Kelimeler arşivi içinde; başında "dine" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. dine ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dine ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dine olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DİNERKÇİLİK
DİNEZİRMEK, DİNEBİLMEK, DİNEKSARAY
DİNEBİLME, DİNEZİMEK, DİNELTMEK
DİNELMEK, DİNENMEÇ, DİNENMEK, DİNETMEK
DİNELME, DİNELEK, DİNELÜK, DİNEMEK, DİNERKİ
DİNERİ, DİNEİN
DİNEN, DİNEP, DİNEK
DİNE
DİNE
Konaklama yeri.
DİNELMEK
Ayakta durmak. Ayağa kalkmak, dik durmak. Karşı koymak, kafa tutmak.
DİNELEK
İtaatsiz, inatçı, dik kafalı. Ukala, kendini beğenmiş kişi. İşe giderken ya da iş yaparken onunla bununla meşgul olarak sallanan, boş vakit geçiren (kimse). Karşı koyan, direnen.
DİNEZİRMEK
Gözetlemek: Pencereden epey dinezirdim.
DİNELTMEK
Ağaç, sırık gibi şeyleri dikmek. Herhangi bir şeyi dikey durdurmak. Ayağa kaldırmak, ayakta tutmak: Çocuğu bukadar ayakta dineltmek iyi değil. Meydana getirmek. Dikmek, dik tutmak.
DİNENMEK
Dinlenmek.
DİNELÜK
Ayakta duran.
DİNEBİLME
Dinebilmek işi.
DİNELME
Dinelmek işi.
DİNEKSARAY
Konya şehri, Dinek nahiyesine bağlı bir bölge.
DİNEMEK
Dinlemek, karşılığı diğnemek, dinnemek. Dinlemek.
DİNEBİLMEK
Dinme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİNETMEK
Ayağa kaldırmak, ayakta tutmak.
DİNERKÇİLİK
Dinin ve din kurumlarının toplum yaşamının türlü kesimlerindeki yerini güçlendirmeyi amaçlayan toplumsal-ekonomik akım.
DİNEZİMEK
Ateşi az gelen yemek yarı pişmiş halde kalmak.
DİNENMEÇ
Konak, mola verilecek yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde DİNE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARTİST
Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse, sanatçı, sanatkâr. Eğlence yerlerinde gösteri yapan kimse. Olduğundan başka türlü görünen, yapmacık ve abartılı davranan kimse.
AŞÇI
Yemek pişirmeyi meslek edinen kimse. Yemek yenilen dükkân, aşevi, lokanta. Yemek pişirip satan kimse.
AHDETMEK
Bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek.
AVCI
Avı kendine iş edinen kimse. Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir takımyıldız, Cebbar, Orion. Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan).
AHİT
Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant. Devir, zaman. Antlaşma.
AHZÜKABZ
Kendine mal etme. Para tahsili yapmaya yetkili olma.
ANT
Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin, kasem. Kendi kendine söz verme, ahit.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
ASİMİLE
"Benzeşmek, kendine uydurmak" anlamındaki asimile etmek birleşik fiilinde kullanılan bir söz.
ARABESK
Arap müziğini andıran, genellikle karamsarlığı konu edinen bir müzik türü. Girişik bezeme.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
AYICI
Ayı oynatmayı iş edinen kimse.
ARAYICI
Bir şeyi aramayı iş edinen kimse. İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop.
AYIKMAK
Ayılmak, kendine gelmek, uyanmak, aklı başına gelmek.
ARANMAK
Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ABARTICI
Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.