Kelimeler arşivi içinde; başında "depo" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. depo ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu depo ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde depo olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DEPOLİTİZASYON, DEPOLAYABİLMEK, DEPOLANABİLMEK, DEPOLARİZASYON
DEPOLAYABİLME, DEPOLANABİLME
DEPOLATILMAK
DEPOLATILMA, DEPOZİTOSUZ, DEPOLARİZÖR
DEPOLARİZE, DEPOZİTOLU, DEPOLATMAK, DEPOLANMAK
DEPOLANMA, DEPOLANIŞ, DEPOLATMA, DEPOLAMAK, DEPOLAYIŞ, DEPOCULUK
DEPOLAMA, DEPOZİTO, DEPONENS
DEPOZİT
DEPOCU
DEPOY
DEPO
DEPO
Korunmak, saklanmak veya gerektiğinde kullanılmak için bir şeyin konulduğu yer, ardiye. Ordu mallarının saklandığı, bakımlarının yapıldığı yer, debboy. Bir malın toptan satıldığı ve çokça bulunduğu yer.
DEPOZİTOLU
Depozitosu olan.
DEPOLATILMAK
Depolanması sağlanmak.
DEPOLARİZE
Depolarizasyon eylemi.
DEPOLAYABİLME
Depolayabilmek işi.
DEPOLANMA
Depolanmak işi.
DEPOLANABİLME
Depolanabilmek işi.
DEPOLANABİLMEK
Depolanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DEPOLANMAK
Depolama işi yapılmak.
DEPOZİTOSUZ
Depozitosu olmayan.
DEPOLİTİZASYON
Grup, kurum veya eylemin siyasal niteliğini yitirmesi.
DEPOLATMAK
Depolama işini yaptırmak.
DEPOLATILMA
Depolatılmak işi.
DEPOLAYABİLMEK
Depolama imkânı veya olasılığı bulunmak.
DEPOLARİZASYON
Zar boyunca elektrik potansiyel farkının azalması. Uyarılabilir hücre zarının uyarılması sonucu, zarın seçici geçirgenliği kaybetmesiyle, negatif istirahat potansiyelinin pozitif yönde yükselmesi. Zarda polarize durumun bozulması. Kutuplaşmayı nötrleştiren eylem veya süreç.
DEPOLARİZÖR
Elektrik polarizasyonunu önleyen, elektrotları birbirinden ayıran gözenekli diyafram gibi.
Bu bölümde tanımı içerisinde DEPO geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DOK
Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz. Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılmış olan büyük depo.
AMBARLAMA
Ambarlama işi, depolama.
DEBBOY
Depo.
DOLDURMAK
Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek. Ses, koku yayılıp kaplamak. Belirli bir süreyi kaplamak, almak. Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. Yaşını, yılını bitirmek. Ateşli silahların içine mermi sürmek. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek. Canlılık kazandırmak.
AMBARLAMAK
Depolamak.
ARDİYE
Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm. Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret. Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer, depo.
HECİN
Çift parmaklılar takımının devegiller familyasından, uzunluğu 3, yüksekliği 2 metre kadar olan, sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan, hızlı yürüyen bir tür memeli (Camellus dromedarius).
GAZOMETRE
Gazların toplanması, belirli basınç altında dağıtılması için kullanılan depo. Gazölçer.
GAZHANE
Hava gazı üretilen veya depolanan yer.
DEPOLAMA
Depolamak işi. Bellek cihazına verinin yerleştirilmesi veya saklanması.
BOYLER
Kalorifer kazanının sıcaklığından yararlanarak içindeki suyun ısıtılması sağlanan depo.
BUZHANE
Buz yapılmış olan yer. Soğuk hava deposu.
DEPOCULUK
Depocunun yaptığı iş.
EMME
Emmek işi. Petrol ile ilgili işlemlerde bir akışkanın çekilişi. Bir deponun böyle bir çekilme ile doldurulması işlemi. Soğurma. Boruda akan sıvının oluşturduğu çekiş.
AKÜMÜLATÖR
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.
DEPOLAMAK
Saklamak veya korumak amacıyla ambara koymak, depo etmek, biriktirmek, ambarlamak. Bir bellek cihazına veriyi yerleştirmek veya saklamak.
BALIKHANE
Balıkların toptan satışa çıkarıldığı, soğuk hava deposu olan yer.
KALKANCIK
Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça.
HAZNE
Hazine. Döl yatağı. Bir şeyin toplandığı, biriktirildiği yer, depo.
DEPOCU
Depoya bakan kimse.