EME ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "eme" olan, toplam 84 adet kelime bulunmaktadır. eme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu eme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

EMEKLENDİRMEK

12 harfli kelimeler

EMERBOŞALTIM

11 harfli kelimeler

EMEKÇİLEŞME, EMENKÖMENCİ

10 harfli kelimeler

EMENDİRMEK, EMENDİRMEG, EMEKTARLIK

9 harfli kelimeler

EMEKLİLİK, EMEKÇİLİK, EMERETSİZ, EMEKLEMEK, EMERGİNAT, EMEDENNEN, EMEKLİLER, EMETULLAH, EMENEŞGEN, EMEBİLMEK, EMENEŞKEN

8 harfli kelimeler

EMERBORU, EMEKLEME, EMEKÜLÜS, EMELİYET, EMEBİLME, EMERETLİ, EMERGENS, EMERTROP

7 harfli kelimeler

EMELCİK, EMEYSİZ, EMESKEN, EMENKÖY, EMENLER, EMELİYE, EMELEYA, EMENMEG, EMENMEK, EMEDANI, EMEKTAR, EMEKSİZ, EMEDENE, EMEDENİ, EMEGÜLÜ

6 harfli kelimeler

EMENNA, EMERCE, EMERÜK, EMESEN, EMENLİ, EMENET, EMETİK, EMEZİS, EMEZEK, EMERET, EMENCE, EMECİK, EMECÜK, EMEÇER, EMEGAN, EMEGEN, EMEGÜL, EMEĞEN, EMEĞİL, EMEĞRA, EMECEN, EMEKÇİ, EMEKLİ, EMECAN, EMELEK, EMELLİ, EMELYA

5 harfli kelimeler

EMERE, EMEZE, EMELE, EMESE, EMECİ, EMEME, EMEŞE, EMETE, EMETİ

4 harfli kelimeler

EMEN, EMET, EMEÇ, EMEK, EMER, EMEL

3 harfli kelimeler

EME

Bazı kelimelerin anlamları

EME

Ama, fakat. Hala, babanın kız kardeşi. Çocukların oyun için kazdıkları ufak çukur. Çocukların oyunda işaretledikleri yer, ebenin yeri, kale. Çocukların çizgi oyunu oynadıkları taş. Yerden çıkarılan patateslerin bıraktıkları küçük çukur. Ama, kör. Hala. Ama. Cariye.

EMEKLENDİRMEK

Yormak, zahmete sokmak.

EMEKTARLIK

Emektar olma durumu.

EMERETSİZ

Beceriksiz.

EMENDİRMEG

Yormak, zahmet vermek.

EMEKLEMEK

Dizler ve eller üzerinde yürümek. Bir işe yeni başlarken deneyimsizlikten ötürü acemilik geçirmek.

EMERBOŞALTIM

Bir kaptaki sıvıyı ters "U" biçimindeki bir boru ile hava basıncından yararlanarak daha düşük düzeydeki bir başka kaba aktarma.

EMEKLİLİK

Emekli olma durumu, tekaütlük.

EMEKLİLER

38 yaşından sonra, yetki belgesi almamış olan özenci ve bağımsız bölümlerdeki koşuculara, 40 yaşından elli beş yaşına dek verilen yetki belgesini almış yarışçılar.

EMEDENNEN

Ansızın, birdenbire.

EMETULLAH

Allah'ın kulu (kadınlar için kullanılır).

EMEKÇİLEŞME

Anamalcı sanayi toplumlarında küçük çiftçi, tecimci ve elsanatçılarının mülksüzleşerek emekçi durumuna düşmesi süreci ve olgusu.

EMERGİNAT

Yaprak ayası ucunun çentikli olması.

EMENDİRMEK

Yormak, zahmet vermek. Boş yere ümitlendirmek, aldatmak. Emek çektirmek, zahmet vermek, zahmete sokmak, yormak.

EMEKÇİLİK

Emekçi olma durumu.

EMENKÖMENCİ

Kendi kendine yetişen, yemeği yapılan bir çeşit ot, ebegümeci.

  -   -   -  

Anlamında EME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AFYONLAMAK

Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AGNOSTİK

Bilinemezci. Bilinemezcilikle ilgili.

AÇIT

Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

ACİZ

Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

AFSUNLAMAK

Büyülemek.

AÇMALIK

Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ACİL

Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.

AFFEYLEME

Affeylemek işi.

AÇINSAMAK

Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.

ACEMİ

Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

ABAJUR

Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.

AÇIKÇASI

Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.

AFSUNLAMA

Büyüleme.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

ACIKMAK

Yemek yeme gereksinimi duymak.