde, kenarları tırtıklı bir bisküvi türü.

ANAFORLU

Akıntılı, cereyanlı.

KUYMAK

Mısır ununun erimiş tereyağıyla kavrulması, su eklenmesi, bir miktar peynir katılması ve bir süre kaynatılmasıyla elde edilen yemek. Karadeniz bölgesinde ve özellikle Trabzon'da yapılmış olan bir yemek türü.

ÖLÇÜSÜZ

Ölçülmemiş, ölçüsü alınmamış olan. Pek çok, aşırı, gelişigüzel, rastgele. Nereye varacağı düşünülmeksizin, yerli yersiz. Ölçüsü olmayan, vezinsiz.

SADEYAĞ

Tereyağı.

PERDE

Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Katarakt. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. İki yeri birbirinden ayıran bölme. Doğruyu görmeye engel olan şey. Seste pes perde. Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri.

PATAVATSIZ

Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen (kimse).

PİRUHİ

Un, yumurta, tulum peyniri, tereyağı, et suyu ve ceviz içinden yapılmış olan bir hamur yemeği.

PANJUR

Güneşi ve rüzgârı önlemeye, ışığı azaltmaya yarayan, açılır kapanır dar ve yatay tahtadan, plastikten veya metal gereçlerden yapılmış, pencereye takılan kapatma düzeneği.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

HAYDARİ

Dervişlerin giydiği kolsuz, kısa, aba, hırka. Süzme yoğurt, sarımsak, nane, dereotu ve tereyağı karışımıyla hazırlanan bir meze türü.

KURANDER

Hava akımı, cereyan.

DAYAMAK

Yaslamak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. Varmak, ulaşmak. Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek.

GİDERAYAK

Gitme anında, gitmek üzereyken. Herhangi bir sürecin sonuna doğru. Son anda.

SAĞYAĞ

Tereyağı.

SANDVİÇ

İki ince ekmek dilimi arasına tereyağı, peynir, sucuk vb. konularak hazırlanan yiyecek.

GEÇMEK

Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.

BEŞAMEL

Et yemekleri için tereyağı, un ve sütle yapılmış olan bir sos türü.

AKIM

Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz. Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan.