Kelimeler arşivi içinde; sonunda "epi" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu epi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında epi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde epi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KEPKEPİ, KEPLEPİ, SEPSEPİ
İÇTEPİ, ŞİLEPİ
SEPİ, TEPİ, ÇEPİ, HEPİ, KEPİ, PEPİ
EPİ
EPİ
Epeyce. Epey, bir hayli. Çokça. Yunanca bir yapının diğerinin üzerinde olduğunu gösteren ön ek. Üstünde, üzerinde, üstte.
KEPLEPİ
Küçük ayakkabı çivisi.
SEPSEPİ
Süzgeçli bahçe kovası. Dalgın, sersem.
KEPİ
Un elde etmek için değirmen taşlarının arasına konan deri ya da bez parçası. Keçe, paçavra. Ayakkabı derisi, kösele, gön. Eski ayakkabı parçası. Av tüfeklerinde saçma barutu sıkılamak için konulan bez, keçe parçası, tıpa. Bıçak, tırpan, keser gibi eşyalarda sapın sıkıştırılması için kullanılan çivi, teneke ya da ağaç yongası. Ocaktaki tencereyi yüksekte tutmak için yerleştirilen tuğla parçaları. Çivi. Demir çivi. Yumuşak, dayanıklı deri parçası. Hamurun üstünde kuruyarak oluşan kabuk. Çocukların kuş avlamak için kullandıkları sapanın taş konan meşin kısmı. (Çaltı Gelendost Isparta). Ayakkabıların içine konan keçe. (Ilıca Kütahya). İki küçük yuvarlak taştan oluşan el değirmeninde, üstteki taşın ayarını yapmakta kullanılan bez halka. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya). Culfa adlı tezgâhta, oku yandaki deliklerden birine sıkıca tutturmağa yarayan yonga. (Ağıl Eğridir Isparta).
İÇTEPİ
Tepi.
PEPİ
Kekeme.
KEPKEPİ
Küçük ayakkabı çivisi. Ayakkabı altına çakılan küçük demir. Küçük çivi.
ŞİLEPİ
Kötü görünümlü, dağınık kimse için.
ÇEPİ
Küçük çapa. Erzurum kenti, Karayazı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
SEPİ
Deri, post vb.ni kullanabilecek duruma getirmek için uygulanan işlemlerin tümü.
HEPİ
Hepsi. Hep, hepsi, bütün. Hepsi, tamamı.
TEPİ
Bir işi yapmak, harekete geçmek için duyulan ve bireyin engelleyemeyeceği kadar güçlü istek, içtepi, itki.
Bu bölümde tanımı içerisinde EPİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DESTANSI
Destan niteliğinde olan, destana benzeyen, destan gibi, destanımsı, destani, epik.
OKAZYON
Fırsat. Kelepir.
KELEPİRCİ
Her şeyi kelepir olarak ele geçirmek isteyen kimse.
GÜMÜŞÇÜN
Püskül kuyruklulardan, eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, vücutları küçük pullarla örtülü, kanatsız böcek (Lepisma saccharina).
DOMUZLAN
Kın kanatlılardan bir böcek (Brachynus crepitans).
DEBELENMEK
Bir acının etkisiyle veya bir baskıdan kurtulmak için çırpınmak. Boşuna uğraşıp durmak. Çırpınmak, tepinmek, kımıldanmak.
LAKOZ
Hanigiller familyasından yuvarlak kuyruğu bulunan bir tür balık (Epinephelus zeneus).
DEBBAĞ
Sepici.
LEZAR
Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir deri türü.
DİLİM
Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça. Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, epizot. Belli ölçülere göre oluşmuş bölüm. Radyatör parçalarından her biri.
EPİTELYUM
Epitel.
EPİTEL
Tek veya çok hücreden oluşan, vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku, epitelyum.
KREPDÖŞİN
Çin krepi.
PALAMUTLAMAK
Deriyi, sepilemek için palamut doldurulmuş çukura yatırmak.
KELEPİRCİLİK
Kelepircinin yaptığı iş.
İSTENÇ
İrade. Davranışlarla ilgili tepilerden bir bölümünü tutup ötekileri eyleme dönüştürme gücü, irade.
DEBAGAT
Sepicilik.
İTKİ
Tepi.
ORFOZ
Hanigillerden, Ege ve Akdeniz'de bulunan, eti beyaz ve lezzetli, 10 kilogramdan 50 kilograma kadar ağırlığı olan bir tür balık (Epinepheles gigas).
PARTİ
Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk, fırka. İnsan topluluğu. Bir bütünün parçası, kısım. Bazı oyunlarda bir kez. Çok ucuza elde edilen şey, kelepir. Armoniyi oluşturan ezgilerden her biri. Bir araya gelinerek tavla, konken, okey vb. oynanan oyunlardan her biri. Tutam. Vurgun, kazanç. Herhangi bir ürünün tek seferde bir yerden başka bir yere gönderilen bölümü. Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence. Bir yere bölümler hâlinde gönderilmekte olan bir malın veya bir bütünün parçası.