Kelimeler arşivi içinde; başında "epe" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. epe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu epe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde epe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EPERİTROZOONAZİS
EPERYTHROZOON
EPEYSODYON
EPENDİMOM
EPERİMEK, EPEŞKERE, EPELEMEK
EPENDİM, EPEYİCE, EPERMEK
EPENEK, EPELEK, EPESEK, EPEYCE, EPEYCA
EPENE, EPEME, EPEYİ
EPEC, EPEY, EPEİ, EPEK, EPER
EPE
EPE
Delici kılıç. Delici kılıçla oynanan, hedef bölgesi bütün vücut olan bir tür kılıç oyunu.
EPEŞKERE
Açık, çok açık.
EPESEK
Aptal, budala.
EPERİTROZOONAZİS
Eperythrozoon türlerinin oluşturduğu, sivrisineklerle taşınan, genellikle sinsi seyirli, stres ve diğer hastalıkların varlığında ve mevsimsel olarak biçimlenen anemi ve ateşle seyreden bir enfeksiyon.
EPERMEK
Getirmek, vermek. Yırtılmak.
EPERYTHROZOON
Anaplasmataceae ailesinde bulunan kemiricilerde, sığırlarda, koyun ve domuzlarda parazitlenen riketsiya cinsi.
EPEYSODYON
Antik Yunan tragedyasında koronun ezgileri arasındaki söyleşmeli bölüm. bk. oluntu. Antik tragedyalarda koro ezgileri arasında oynanan dialoglu bölüm. Ana olaya bağlı, onun daha iyi belirmesi için gerekli ikinci derecede olay. (Oluntu). Ekspresyonist ve epik oyunlarda görüntü bölümleri.
EPEYİCE
Epey.
EPELEMEK
Yağmur ya da kar hafif hafif yağmak, serpelemek. Çocuğu yürümeğe alıştırmak. Saçmak, ekmek.
EPERİMEK
Genizden konuşmak.
EPENEK
Kelebek. Kulunç hastalığı.
EPENDİMOM
Ependim hücrelerinden köken alan, daha çok yanal karıncıklarla omuriliğin kanalis sentralisinde yerleşen ve beyin-omurilik sıvısıyla metastaz yapabilen tümör hücrelerinin bantlar veya rozet biçiminde yerleşimiyle belirgin normal dışı ve kontrolsüz doku üremesi, ependim tümörü.
EPELEK
Kelebek. Saçı dağınık. El örgüsü çoraplarda kelebek motifi. (Yenikent, Aksaray Isparta).
EPENDİM
Elbise, örtü, beyin ve omurilik boşluklarını örten iç zar.
EPEYCE
Epey.
EPEYCA
Bir hayli.
Bu bölümde tanımı içerisinde EPE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
BUNCA
Epey, çok. (bu'nca) Bu kadar, bu denli.
ÇATMAK
Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.
BELEN
Bel. Bayır. Hatay iline bağlı ilçelerden biri. Tepe. Dağ üzerindeki yüksek geçit, dik dağ yolu.
BASKETBOL
Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun, basket, sepet topu.
ÇAL
Taşlık yer, çıplak tepe. Denizli iline bağlı ilçelerden biri.
ÇEPELLEMEK
Çepel duruma getirmek. Karıştırıp bozmak.
BUZLUĞAN
Üzerinde buz eksik olmayan yüksek dağ tepesi.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
ÇEPELLEME
Çepellemek işi.
ARAFAT
Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe.
AYÇA
Hilal. Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapılmış ay yıldızlı süs, alem.
ÇEKYAT
Gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen koltuk, kanepe.
BİRİKİM
Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.
ALEM
Bayrak. Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs, ayça. Simge.
BAYAĞI
Aşağılık, pespaye. Gerçekten. Herhangi bir özelliği olmayan, sıradan, alelade. (ba'yağı) Hemen hemen, âdeta. Basit, adi, amiyane, banal. Oldukça, epey.
ÇAVELA
Tutulan balıkların içine konduğu sepet, çavalye.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
BANDROL
Denetim pulu. Bayrak direğinin tepesine süs olarak konulan uzun, kumaş şerit.
BANKO
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.