Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eme" olan, toplam 995 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında eme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MİKROİZLENCELEME
ABASSÖĞODENEME, BELGEGEÇERLEME, KARŞIDENGELEME, MARMENEVİŞLEME
PARAMETRELEME, GÖRÜNÇLÜKLEME, OSMENEVİŞLEME, SANTRİFUJLEME
ELEKTRİKLEME, GALVANİZLEME, HİDROJENLEME, MÜREKKEPLEME, NAFTALİNLEME, ÇİZEYLEMLEME, ÇİZİKSİZLEME, ÇOKDÜZEYLEME, EMPRENYELEME, GEÇERSİZLEME, GELİNCİKLEME, GÖSTERİŞLEME, ISIDÜZENLEME, İÇGERÇEKLEME, KERTERİZLEME, OKSİTSİZLEME, ÖZEÇÖZÜMLEME, SÜRDÜRÜMLEME, TAMİNDİRGEME, TEKTÜRELLEME, YERBÖLÜMLEME
ÇERÇEVELEME, DEĞİRMİLEME, DİNAMİTLEME, FİHRİSTLEME, FİRKETELEME, GARANTİLEME, GÖRÜNTÜLEME, JELATİNLEME, KELEPÇELEME, KİREÇSİLEME, MENEVİŞLEME, MERDANELEME, MÜZEVİRLEME, OKSİJENLEME, RAPTİYELEME, RÖNTGENLEME, SERBESTLEME, SİSTİRELEME, SİYANÜRLEME, TEDARİKLEME, TERBİYELEME, TESTERELEME, TÜKÜRÜKLEME, VAZELİNLEME, YELPAZELEME, YÜKSELTGEME, BİLEZİKLEME, ÇİZELGELEME, DEĞİŞİKLEME, DİZELGELEME, Devamını Oku »»
BİLMEZLEME, BRİKETLEME, DESTEKLEME, DOPİNGLEME, DÖRDÜZLEME, EĞRETİLEME, GERÇEKLEME, GÜNCELLEME, JURNALLEME, KÖSTEKLEME, KÜKÜRTLEME, LÜTFEYLEME, MERHEMLEME, MERKEZLEME, NEŞTERLEME, PARAFELEME, PARSELLEME, PEHPEHLEME, PERÇİNLEME, REDDEYLEME, SABREYLEME, SANSÜRLEME, SERSEMLEME, SEYREYLEME, SÖYLEMSEME, SÜLFİTLEME, SÜLFÜRLEME, SÜNNETLEME, SÜZGEÇLEME, ŞANDELLEME, Devamını Oku »»
AFFEYLEME, AKÇÖPLEME, ARŞİVLEME, BADİKLEME, BELGELEME, BELGİLEME, BELİKLEME, BELİNLEME, BELİRLEME, BELİTLEME, BENİLDEME, BENİMSEME, BESTELEME, BETİMLEME, BEZEKLEME, BEZİRLEME, BİBERLEME, BİÇİMLEME, BİTÜMLEME, BÖLÜMLEME, BÜTÇELEME, BÜTÜNLEME, BÜYÜKSEME, BÜYÜMSEME, BÜZGÜLEME, ÇEKİÇLEME, ÇEKİMLEME, ÇELİKLEME, ÇELMELEME, ÇEMENLEME, Devamını Oku »»
APRELEME, ATEŞLEME, BERELEME, BEZELEME, BÜYÜLEME, CİLTLEME, ÇEKELEME, ÇEKEMEME, ÇENİLEME, ÇİFTLEME, ÇİSELEME, ÇİTİLEME, ÇİVİLEME, DENKLEME, DEŞELEME, DİZELEME, DÖNELEME, DÖRTLEME, EMEKLEME, ENİKLEME, ENSELEME, ERTELEME, ESENLEME, ESİNLEME, ESİRGEME, EŞİTLEME, ETEKLEME, ETERLEME, ETKİLEME, EVETLEME, Devamını Oku »»
BEKLEME, BELLEME, BENZEME, BESLEME, BEZLEME, BİRLEME, BİZLEME, CEPLEME, ÇEMREME, ÇİĞNEME, ÇİMLEME, ÇİTLEME, ÇİYLEME, ÇÖPLEME, DEFLEME, DEHLEME, DEMLEME, DERLEME, DİNLEME, DİPLEME, DİŞLEME, DİZLEME, DÖLLEME, DÜŞLEME, DÜZLEME, EBELEME, EĞELEME, EŞELEME, FİŞLEME, FİTLEME, Devamını Oku »»
BELEME, BEZEME, BİLEME, BÜĞEME, CEREME, ÇİSEME, DENEME, DİLEME, DİREME, DİŞEME, DÖŞEME, DÜZEME, EĞLEME, EKLEME, ELLEME, EMLEME, ERSEME, ESLEME, ESNEME, EVSEME, EYLEME, GELEME, GÖZEME, HADEME, İMLEME, İNLEME, İSLEME, İSTEME, İZLEME, KADEME, Devamını Oku »»
ELEME, ENEME, ESEME, İŞEME, ÖDEME, ÖZEME, ÜREME, ALEME, AZEME, EMEME, EPEME, İNEME, İREME, ÖREME, ÜLEME
DEME, KEME, MEME, SEME, YEME, ÇEME, GEME, HEME, LEME, NEME, ŞEME, TEME
EME
EME
Ama, fakat. Hala, babanın kız kardeşi. Çocukların oyun için kazdıkları ufak çukur. Çocukların oyunda işaretledikleri yer, ebenin yeri, kale. Çocukların çizgi oyunu oynadıkları taş. Yerden çıkarılan patateslerin bıraktıkları küçük çukur. Ama, kör. Hala. Ama. Cariye.
GALVANİZLEME
Galvanizlemek işi.
SANTRİFUJLEME
Çok hızlı döndürmeyle, katıları sıvılardan veya yoğunluk farkından yararlanarak sıvıları birbirinden ayırma tekniği.
PARAMETRELEME
Parametrelemek işi.
OSMENEVİŞLEME
Ostenitleme işleminden sonra Mb sıcaklığının üstünde tutulan bir yunakta, beynit dönüşümünü sağlama işlemi. (ostenit+menevileşme).
MÜREKKEPLEME
Mürekkeplemek işi.
GÖRÜNÇLÜKLEME
Belirli bir olguyu en iyi biçimde yansıtmak için görüntü öğelerinin alıcı önünde düzenlenmesi işi.
KARŞIDENGELEME
Bir deneylemede deneysel değişkenin uygulanmasına bağlı saptırıcı etkileri dengelemek amacıyla bu etkenin değişik rastlantılı düzenler içinde sunulmasını öngören denetim önlemi, bk. abba düzeni, deneyin denetlenmesi.
NAFTALİNLEME
Naftalinlemek işi.
MARMENEVİŞLEME
Çeliğe, içgerilimler yönünden daha dengeli bir su verme uygulama amacıyla, Mb - sıcaklığı üzerinde tutulan bir yağ ya da tuz yunağında önceden suvererek, parçanın sıcaklığını biryapımlama ve bundan sonra sertleştirip menevişleme işlemi, (martensit+menevişleme) marsuverme diye de bilinir.
HİDROJENLEME
Hidrojenlemek işi.
ABASSÖĞODENEME
Korku, kuşku, coşku bildiren ünlem.
BELGEGEÇERLEME
Belgegeçerlemek işi.
ÇİZEYLEMLEME
Bir işlemi ana mantık komutlarına indirgeyip bilgisayara verilecek duruma getirme.
ELEKTRİKLEME
Elektriklemek işi.
MİKROİZLENCELEME
Bir bilgisayarı, mikroizlenceler geliştirerek bellenim olanaklarıyla donatma.
Bu bölümde tanımı içerisinde EME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇMALIK
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.
AGNOSTİK
Bilinemezci. Bilinemezcilikle ilgili.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AÇIKÇASI
Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
AFSUNLAMAK
Büyülemek.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
AFSUNLAMA
Büyüleme.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
AFFEYLEME
Affeylemek işi.
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ACEMİ
Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.